Şifa-i Şerif yayınlandı

Kadı İyaz'ın Şifa-i Şerif adlı eserini, M. Yaşar Kandemir Hocamız tercüme ve şerh etti.

Şifa-i Şerif yayınlandı

 

Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir Hocamız, Allah için sevdiğimiz saydığımız çok kıymetli bir büyüğümüz... Yüzüne baktığımda sanki bir ensar güzelliği görüyoruz onda… Hani Medinelilerin ayrı bir nuru olur ya… İşte öyle bir nur, öyle bir güzellik… Bu nur, ömrü boyunca Efendimizin hayatını okuyup okutmasının bir bereketi olarak o simaya hediye edilmiş olmalı…

Yaşar Kandemir Hocamız sekiz senedir Pazar günleri Eyüp Sultan Camii’nin kürsüsünde, büyük hadis âlimi Kadı İyâz’ın eseri olan Şifa-i Şerif’i okuyor ve açıklıyor. Bu derslerde hem bu kitaptaki hadis-i şerifleri naklediyor, hem de onları anlaşılır bir dille izah ediyor. Bir taraftan da bu eseri tercüme ve şerh eden hocamız, yakın bir zamanda bu eseri tamamladı.

Pırıl pırıl bir şekilde yayınlandı

Nurettin Yıldız Hocanın girişimleri ile bu nadide eser geçtiğimiz günlerde Tahlil Yayınları tarafından yayınlandı. Kitabın tanıtım toplantısı ise çok kıymetli ilim ehli hocalarımızın teşrifi ile Üsküdar’daki 29 Mayıs Üniversitesi’nin konferans salonunda gerçekleştirildi. Çok güzel bir atmosfer içinde gerçekleştirilen toplantıda ilim adamlarımız kısa konuşmalar yaptılar.Cemal Yılmaz

Şifa-i Şerif okumak çok yaygın bir gelenekti

Sosyal Doku Derneği eğitim sorumlusu Cemal Yılmaz Bey’in sunumuyla gerçekleşen programda Cemal Yılmaz Bey, Şifa-i Şerif’in Müslüman dünyada en çok okunan ve bilinen bir eser olduğunu, üzerine şerh, haşiye, ihtisar, tercüme gibi pek çok çalışma yapıldığını, medreselerde ve camilerde yaygın olarak okutulduğunu söyledi. Ardından da güzeller güzelini anlatan bu eseri anlaşılır bir dille tercüme ve şerh eden Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir Hocayı kürsüye davet etti.

Yaşar Kandemir Hoca, yapmış olduğu konuşmasında sekiz yıldır bu eser üzerinde çalıştıklarını, sonunda ortaya çok güzel bir eser çıktığını, ortaya çıkan bu eseri de birçok yayınevinin istediğini ancak Nurettin Yıldız Hoca’nın talebi üzerine eseri Tahlil Yayınları’na verdiklerini söyledi. Eseri neden bu yayınevine verdiğini ise şöyle açıkladı: “Bu süreçte beni en çok cezbeden husus şu oldu: Eğer bu kitabı Tahlil Yayınları basarsa bütün il ve ilçe müftülerine bu kitabı hediye edeceklerini söylediler. Yani Nurettin Yıldız Hoca’nın arzusu geçmişte var olan Şifa-i Şerif okuma geleneğini yeniden başlatmak. Yaşar KandemirYani müftü efendileri bu geleneği yeniden hayata geçirmeleri için teşvik ediyor kendisi. Bu kitabın camilerde okunması insanımızın yetişmesine çok katkı sağlayacaktır. Bunun için biz de hocalarımıza bu geleneği sürdürmelerini tavsiye ediyoruz.”

Efendimizi bütün yönleri ile anlatan kitaptır

Şifa-i Şerif’in, Efendimiz aleyhisselatü vesselam’ı bütün yönleri ile en güzel şekilde anlatan kitap olduğunu söyleyen Yaşar Kandemir Hoca, Eyüp Sultan’daki Şifa derslerine nasıl başladığını ise şöyle anlattı: “Bundan sekiz yıl önce Emin Saraç Hocaefendi’nin ısrarı ile Eyüp Sultan Cami’nde Şifa-i Şerif dersine başladık. Eyüp Sultan Cami’nden emekli olan Ahmet Arslanlar Hoca bir gün bana iki köşe gösterdi. ‘Şurada Hacı Osman Efendi’nin minderi vardı, şurada da Zeynel Efendi’nin minderi vardı, Şifa’yı orada okuturlardı’ dedi. 1920’li yıllardan itibaren bu adet ortadan kalkmış idi. Yeniden biz bu adeti başlattık. İnşallah sevgili kardeşlerimiz vasıtası ile bu gelenek devam edecektir.”

Yaşar Kandemir Hoca, Kur’an-ı Kerim’in, Resulullah’ın âlemlere rahmet olduğunu söylediğini, Şifa-i Şerif’in de bunu ispat ettiğini söyledi. Şifa-i Şerif’in Kur’an’ın önüne geçirildiği iddiasına da cevap veren Yaşar Kandemir Hoca; “Eğer bu sözler kasıtlı söylenmemişse cahilce bir iddiadır” dedi.

