Sezai Karakoç şiiri, şiirde yüz yılı kapattı

Hüseyin Su, Maraş'ta İslam düşüncesinin işaret taşı olan kimi isimleri anlattı. Fatih Demirdöğen notlarını aktarıyor.

Sezai Karakoç şiiri, şiirde yüz yılı kapattı

Erdem Düşünce ve Kültür Derneği'nin misafiri olarak 18/19 Aralık tarihlerinde K. Maraş'ta bulunan Hüseyin Su, Sosyal Bilimler Lisesi ve Özel Beyza Lisesi öğrencileri ile bir araya geldi. Öğrencilerle kendi okurluk serüvenini paylaşarak, öğretmenlik yaptığı dönemde de öğrencilerini hep okumaları yönünde teşvik ettiğini anlatan Hüseyin Su, günlük 100 sayfa kitap okumayı bir alışkanlık haline getirmenin gerekliliğini vurguladı. Bu okumaların birikiminin zamanı geldiğinde yazı, şiir olarak ortaya çıkacağını söyledi öğrencilere. Sonrasında da öğrencilerin sorularını cevapladı.

19 Aralık akşamında ise, İslam düşüncesinin işaret taşı olan kimi isimleri anlattığı konuşmasında ise aşağıda satır başlarını verdiğimiz önemli tespitlerde bulundu.

Öncelikle “entelektüel” kavramına karşı itirazını dinleyicilerle paylaşan Hüseyin Su, 'entelektüel' kavramının yerli ve bizim kültürümüze ait bir kavram olmadığını, bizlerin her zaman muhalif olamayacağımızı, itiraz edemeyeceğimiz hakikatlerimizin de bulunduğunu ancak Müslümanların, 'entelektüel' kavramında olduğu gibi demokrasi, özgürlük gibi başkaca Batılı kavramları rahat bir dille kullandıklarını belirterek konuşmasına başladı. Akabinde ise İslam düşüncesinin ya da entelektüel İslam düşüncesinin temel sorunlarından birisinin Batı düşüncesi karşısında duyulan derin kompleks olduğunu, bunun en çarpıcı örneğinin de Paris dönüşü Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin hazırlamış olduğu raporda görüldüğünü hatırlattı.

İslamcılığın, İslam düşüncesinin ya da entelektüel İslam düşüncesinin Namık Kemal ile başladığını, Said Halim Paşa, Mehmet Akif, Babanzade Ahmet Naim, Bediüzzaman Said Nursi, Necip Fazıl Kısakürek, Nurettin Topçu, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, İsmet Özel, Rasim Özdenören, Atasoy Müftüoğlu gibi isimlerle devam ettiğini belirtti. Bu isimlerin ortak özelliği ise, Namık Kemal’deki İslamcılık düşüncesinin arayış ve sonuçlarıyla etkilenmelerinin devam etmesidir. Namık Kemal’in sol düşünceye de sirayet edecek kadar güçlü bir isim olduğunu ve Namık Kemal hakkında en önemli yazılardan birinin Behice Boran tarafından yazıldığını ve halen de Namık Kemal’in çamurunu çiğnediğimizi hatırlattı.

Sezai Karakoç şiiri 1950-2050 arasındaki yüz yıllık şiiri kapattı

Mehmet Akif’in İslam düşüncesinin birçok sorununu yüksek sesle tartıştığını, Mehmet Akif’le beraber tasavvufa karşı başlayan karşıtlığa Necip Fazıl’ın karşı çıktığını belirten Hüseyin Su, konuşmasının devamında da Necip Fazıl Kısakürek ile Nurettin Topçu düşüncesinin karşılaştırmasını yaptı. Hüseyin Su, İslamcılığın Necip Fazıl’ın kavgacı sesini aşamadığını, Nurettin Topçu düşüncesinin ise tam anlamıyla İslamcı olmadığını ancak İslam düşüncesinin içinde yer aldığını, Arvasi-Necip Fazıl karşılaşmasıyla, Bekkine-Topçu karşılaşmasının benzerliğine dikkat çekti. Bununla birlikte Necip Fazıl’ın Topçu’nun aksine İslamcı geleneği daha da pekiştirdiğini ifade etti.

