'Siret' ve 'sünnet' kesinlikle ihmal edilmemeli

Mehmet Emin Maşalı Bursa’da ‘Kur’an Merkezli Bir Peygamber Tasavvuru İnşasının Risk ve İmaları’ başlıklı bir konferans verdi. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor..

'Siret' ve 'sünnet' kesinlikle ihmal edilmemeli

 

İslam, durmadan kendini yenileyebilen dinamik bir din. Bu dinamizm, İslam’ın her dönemde söyleyebileceği bir söz olmasından kaynaklanıyor kuşkusuz. İslam’ın kendini diri tutan bir diğer güzel tarafı da, onu anlamaya çalışanların ortaya koyduğu düşünsel çabalar. Bu çabalar, bir iç denetimin ve İslam’a dair sahih yorumların ortaya çıkmasının sebebi de aynı zamanda.

Doç. Dr. Mehmet Emin Maşalı da, bu konuya akademik katkı sağlayan mümin bilim adamlarımızdan biri… Maşalı Hoca, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin Cuma Meclisi’ndeki “Kur’an Merkezli Bir Peygamber Tasavvuru İnşasının Risk ve İmaları” başlıklı konferansında, Peygamberimizi anlamada nasıl bir yol izleyip hangi kaynaklara başvurmak gerektiğini anlattı bir anlamda. Nükteleriyle konukları gülümseten, anlattıklarıyla zihinleri bir kez daha zonklatan Maşalı’nın konferansından alabildiğimiz notlar şöyle:

“Kur’an’a göre…” başlıklı kitap var çok sayıda…

Doç. Dr. Mehmet Emin Maşalı, piyasada “Kur’an’a göre…” başlığını taşıyan çok sayıda kitap olduğunu ve artık bu ifadenin kendisinde olumsuz bir algı uyandırmaya başladığını söyleyerek başladığı sözlerine şöyle devam etti: “Piyasada çok sayıda ‘Kur’an’a göre…’ başlıklı kitap var. Bu çokluk, bende olumsuz bir algı uyandırmaya başladı artık. Keza, Kutlu Doğum programlarında da benzer bir tavırla karşı karşıyayız.

Çok ikna edici gibi görünen bu ifadenin, bizdeki geleneksel peygamber algısını sarstığı aşikâr. ‘Bunda bir risk var mı acaba?’ diye düşünüyorum ve aklıma çeşitli şeyler geliyor. Kur’an merkezli bir peygamber tasavvuru konulu kitaplar eskiden beri var, evet. Ama bir bakıldığında, bu kitapların, bir tepki sonucu ortaya çıktığı görülecektir. Bu kitapların tepki gösterdiği iki husus var: 1. Mitolojik, menkıbevî, hayattan kopuk bir peygamber tasavvuruna tepki, 2. Mucizeden arındırılmış, sadece rasyonalite ile kaim kılınmış bir peygamber tasavvuruna tepki.”

Doç. Dr. Mehmet Emin Maşalı, olay bu şekilde vazedildiğinde, yapılanın haklı ve güzel göründüğünü ama gerçeğin hiç de öyle olmayabileceğini şu sözlerle anlattı: “Mesela Mustafa İslamoğlu, kitabında ‘Üç Muhammed / İki Tasavvur, Bir Gerçek’ der. Bu kitabında İslamoğlu, geleneksel peygamber tasavvuruyla birlikte, özellikle modern zamanlardaki rasyonel peygamber tasavvurunu hatalı görür ve gerçek peygamber tasavvurunun sadece Kur’an’daki anlatımla belirlenebileceğini söyler. Bu anlayış da bazı riskler taşımaktadır aslında. Öncelikle, başlıkta yer alan ‘Kur’an’a Göre…’ ifadesi, ‘Benim dediğim doğru, başkaları hatalı…’ şeklinde bir imada bulunmaktadır.”

Kur’an’ın anlattığı peygamber…

Doç. Dr. Mehmet Emin Maşalı, Kur’an’da, kişinin birikimi ve bakış açısına göre bir değil, birden fazla peygamber portresi bulabileceğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “ ‘Kur’an’ın anlattığı peygamber, nasıl bir peygamberdir pekâlâ?’ Kur’an’a bakıldığında, Peygamberimizle ilgili en çok altı çizilen şeyin, onun beşeriliği olduğu görülür. Bu durum ‘Ben resulüm ama aynı zamanda da beşerim, gücüm her şeye yetmez’ mealinde ifadesini bulur. Ama burada dikkat edilmesi gereken önemli bir şey var: Bu beşerilik, sıradan bir beşerilik değildir. O, bir beşerdir ama aynı zamanda vahye muhatap kılınan bir beşeriliktir bu. Yani Kur’an’ı müminlere anlatıp açıklamak gibi bir imtiyaza sahip olunan bir beşeriliktir. Bu beşerilik, bazı ayetlerde de altı çizildiği gibi, ona itaatın Allah’a itaat ile eş tutulduğu bir beşeriliktir.