Hanımına ve kızına teşekkür etti

Kitabın meydana gelmesindeki katkılarından dolayı Tahlil Yayınlarına teşekkür eden Yaşar Kandemir Hoca; “Bir kitap ortaya çıkarılırken yalnızca o eserin müellifinin emeği geçmiyor. Onların etrafında pervane olan dostların ve bilhassa ailesinin de desteği ile bu eserler ortaya çıkıyor. Bu süreçte evin onca işine rağmen; ‘Sen kitabını yaz, işleri ben hallederim’ diyen eşime ve beni her zaman destekleyen kızıma da teşekkür ediyorum” dedi.İsmail Kara

‘El emrü fevgal edep’ ne güzel bir düstur

Yaşar Kandemir Hocanın ardından kürsüye çıkan Prof. Dr. İsmail Kara Hoca konuşmasına şöyle başladı: “İtiraf etmeliyim ki büyük bir mahcubiyetle huzurunuzdayım. Çünkü bendeniz hadis ve Şifa konusunda okuyucu düzeyinde olan bir insanım. Fakat Hocamızın şifa tercümesi ile büyük bir hissiyatla ilgilendiğim için Hocamız bu toplantıda benim de olmamı istemişler. ‘El emru fevgal edep’ fehvasınca huzurunuza çıktım efendim.”

İsmail Kara Hocanın bu giriş cümleleri ile çok güzel bir düsturu da öğrenmiş olduk. Evet, edepli olmak önemlidir ama bir büyüğün emri söz konusu ise bu emir ondan daha üstündür. Büyüklerimizde kim bilir bu incelik gibi daha nice hazineler var…

Medreselerde siyer dersi yoktu

Çalışma alanı itibari ile medresede okutulan dersleri incelediğini ve bir takım derslerin isim olarak medresede bulunmadığını ifade eden İsmail Kara Hoca, bu konuda şunları söyledi: “Çalıştığım konular itibari ile medreselerle ilgilendim, okumalarımın başlarında hayret ettiğim şeylerden biri bizim ders olarak okuduğumuz bazı derslerin medrese dersleri arasında adının geçmemesi idi. Bunlardan biri siyer idi. Medreselerde siyer dersi yok, İslam tarihi dersi yok, ahlak dersi, tasavvuf dersi yok. Doğrusu bunu ilk anda anlayamadım. Bu arada İmam Hatip ve Yüksek İslam okullarında verilen İslamî ilimler mantığını ve hiyerarşisinin problemlerini de biraz görmeye ve anlamaya başladım.”

Koltuk dersleri vardı

Bu dersler medresede isim olarak olmasa da okutulan kitapların muhtevasında bulunduğunu söyleyen İsmail Kara Hoca, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sonradan adı çok hoşuma giden koltuk dersleri diye bir ders olduğunu duydum. Bu ders isim olarak bana çok sıcak geldi. Sonradan bu derslerin ikindi dersleri veya cami dersleri diye de anıldığını öğrendim. Bu derslerde Şifa-i Şerif ve İmam Birgivi’nin Tarikat-ı Muhammediye’si okutuluyormuş. Daha sonra bu iki eserin yanına başka eserler de ilave edilmiş.”

Modern dönemde siyer nasıl?

İsmail Kara Hoca, siyerlerle ilgili çok önemli bilgiler verdiği konuşmasında çok önemli bir ayrıntıya da dikkat çekti. Bizim kafamızdaki siyer algısının aslında modern dönemde teşekkül ettiğini ifade eden İsmail Kara Hoca, bu siyer modelinin tarihimizdeki siyer yazıcılığının olsa olsa sadece bir kanalını temsil eden bir karakterde olduğunu söyledi.

“Modern dönemde Efendimizin hayatının yazılışı çok dar bir çerçevededir” diyen İsmail Kara Hoca iki tür siyer modeli olduğunu söyledi. Birinde kronolojik sıralamanın esas alındığını ve olaylara göre bir anlatımın benimsendiğini, diğerinin ise mesaj merkezli olarak yazıldığını söyledi. Şifa-i Şerif’in bu ikinci türde olduğunu söyleyen Hoca bu konuyu şöyle izah etti: “Şifa-i Şerif bir siyerdir ama bu kitap olaylar üzerinden akan, kronolojik bir anlatımı olan bir tarzda değildir. Efendimizin hayatına, ahlakına, münasebetlerine yoğunlaşarak bir siyer telifi olarak gelişmiştir.”

Raşit KüçükBen gül ağacının toprağıyım!