1960’lı yıllarda Sezai Karakoç ile birlikte tam anlamıyla İslam düşüncesinin içinden konuşan bir mütefekkir sesin ortaya çıktığını, Sezai Karakoç şiirinin 1950-2050 arasındaki yüz yıllık şiiri kapattığını söyleyen Hüseyin Su, Nuri Pakdil’in sanatçı, siyasetçi (devrimci) tarzıyla ortaya çıktığını ve daha çok sloganlarla konuşan bir dilinin olduğunu, Karakoç cümlesinin insana yapışırken Nuri Pakdil cümlesinin insanın kulağının yanından geçen kurşun gibi vınladığını, Nuri Pakdil’in okuyanını namluya sürdüğünü, Pakdil ile Karakoç’un müşterekliğinin ‘İslam medeniyeti düşüncesi’ olduğunu belirtti.

Rasim Özdenören’in hem Sezai Karakoç hem de Nuri Pakdil’le birlikte bulunmuş daha teenni sahibi bir kişilik olduğunu, bu sebeple de, daha dengeli bir dilinin bulunduğunu; bununla birlikte Özdenören’in İslam medeniyeti konusuna çok atıf yapmadığını, medeniyet kavramını çok sağlıklı bulmadığını, İslam’ın bir medeniyet değil, her şeyden evvel bir din olduğu hakikatini anlatarak, ancak İslam'ın bir medeniyetinin de olduğu düşüncesini savunduğunu anlattı.

Fikirleri itibarıyla M.Akif’e yakın bulduğu Atasoy Müftüoğlu’nun sözü edilen düşünürler arasında en siyasal kişilik olduğunu belirten Hüseyin Su, Müftüoğlu’nun da Batılı entelektüellerden beslendiğini; fakat aileden almış olduğu İslami terbiye ile birlikte, sanatçı olmamanın avantajlarını taşıdığını; bu anlamda sanatın yeri geldiğinde insanı iğfal edici, nefsi okşayan bir tarafının olduğunu söyleyerek, Atasoy Müftüoğlu’nun geleneği tümüyle reddetmeyip, geleneği İslam tarihinde insanların ürettiği şeylere sadık kalmak, enkaza sahip çıkmak olarak anlamayıp geleneği seçip ayıklayarak anlamak gerektiğini belirtti.

İsmet Özel’in ise İslam düşüncesine sonradan eklendiğini, teknik olarak tam bir düşünür olduğunu, bu düşünme temelinin ise Marksist düşünceden gelmiş olmasından kaynaklandığını belirtti.

Hüseyin Su, konuşmasını Müslümanların birbirine çelme takmadan, birbirinin paçasından çekmeden, gayrıİslami güçlere de teslim olmadan ve grupların birbirini besleyerek, halisane şekilde kulluk görevini yapma cehdinde olmaları gerektiğini belirterek konuşmasını bitirdi.

 

Fatih Demirdöğen konuşmadan notlarını paylaştı

Güncelleme Tarihi: 29 Aralık 2015, 15:09
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
kemalettin bal
kemalettin bal - 3 yıl Önce

sezai karakoç'u hepimiz çok seviyoruz eyvallah. lakin bizim çok sevgimiz şiiri şairi ve hatta sanatın hakkaniyet çizgisini yok etmeli midir? biraz durup düşündüğümüzde "yüzyıllık şiiri kapattı" tezi kaç şairi kaç şiiri kaç emeği tırpanlamaktadır?... bunu kim ve hangi vasıfla söylüyorsunuz sorusu cevaba muhtaçtır... eyvallah...

banner19