Bu ana çizgilerin dışında, bir de şöyle bir husus vardır: Kur’an’da, Peygamberimizle ilgili ifadelerin çoğunda hem ‘genel’lik hem de ‘kapalılık’ dikkat çeker. Mesela ‘Sen yüce bir ahlaka sahipsin’ ayeti hem genel hem de kapalı bir ifadedir. Yüce ahlak ifadesinin içini sadece Kur’an ayetleriyle doldurmak mümkün değildir. Bu ifadeyi apaçık bir şekilde anlamak için ister istemez ‘siret’ ve ‘sünnet’e başvurmak gerekir. Yani peygamberimizin bizzat hayatına bakmak gerekir ki bu anlaşılabilsin. Çünkü bu ifadenin karşılığı, ancak gerçek hayata bakarak anlaşılabilir. İşte bu yüzden Peygamberimizi tam olarak tanıyabilmek, üstteki ayetleri anlayabilmek için ‘siret’ ve ‘sünnet’e başvurmak gerekir. Bunlara bakılmayıp sadece Kur’an’a bakıldığında, sahih bir peygamber tasavvurunun pek mümkün olmayacağı anlaşılmaktadır. Aynı zamanda bu, riskli bir şeydir de. Çünkü Kur’an’da doğrudan doğruya Peygamberimiz anlatılmamakta, bazı açıklamalarda adı geçmektedir. Mesela Kur’an’da Peygamberimiz, eşleriyle yaşadığı bazı olaylar dolayısıyla Allah’ın ikazına muhatap olmaktadır. Şimdi, bu ayeti merkeze alarak peygamber’i anlatmaya çalışan bir portre, ne kadar sahih bir portre olabilir?! Bu ayeti anlayabilmek için ‘siret’ ve ‘sünnet’ bilgisi gerekmektedir.”

Siret ve sünnetten beslenmeyen bir tasavvur neye hizmet eder?

Doç. Dr. Mehmet Emin Maşalı, iyi niyetli olmanın hata yapmaya engel olmadığını söyleyerek hiç farkında olmadan eleştirdiğimiz şeylere zımnen destek verebileceğimiz uyarısında bulundu: “Siret ve sünnetten arındırılmış bir peygamber tasavvuru, ister istemez Peygamberimizi sıradan bir beşer olarak gösteren modernist-rasyonalist bakış açısına hizmet etmekte değil midir? Çünkü siret ve sünnetten beslenmeyen bir peygamber tasavvuru, Peygamberimizi sıradan ve hatta bazen aciz bir beşer olarak gösterecektir. Çünkü Zeynep binti Cahş olayına bakıldığında, Peygamberimiz ‘mahalle baskısından dolayı’ emredileni yapmaktan çekinen bir beşer kimliğiyle tasavvur edilebilecektir. Bu tasavvurun ise, bizim Peygamberimizle ilgisinin olmayacağı besbellidir.”

Doç. Dr. Mehmet Emin Maşalı, gerekçelendirerek ortaya koyduğu tereddütlerini “Sadece beşeri vasıflarıyla tasavvur edilen peygamber algısı kime hizmet eder?” sorusuyla pekiştirerek konuyla ilgili sözlerine şöyle devam etti: “Böyle bir peygamber algısı, Hint Alt Kıta’da ortaya çıkan ve kendilerine Kur’aniyyun Ekolü adını veren Seyyid Ahmed Han gibilerin düşüncelerine hizmet etmeyecek midir? Çünkü onlar da siret, sünnet ve gelenekte anlatılan peygamberi reddetmekte, sadece Kur’an’da anlatılan peygamberi anlatma iddiasındadırlar. İşte ülkemizde ‘Kur’an’a Göre Peygamber’, ‘Kur’an’a Göre…’ başlığını taşıyan yaklaşımlar, karşı çıkıldığı iddia edilen düşüncelerle ister istemez kesişecek ve dolayısıyla onlara lojistik hizmet sunar bir duruma düşecektir. Yine siret, sünnet ve gelenek yok sayıldığında, yorumlamak için Kur’an ayetlerini seçerken bizi denetleyecek hiçbir şey olmayacağı için, tamamıyla öznel bir peygamber tasavvuru ortaya çıkaracağız. Bu ise bizi, Hıristiyanların yaşadığı bir tecrübeye götürme riskini taşımaktadır. Bilindiği gibi, Hıristiyanlar da böyle bir yöntem izlemişler ve ortaya herkesin kendi anlayışına uygun bir İsa figürü çıkmıştır. Bizde de benzeri bir şey olma riski vardır.”

Doç. Dr. Mehmet Emin Maşalı, “Siret, sünnet ve gelenekte anlatılan Muhammed (as) neden birilerini rahatsız eder?” sorusuna verdiği yanıtla sohbetini bitirdi. İşte Maşalı’nın konuya ilişkin son sözleri: “Bizim geleneksel algımızdaki Muhammed (as), mucizelerle mücehhez bir Peygamberdir. Günümüzün modern Batılı anlayışı ise, mucizeyi reddeder, her şeyi sıradanlaştırır. Özellikle son zamanlarda, yanlış peygamber algısına karşı çıktığını iddia edip de aynı yanlışa düşen birçok yaklaşımın varlığına şahit oluyoruz. Sonuçta ‘Kur’an’a göre bir Peygamber…’ ifadesi çok haklı ve çok makul görünse de, Kur’an’da Peygamberimizden bahseden ayetlerin hem ‘genel’ hem de ‘kapalı’ olması dolayısıyla, böyle bir tasavvur pek mümkün görünmemektedir. Üstelik de böyle bir girişim, karşı çıkıldığı iddia edilen zihniyetlere zımni bir yarar sağlama riski de içermektedir.”

Sohbetinin sonunda Doç. Dr. Mehmet Emin Maşalı’ya Vakfın plaketi takdim edildi.

 

Ahmet Serin, notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 07 Aralık 2013, 13:36
banner12
YORUM EKLE

banner19