İsmail Kara Hocanın ardından kürsüye çıkan Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca konuşmasına şöyle başladı: “Şeyh Sadi diyor ki: Bir gün hamamda yıkanıyordum. Elime bir kil parçası geçti. Çok güzel kokuyordu. Ona dedim ki; ‘Sen bir topraksın bu güzel koku nereden geliyor?’ O da bana lisan-ı haliyle dedi ki: ‘Beni bir gül ağacının dibinden alıp getirdiler. Onun için gülün kokusu bana sirayet etti. Gül ile arkadaş ol ki sen de gül kokasın.’ Hayatımızda güzel insanlarla dost olmamız en büyük nasibimizdir. Yaşar Kandemir Hocamızla uzun yıllardır bir dostluğumuz devam ediyor.”

Kronolojik siyerler çok sonraları ortaya çıktı

Siyer okumanın gerekliğine değinen Raşit Küçük Hoca bu konuda; “Müslümanca hayatın bütün yönlerini tanıyabilmemiz için, mademki Cenab-ı Hak bize Resulullah’ı örnek almayı emrediyor, öyleyse örnek alınacak zatın hayatını bilmemiz gerekiyor. Onu örnek almak için de siyer okumak gerekiyor” dedi.

Prof. Dr. İsmail Kara Hoca’nın siyer konusundaki söylediklerine katkı yapmak istediğini söyleyen Raşit Küçük Hoca bu konuda şunları söyledi: “Kronolojik siyer çok sonraları ortaya çıkmış bir şeydir. Geçmişteki siyerler kapsamlıdır. Muhammed Hamidullah ben doktoraya başlayacağım zaman bana bir siyer tavsiye etti. Yazılmış en kıymetli siyerin onuncu asırda yazıldığını, onun da Muhammed İbni Yusuf Eş Şami Ed Dimaşki’nin siyeri olduğunu söyledi.”

Ortadan kalkan her sünnetin yerini bir bidat dolduruyor

Prof. Dr. Raşit Küçük Hoca, çağımız Müslümanlarının en önemli meselelerinden biri olan sünnete yaklaşım konusunda da çok önemli bir yorum yaptı. Sapmayı önleyen unsurun “sünnet” olduğunu söyleyen Raşit Küçük Hoca bu konuda şunları söyledi: “Sünnet/hadis hayat haline gelen Kur’an’dır. Bu inkâr edilemez bir gerçek. O zaman sünneti kaybetmeyen, sünneti yaşayan bir topluma her zaman ihtiyaç var. Sapmayı o önlüyor. Çünkü ortadan kalkan her sünnetin yerini bir bidat dolduruyor. Eğer sünneti ve hadisleri devreden çıkartırsak o zaman –haşa- sünnetin ve peygamberin yerine kendini koyan kimseler Kur’an’ı yorumlar.”Nurettin Yıldız

Manevi babam sayılır!

Raşit Küçük Hocanın ardından son olarak Nurettin Yıldız Hoca bir konuşma yapmak üzere kürsüye çıktı. Yaşar Kandemir Hoca’nın manevi babası hükmünde olduğunu söyleyen Nurettin Yıldız Hoca, onun sayesinde ilim ile meşgul olduğunu ve bu kürsülere çıktığını ifade etti. “Hocamın belki de en eski talebesiyim” diyen Nuretin Yıldız Hoca yapmış olduğu kısa konuşmasında şunları söyledi: “Yaşar Kandemir Hocamızın tercüme ve şerh ettiği bu kıymetli eser bütün camilerde ders kitabı olarak okutuluncaya kadar bu esere hizmet etmeye devam edeceğim. Ondan sonra da bu kitabı Diyanet’e devretmeyi düşünüyoruz. İnşallah yeniden bu geleneğimiz yaygınlaşacaktır.”

Programın sonunda üç cilt olarak hazırlanan Şifa-i Şerif kitabı programa iştirak eden Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Prof. Dr. Mahmut Kaya, Yrd. Doç. Dr. Halit Zevalsiz, Ümit Şimşek ve Dr. Mehmet Efendioğlu gibi kıymetli hocalarımıza hediye edildi.

 

Aydın Başar haber verdi

Yaşar Kandemir ve İsmail Lütfi Çakan
Yaşar Kandemir ve Ümit Şimşek
Yaşar Kandemir ve Halit Zavalsız
Yaşar Kandemir ve Mahmut Kaya
Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2013, 10:05
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
derbeder
derbeder - 7 yıl Önce

güzel ayrıntılara dikkat çekilmiş, bilmediklerimizi öğrendik, teşekkürler...

tespih
tespih - 7 yıl Önce

Allah razı olsun

Aliya
Aliya - 7 yıl Önce

Allah kitabın yazarı Yaşar Kandemir hocamızdan razı olsun. Aynı şekilde bu eserin gündeme getirilmesini sağlayan Nurettin Yıldız Hocadan da.

ayşe
ayşe - 7 yıl Önce

bu tanıtım programında yayınlanan slaytı nereden bulabiliriz paylaşırmısınız

H. Mevlüt Müderriszade
H. Mevlüt Müderriszade - 7 yıl Önce

s.a. haber gayet güzel, eski bir Şifa öğrencisi olarak gıpta ile okudum. saygılar

y.t.günaydın
y.t.günaydın - 7 yıl Önce

Hem tercüme, hem şerh. Allah sa'yinizi meşkûr etsin.

banner19

banner13