banner17

Şiirsever Kartallılar İSAM'ı şiirle fethetti!

‘Harikulade İşler Şatosu’ Kartal Anadolu İmam Hatip’ten İSAM’a doğru yola çıkan şiirsever liselilerin başına neler geldi?

Şiirsever Kartallılar İSAM'ı şiirle fethetti!

 

İki yıldır Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi kütüphanesinde icra edilmekte olan şiir derslerinin katılımcıları, “tebdil-i mekânda ferahlık vardır” diyerek 29 Mayıs Üniversitesi’nin yollarına düştü.

Şiir dersi mi? O da ne?

Şiir dersleri 29 Mayıs Üniversitesi Uluslar Arası İslam ve Din Bilimleri bölümü hazırlık sınıfı öğrencisi Kartallı Muhammed Tarık Ablak’ın 12. sınıftaki projelerinden biriydi. Hatta belki de en çok tutanıydı. Esas dilini anlamayan biz Cumhuriyet çocuklarının Divan edebiyatıyla olan münasebetini arttırmak, tarihimizi, kültürümüzü öğrenebilmek maksadıyla başlamıştı. Farklı dönemlerdeki lise öğrencilerinin yoğun alakasıyla mutad hale gelen toplantılar Ziya Paşa, Fuzuli, Şeyh Gâlib, Nesimi, Nedim gibi üstadlarla şenleniyor, şiirleri dinleyip anlamaya başladıkça mananın zevkine varıyorduk. Her ders “Geriye doğru ileri!” düsturunca seyahate çıkıyorduk.İSAM - 29 Mayıs Üniversitesi

Hoca Ürdün’e gitti ama yine kurtulamadık

Dersler böyle devam ederken Tarık Ablak 29 Mayıs Üniversitesi’ni kazandı. Kazandı ama yine de Kartalsız yapılır mı; her hafta şiir derslerine gelmeye devam etti. Tabi biz küçüklere de Dr. İbrahim Helalşah’ı anlata anlata bitiremedi. Hepimizi 29 Mayıs’a gelmek için teşvik ediyordu. “Ondan bıkmıştır bütün İSAM’daki görevliler, yakında onu kovalarlar” diye düşünmeden edemiyorduk. Şiir dersleri divan edebiyatıyla sınırlı kalmadan Mehmed Âkif’ten –bilhassa Asım’ından- okuduğumuz eserlerle devam ediyordu.

Derken Tarık Ablak ve sınıfı okul tarafından Ürdün’e gönderildi. Tarık Ablak’tan kurtulduğumuza sevinsek mi üzülsek mi diye karar veremedik ama şiir derslerinin biteceğine üzüleceğimiz kesindi. Biz ne kadar Tarık Ablak’tan şikâyet edip şakalaşsak da yine ağabeyliğini yaptı ve bizi başıboş bırakmadı. Şiirsever Kartallıları 29 Mayıs Üniversitesi edebiyat bölümü ikinci sınıf öğrencisi olan Ömer Said Güler’e emanet etti. Allah ikisinden de razı olsun.

Üniversitede gösterilen derslerden haberdar oluyorduk

Gel zaman git zaman Ömer Said Güler bize, biz ona ve 29 Mayıs ahalisine alıştık. Ömer Said Güler ile birlikte derslerimize iştirak eden 29 Mayıs Üniversitesi’nin çeşitli bölümlerinde okuyan büyüklerimiz derslerimize hoş tatlar katıyorlardı. Bu sayede birçok abi ve ablamız olmuştu. Üniversiteye geçmeden üniversitelilerle takılıyorduk fena mı? Ömer Said Güler derslerde şiirle birlikte belagat, cezâlet gibi konulardan da bahsediyordu. Üniversitede edebiyat öğrencilerine gösterilen konulardan haberdar olmak bizim de iştiyakımızı arttırıyordu tabii. Hem biraz yakın dönem edebiyatımızdan haberdar olmak, hem de farklılık olması gayesiyle Yahya Kemal’in yanı sıra Âsaf Halet, Edip Cansever’in şiirlerinden de okumaya başladık.

Kartal İmam HatipTamam, Kartal harikulâde işler şatosu ama…

Kartalı bilenler bilirler, lakabı “Harikulâde İşler Şatosu”dur. Bu şatonun en güzel yeri de bizce kütüphanesidir. Kütüphanenin de en güzel insanı Hanife Ablamızdır. Biz bu güzel dersleri güzel mekânımızda güzel insanlarımızla birlikte icra etmekten büyük zevk aksak da bahar sinyallerini vermeye başlayınca bir dersimizi de şu methedile edile bitirilemeyen İSAM’ın bahçesinde işleyelim dedik. Ablak’ın anlatmasıyla daha bir sevdiğimiz 29 Mayıs Üniversitesi’nin yollarına düştük.

İSAM’ın o asil duruşu bizi tüm ihtişamıyla karşıladı. Her gittiğimde şark medeniyetinin merkezindeymişim gibi hissederim kendimi. “Belki bir gün biz de buraya kartımızla gireriz” diye bir iç çekişten sonra ziyaretçi kısmından içeri alındık. Daha önce gelmeyen arkadaşlarımız için okulu gezdikten sonra çimlerin üstüne oturduk.

Lahanayla domatesi karıştırmayın!

Etraftaki meraklı bakışlar eşliğinde Edip Cansever’in “Masa da Masaymış Ha” şiirini incelemeye koyulduk. Daha önceleri tanıştığımız Elif İlhan, Hediye Yaşar ve Emine Şahin ablaların da katılımlarıyla tadına doyamadığımız bir ders geçirdik. Bilhassa hediye Abla’nın eşsiz yorumlarıyla ikinci yeni şiirinden neler çıkarmadık ki… Bu derste bir kez daha anladık ki şair kim olursa olsun, ne anlatmak istediyse istesin bir şiirden şairin aklının ucundan geçmez dediğimiz fikirler de çıkabiliyormuş. Tabi Ömer Abi ihtarını yapmadan geçmedi, Umberto Eco’nun Yorum ve Aşırı Yorum kitabından yaptığı iktibasla; yorumlarının bir hududu olmasını gerektiğini, lahanayla en fazla marulun karıştırılabileceğini söyleyerek “lahanadan domates çıkarmayın” dedi.

Kartallı deyince..!

Kartallı deyince içinde boğaz geçmeyen bir organizasyon düşünülemez elbette. Açık havadaki leziz dersin üzerine Kartallılığın gerekliliklerine uyarak hazırladığımız küçük çaplı kutlamayı da gerçekleştirerek bu mutlu günü tamamladık. Saatin sekiz olduğunun farkına varınca bizi bekleyen bir yurdumuzun olduğunu hatırlayarak düştük Kartal yollarına…

 

Saliha Kübra Solaş haber verdi

Güncelleme Tarihi: 25 Nisan 2012, 11:32
YORUM EKLE
YORUMLAR
A.Ömer
A.Ömer - 7 yıl Önce

Şu 'kartallılık' ve onunla özdeşleşen 'yeme' mefhumu artık sıkmaya başladı!! Kartal 04'

banner8

banner19

banner20