banner17

Seul - Frankfurt kitap hattında neler oldu?

Türkiye 2017'de Seul Kitap Fuarı'nda onur konuğu... Hazırlıklar şimdiden başladı. Basın Yayın Birliği başkanı Münir Üstün, Seul'den izlenimlerini ve ardından Frankfurt Kitap Fuarı'na dair gözlemlerini yazdı.

Seul - Frankfurt kitap hattında neler oldu?

11 saatlik uzun bir yolculuktan sonra varabildiğimiz Güney Kore'nin başkenti Seul, bizim için 2014'teki Pekin seferinden sonraki 2. Uzakdoğu seyahatimizin merkezi olmuştu. Asya kıtasının artık bittiği yerde Türk olmamızın avantajıyla dostça karşılandığımız, bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır sözünü doğrularcasına, Kore şehitlerimizin hürmetine 65 yıl sonra bile büyük bir vefa örneği göstererek gülümseyen çekik gözleriyle bizleri misafir eden bu uzak ama "yakın" doğulu kardeşlerimizin yanına Seul Kitap Fuarı vesilesiyle gitmiştik.

Şehirle ilk buluşma noktamız olan Seul Incheon Havalimanı, oldukça ferah ve insanı rahatlatan bir atmosfere sahipti. Yapay bir ada üzerine kurulmuş olan havalimanından şehir merkezine, İstanbul'un Nişantaşı semtine benzetebileceğimiz, geçen sene tüm dünyayı kavuran Gangnam Style şarkısında da bahsedilen Gangnam bölgesinde, dünyanın en büyük demir üreticisi Posco'nun devasa merkez binasının yanı başında yer alan otelimize gitmek üzere bindiğimiz 5406 numaralı otobüsü bulmamız ve yola çıkmamız hiç de zor olmadı. Ne var ki iş çıkış saatine denk gelince, 2 saate yakın bir süreyi otobüste geçirmemiz, jet-lag etkisindeki bedenlerimize bir nebze olsun İstanbul'u hatırlatarak rahatlatırken, dünyanın bütün büyük şehirlerinde benzer sorunlarla muhatap olunduğunu da bir kez daha hatırlamamızı sağladı.

Kore pazarına dair gözlemlerde bulunduk

Ertesi gün fuar alanına gittiğimizde, açıkçası fuara katılımın azlığı dikkatimizi çekti. Tabi sonradan Kore genelinde uygulanan sabit fiyat stratejisinin fuarda da uygulanma kararının alınmasıyla, yayıncılar tarafından bu durumun protesto edilmesine yol açtığını, bu sebeple fuarın bu yıl normalin neredeyse üçte biri diyebileceğimiz bir kapasiteyle gerçekleştiğini öğrenince ortadaki garipliği anlamış olduk.

Fuarın onur konuğu olan İtalya'nın "farklı" stant tasarımının da dünyaca ünlü İtalyan bir mimar tarafından çizildiğini ve belki de bize bu yüzden "farklı" geldiğini öğrendikten sonra, İtalyan yayıncılarla verimli bir tanışma toplantısı gerçekleştirdik. Ulusal stantla fuara katılan kardeş ülke Azerbaycan büyükelçisiyle de tanışma imkanı bulduğumuz ilk gün fuar alanını gezerek ve Kore pazarına dair gözlemlerde ve mini toplantılarda bulunarak geçirdik.

Fuarın ikinci gününde asıl önemli ve planlanmış toplantımızı gerçekleştirdik. 2016 Türkiye Ulusal Stantla katılımımız ve 2017 Onur Konukluğumuz için Kore Yayıncılar Birliği başkanı Young-Soo Kho ve yönetim kurulu üyeleriyle hemen her konuda mutabık olduğumuz ve Türk yayıncılığına olan ilgilerini ve onur konukluğumuzdan duyacakları memnuniyeti açıkça ifade ettikleri bu verimli toplantının ardından Türkiye Yayıncılar Birliği başkanı Metin Celal Zeynioğlu ve Basın Yayın Birliği koordinatörümüz Burak Yılmaz ile birlikte görevimizi tamamlamış olmanın rahatlığı ve gururuyla bir günü daha geride bıraktık.

