banner17

Şiir yazmak için sigarayı bıraktı

Sırf Esma-ül Hüsna şiirlerini yazabilme şerefine nail olmak için çok sevdiği sigarayı bıraktığını biliyoruz.

Şiir yazmak için sigarayı bıraktı

Ankara’da ikamet eden şairlerden. Şehir ve isim şiirleri yazmakla meşgul. Kudüs'ü ve Mekke 1’i yazdı. Bağdat, Şam, İstanbul, Buhara vs. devam edecek. Sonra Cebrail as. ile başlayıp 6 peygamberle devam edecek ve İmam Buhari gibi isimleri de kapsayacak şiirler yazmayı planlıyor. Son zamanlarda Edebiyat Ortamı ve Hece Dergilerinde yazıyor. 

Sırf Esma-ül Hüsna şiirlerini yazabilme şerefine nail olmak için çok sevdiği sigarayı bıraktığını  biliyoruz.  

Mustafa Aydoğan
Mustafa Aydoğan

Görüştüğüm isimler 

Mustafa Aydoğan, İbrahim Eryiğit, Şaban Abak, Arif Ay gibi şairlerle görüşüyorum sık sık. Şair ve yazar Sadık Güneş de Ankara’daki en has dostlarımdan. . Hüseyin Atlansoy’la telefonla görüşüyor ve zaman zaman Bozüyük’e onu ziyarete gidiyorum.  

Ankara’da yaşamak 

Ankara'da olmaktan dolayı son derece mutsuzum. Uzun yıllar İstanbul'da kaldıktan sonra

Ankara’ya geçmek hiç  yaramadı bana. Ankara, asosyal bir şehir. İnsanlar asosyalitelerinden bir diğer asosyalitelerine koşuşturup duruyorlar. Buna üzgünüm ama şairler ve yazarlar da dâhil Ben bu yerde (bu arada Anakara’dan bahsedince iyiden iyiye sinirlerimin bozulduğunu farkediyorum)Taceddin Dergâhı, Hacı Bayram Veli civarı;13 ve 14. yüzyıl eserlerinin bulunduğu Eski Ankara'da nefeslenmeye çalışıyorum. Bazen arkadaşlarla bir araya gelip (En çok da Ö. Faruk Ergezen'le olur bu) bağlama çalıp türkü söylüyoruz. Türkü dinleyen şair yazar daha doğrusu insan bulmak da zor burada. 

Şaban Abak
Şaban Abak

Gönül memleketim Bursa 

Benim gönül memleketim Bursa'dır. 9 yıl kaldım Bursa'da. Mustafa Kara ağabeyimdir, babamdır dostumdur, hocamdır Mustafa Kara'yı çok sever ve çok önemserim. Onda ayrıca velayet damarı vardır. Mustafa Kara, yürüyen bir tekkedir. 

Bursa şehirlerin velisidir. Benim Bursa'daki şeyhim, 1452 yılında vefat etmiş olan Abdüllatif Kudsi'dir. Sırf Onu ziyaret için Bursa'ya giderim. 

İstanbuldaki şeyhlerim, Mahmut Yorulmaz'la ortak şeyhlerimizdir bu kişiler: Murad Buhari ya da nam-ı diğer Murad Münzevi ve Şeyh Vefa'dır. Şeyh Vefa aynı zamanda Abdüllatif Kudsi'nin terbiyesinden geçmiş ve mutasavvıfların A. Kudsi'nin en büyük eseri dedikleri kişidir. 

Bu sıralar ne okuyor? 

Süleyman Uludağ'ın "Dört Kapı Kırk Eşik" Abdürrezzak Tek'in Abdüllatif Kudsi'si, Reşat Öngören'in Zeyniler'ini ve İhsan Oktay Anar'ın Amat'ını okuyorum. Yani dördünü birden okuyorum. Bazen böyle oluyor. İlk iki kitabı tanıtmayı da düşünüyorum. 
 

Nasıl yazıyor? 

İçimde bir şeylerin biriktiğini anlamaya başlarım. Bir süre sonra bunun olgunlaştığını anlarım. Kendi kendime galiba bir şiir yazacağım derim. Tek bir kelimesi bile çıkmış değildir aslında

Ama şiirin vakti geldi derim ve ne yazacağımı bilmeden büyük bir merakla şiir yazmaya koyulurum. Bazen de hepimizi derinden sarsan olaylar olur ve ben hemen oturur o hadiseyle ilgili şiiri yazarım Bağdat ve Gazze şiirlerim böyle yazıldı. 

Şiire başlangıcı 

Orta 2. sınıfa giderken ilk şiir denememi yapmıştım, ama az kalsın büyüklerimden dayak yiyecektim. Sonra liseli yıllarda bir defter dolusu şiir yazdım ve sonra o defteri yaktım. o defterden bir şiir bile yok elimde Ama kimse bir şey kaybetmedi bununla. Eminim.

Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu

Üniversitede şiirler yazıp sıkı sıkı sakladım bunları. Bir kısmı kayboldu gitti. Belki de hepsi kayboldu. Tabii aşklar sevdalar vs. iyiydi yani her şey. 

İhsan Deniz ve Mustafa Kutlu tuttular elimden 

Bir gün İhsan Deniz elimden şiirleri aldı, Yedi İklim'e götürdü verdi ve orada şiirlerim yayımlanmaya başladı. İlk şiirim 1988’de Yedi İklim’de yayımlandı. Yani hakkını teslim etmeliyim ki İhsan olmasaydı ben belki de bugün şiirle alakası olmayan ya da hasbelkader yazdıklarını dosyasında tutan bir adam olacaktım Sonra Mustafa Kutlu şiirlerime alaka gösterdi ve bu sefer şiirlerim Dergâh'ta yayımlanmaya başladı. Anlayacağınız Mustafa Abiye de çok şey borçluyum. 

Kadim dostum Atlansoy  

Bu şiirlerin Dergâh ve Yedi İklim’de yayımlandığı yıllarda tabii Hüseyin Atlansoy’la da çok sık görüşüp bolca 2000 sigarası içiyorduk.2000 sigarası önemliydi o zamanlar. 

Erdal Çakır
Erdal Çakır

Hatta bu akşam Hüseyin'i aradım. Ona, "Zikir" adlı bestemi çaldım telefonda; O da bana yeni yazdığı uzun bir şiirini okudu

Hüseyin, Türk Şiirinin adı  altın harflerle anılan adamlarından biri olacak. Şairdir, soyludur, güzel insandır, vefalıdır Hüseyin. 

Çok tembelim 

Çok tembelimdir. Mustafa Aydoğan bu huyuma çok kızar. Her seferinde zorlayarak yazı alır benden. Ben de her seferinde acaba Mustafa'yı bu sefer nasıl atlatabilirim diye kafa yorarım

Bu kesinlikle kendimi ağıra satmak değil hâşâ tembellik işte oysa ben huyumdan memnunum. 

Felsefe, tarih, tasavvuf tarih felsefesi ve müzik tabii ki edebiyat içinde olduğum alanlardır. Felsefe ile bir dönem yakın alaka kurmuş olmak benim için çok önemliydi ve de felsefeyi, felsefe yapmayı çok severim Aslında müktesebatım fena sayılmaz yani iyi okumalar yaptığımı söyleyebilirim. 
 

Planladığım iki temel şey var Allah nasip ederse: Esma şiirlerini yazmak ve de Kuran hafızı  olmak.

 

Eyüp Akyüz sordu

Güncelleme Tarihi: 28 Aralık 2009, 09:17
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20