Sizin piyasanız yok size para yok!

Derince Belediyesi’nin düzenlediği etkinlik vesilesiyle “Kafa Dengi” ekibinin sohbetine yakinen iştirak etme fırsatını bulduk Kocaeli’de ikamet edenler olarak.

Sizin piyasanız yok size para yok!

 

Kafa Dengi’nin amacı ne?

Konuşmaya öncelikle Tarık Tufan başladı ve programı bir derdi dile getirmek için yaptıklarını, herkesin içinde taşıdığı bir inanç olduğunu ve amaçlarının bu inancın kendilerine yüklediği sorumluluğu taşımak olduğunu dile getiren cümlelerle kısa bir girizgâh yaptı.

Daha sonra Selahattin Yusuf, Kafa Dengi programı süresince daha büyük bir fikre ulaşmaya çalıştıklarının altını çizdi.  Selahattin Yusuf, düşüncelerimizin çelişkilerimizle daha da güçleneceğini vurgulamasının ardından geçmişten günümüze Türkiye’deki kültür-sanatın geçirmiş olduğu travmalardan ve ülkemizin gündelik hikâyesinin bu tip yaralanmalarla uğradığı kesintiler sebebiyle bizlerin de sürekli olarak arkamızı toparlamak durumunda kaldığımızdan bahsetti. Ayrıca bir kültürü yerinden ederseniz o kültür artık bozulmaya başlar, Türk kültüründe de böyle kesitler vardır diyerek mühim tespitlerde bulundu. Tabi her zamanki gibi mübarek kitaplardan, Nietzsche’den, Dostoyevski’den alıntılarla öyle güzel cümleler kurdu ki yine “ bu adam ne çok kitap okumuş ve nasıl bunları unutmadan bize aktarabiliyor” diyerek dikkat kesilip dinledik.Kafa Dengi; Selahattin Yusuf, Tarık Tufan, Gökdemir İhsan

Ve sıra Gökdemir İhsan’a geldi elbette. Kendisi evvelki yıllarda ‘İçinde bulunduğumuz halden nasıl kurtuluruz?’ diye düşündüğünde devrimciliği seçtiğini ve fakat biraz kitap okumaya başlayıp, kafa yormaya koyulunca ‘nasıl kurtuluruz’un cevabını “yolda olmak” olarak bulduğunu izah etti. Bizi yoran ideoloji meselesinin modern dönemde dinin yerine geçtiğini ve kitleleri manipüle edecek bir araç olarak kullanıldığını söyledi. Daha çok Batılı kaynaklardan edebiyat, düşünce dünyasını takip ettiğinden sebep “gâvurluk” yaptığını, ancak Batının bütün kötülüklerin kaynağı olmadığı gibi doğu da, batı da Allah’ındır dedi.

Bütün Batılı referanslara rağmen her zaman geleneğe vurgu yapmayı doğru bulduğunu, kadim düşünceyle irtibat kurmanın modern zamanı atlatmak için bize yardımcı olacağını düşündüğünü zikrederek modernizmin bizi nesne haline getirdiğini yineledi. Dekart’a kadar modernizm bizi özne (sahte) olarak tanımlar. Ama daha sonra bizi nesneleştiriyor diyerek gerçeklerle bir kez daha yüzleştirmiş oldu.

İktidar değişmiş neyime!

Tarık TufanBu kadar ciddi ve hayati memleket meselelerinden sonra Tarık Tufan ortamı biraz gevşetmek, bizleri tebessüm ettirmek için olacak okul yıllarından birkaç anısını bizlerle paylaştı. Felsefe bölümünü kazandıktan sonra mahalledeki komşuların annesine “bu oğlan dinden çıkar, gâvur olur, felsefe okuyan gâvur oluyor” diyerek annesinin içine nasıl kurt düşürdüklerini ve o günden sonra annesinin onu nasıl takibe aldığını mizahi bir dille anlattı. Büyük, küçük değişiyor ama adaletsizlik değişmiyor diyerek sert bir kroşe çaktıktan sonra, iktidar değişiyor ancak duygusu değişmiyor, muktedirler ‘biz ve çevremiz nasıl daha çok olanaklara sahip oluruz’un hesabındalar serzenişinde bulundu.

Bunca imkâna rağmen sanatçıları çağırırken sarf edilen paranın, yazar, çizer ve düşünürleri çağırmaya sıra gelince kısıtlandığını söyledi. Sebep; bizim piyasamız yok, kimin piyasası varsa onlar davet ediliyor diyerek derin yaramızı sızlattı. Son söz olarak Tufan, ‘Hayatımızın özet cümlesi nedir?’ sorusuna halkın kendi irfanında verdiği cevap; istersen padişah ol arkandan kötü deniyorsa iş bitmiştir. İyi adamdı desinler, vicdan sahibiydi desinler dedi ve birbirimize merhameti, şefkati yitirmeyelim, zayıf olanlarımızı gözetip, kollayalım adil olalım temennilerinde bulundu.

“Kitaplılar” oradaydı

Genel itibarıyla bu tip etkinliklere katılımın yüksek olması beklenir ki TV programı olması hasebiyle katılımcıların daha tanınır ve ilgi çekmesi umulur diye yanlış bir zehaba kapılmışız büyük bir çoğunluk olarak. Hatta bu sebeple ayakta kalmamak için erkenden gelenler bile mevcuttu. Fakat salonun yarısı ancak doluydu belki de ve gelenlerin bir kısmı programdan bihaber, bir kısmı afişlerini görünce geçen haftaki programlarını izleyip ilgi duymuşlar ancak eşlerinin dizi iştiyakından bir daha izleyebilme imkânına sahip olacaklarından şüphelilerdi. Eh ne de olsa programlarında kitaptan, edebiyattan, şiirden, dergilerden, iyi ve güzel adamlardan yani kısaca kültür-sanat gibi son derece gereksiz (!) mevzulardan bahsediyorlar.

Kimisi gelip bu adamlar ne iş yapıyor diye sorar ki afallatır insanı “inşaatçı” birader diyesiniz gelir ve ardından çekmeye koyulursunuz bir de istiğfar. Yoksa anlatmalı mıyız biz bu adamları on beş yıldan fazladır dinliyoruz, okuyoruz, takip ediyoruz ve muhabbet duyuyoruz. Onların kurduğu cümlelere ihtiyacımız var. Zira onları dinlemek bize iyi geliyor.

 

F.Kebire Gündüz Karaaslan dinledi

Yayın Tarihi: 23 Kasım 2011 Çarşamba 22:57 Güncelleme Tarihi: 07 Aralık 2011, 23:35
banner25
YORUM EKLE

banner26