New York 5. cadde benzeri geniş caddeleri ve devasa binaları arasında 1950'li yıllarda kurulmuş bu yepyeni şehirde genellikle yürüyerek -günde ortalama 15 km'lik yürüyüşlerden bahsediyorum- ulaşımı sağladığımız gezimizin ancak son gününde fırsat bulduğumuz Savaş Müzesi ziyaretinde, isimleri sayfalar dolduran şehitlerimizin kahramanlık hikayelerine tanık olmamız, bizlere karşı gösterdikleri ilgi ve muhabbetin kaynağını da açıkça anlatıyordu aslında.

Gündüzleri Kore saatiyle görüşme ve ziyaretlerimizi gerçekleştirdiğimiz, akşam saatlerinde ise Türkiye'de mesainin başlamasıyla bilgisayar başında işlerimizi takip etmek zorunda kaldığımız, yani 1 gün içinde 2 günlük yorgunluğu geride bırakarak ülkemize döndüğümüz Kore seyahatimizin ardından, uluslararası fuarlar maceramızın başlangıç noktalarından olan Frankfurt Kitap Fuarı için yola çıkmamıza sadece 2 gün vardı.

Frankfurt'tan izlenimler

Beden yorgunluğumuz ve ard arda maruz kaldığımız jet-laglerin üzerine bir de 20 derecelerdeki Kore'den, hatırladığımız en soğuk Frankfurt'a geçişimiz bütün bu hengame sonunda yorgun düşerek hastalanmamızın asıl sebebiydi galiba...

Frankfurt'a her sene olduğu gibi bu yıl da çok sayıda yayıncı dostumuz, ajans yetkilileri, bakanlık görevlileri, bürokratlar ve sanatçılar ile giderken, bizlere Frankfurt'u evimiz gibi hissettiren konsolosluk yetkilileri de her zamankinden daha ilgili bir şekilde her ihtiyacımızda yanımızda oldular.

İstanbul Ticaret Odası da fuarın en şık tasarımlarından birisine sahip stantıyla, yayıncılarımız için gerekli toplantı ve buluşma alanını oluşturarak sorumluluğunu yerine getiren bir başka kurum olarak ön plana çıkıyordu.

Çanakkale Savaşı'nın 100. yılı anısına, 15 ülkede 8 farklı dilde kaleme alınmış yaklaşık 150 kitabın yer aldığı "Çanakkale Kitapları Sergisi" de fuar boyunca ziyaretçilerin ilgisini çeken başka bir zenginlik olarak hatırlanacaklar arasında yerini aldı.

Mayıs'taki Selanik Kitap Fuarı'na katılımımızın ardından kavi dostluklar kurduğumuz Yunanistan temsilcileri, fuarın onur konuğu Endonezya Yayıncılar Birliği ve Kültür Bakanlığı yetkilileri, Frankfurt Başkonsolosumuz sayın Mustafa Çelik'in misafirperverliği, Kültür Ateşemiz sayın. Osman Şahin'in her zamanki özverili ve samimi çabaları ve tabi ki Kütüphaneler ve Yayımlar genel müdürümüz Hamdi Turşucu ve Rümeysa Çavuş’un eşsiz nezaketleri ve bir an olsun eksikliklerini hissettirmeyişleri ile bu önemli organizasyonu da başarıyla ve layıkıyla sonuçlandırmış olduk.

Ne diyelim, Allah herkese sevdiği, gönül verdiği işle iştigal etmeyi nasip etsin. İnsan ne yorgunluğu hissediyor, ne de yük geliyor yaptıkları, hal böyle olunca...

 

Münir Üstün yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Aralık 2015, 10:29
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20