Şemseddin Yeşil'in vaazları ağlayarak dinlenirdi

Süleyman Yalçın Hoca, Şemseddin Yeşil Efendi’yi anlattı. Söyleşide ayrıca başka önemli zevat hakkındaki hatıralarından da bahsetti..

Şemseddin Yeşil'in vaazları ağlayarak dinlenirdi

 

Prof. Dr. Süleyman Yalçın Bey büyüğümüz 1926 doğumlu ve Aydınlar Ocağı’nın kurucularından… Cumhuriyete geçiş dönemine bizzat şahitlik etmiş birisi olarak, bu millete nasıl bir ameliyat yapıldığını en iyi bilenlerden… O sancılı dönemlere şahit olmuş kimselerin anlattıkları bugün bizler için çok kıymetli… Bu sözler bilhassa kurucu ideolojinin dine bakışının anlaşılması açısından o dönemi aydınlatan birer belge niteliğinde…Şemseddin Yeşil

Prof. Dr. Süleyman Yalçın Bey büyüğümüz geçtiğimiz hafta Mehmet Nuri Yardım Bey’in Zeytinburnu Kültür Merkezi’ndeki “Zeytinburnu’nun ebedi sakinleri” söyleşilerinin konuğuydu. Söyleşinin konusu olan merhum Şemseddin Yeşil Efendi’nin sevenleri ve takipçileri salonu ağzına kadar doldurmuştu. Ben de pek fazla tanımadığım Şemseddin Yeşil Efendi’yi daha iyi tanımak için oraya gidenlerdendim. Böylece rahmetli Şemsettin Yeşil Efendi’nin cemaat yapısını da ilk defa görmüş oldum. Duygusal ve kırılgan insanlar olarak gördüğüm bu kimseler söyleşi esnasında bazı yerlerde çeşitli tepkiler vererek dinlediler söyleşiyi. Fakat Mehmet Nuri Yardım Bey tepkileri mükemmel bir ustalıkla idare etti.

Güzel insandı, şekerciydi, hatipti

Prof. Dr. Süleyman Yalçın Bey, merhum Şemseddin Yeşil Efendi’ye tasavvufî anlamda bağı olmayan ama sadece sohbetlerini dinlemiş bir kimse olarak, objektif denilebilecek bir üslupla merhumu anlattı. Her insan gibi onun da müspeti menfisi olan bir zat olduğunu ifade eden Süleyman Yalçın Bey merhum hakkında: “Her insanın çıkıntı tarafları vardır. Şemsettin Yeşil Hoca da öyleydi. Güzel insandı, şekerciydi, hatipti. Ben o yıllarda Şemseddin Yeşil Hocanın bir Rum papazını Müslüman ettiğini duymuştum” dedi.

Büyüklerimizi kusurlarını da bilerek sevmeyi öğrenmeliyiz

Süleyman Yalçın, Şemseddin Yeşil hakkında Nurettin Topçu’nun ve Necip Fazıl’ın birtakım kanaatlerini paylaşınca salondan uğultular da yükselmedi değil… Fakat şunu söylemek gerek: Büyüklerimizi sütten çıkmış ak kaşık olarak görmek çok sağlıklı ve gerçekçi bir yaklaşım değildir. Biz andımızdan değil de büyüklerimizden büyüklere saygı duymayı öğrenmiş insanlar olarak, büyüklerimizi bir takım kusurlarıyla birlikte sevmeyi de artık öğrenmeliyiz. Lise çağındaki bir genç edasıyla şahısları çok yücelten tutumlardan da artık vazgeçmeliyiz.

Elbette ki üslubuyla, eserleri ile Necip Fazıl bizim için bir üstattır ve bir kahramandır. O inanılmaz dehası ve de zekâsıyla bunu çoktan ispat etmiştir. Ancak onun da her insan gibi artıları eksileri vardır. Onun insanî zaafları, asla kendisini gözümüzden düşürecek değildir.

Süleyman YalçınNecip Fazıl ile de çok yakın münasebetleri olan Süleyman Yalçın Bey Üstat hakkında da şunları söyledi: “Ahlakî bakımdan birtakım eksikleri olan büyük mütefekkir ve deha Necip Fazıl’ı yakından tanıdım. 70’li yıllara kadar Necip Fazıl’da bir takım eksiklikler vardı. Affedersiniz her şeyi vardı. O yıllardan sonra o da o eksiklerinden kurtuldu. Allah rahmet eylesin, mekânını cennet etsin. Geçenlerde Star gazetesinden aradılar, Büyük Doğu’nun tıpkıbasımını yapıyorlarmış. Bana da ‘ne dersiniz’ dediler. ‘Benim nesilim İslam’ı ve Peygamberini ondan öğrendi’ dedim.”

Şemseddin Yeşil Efendi iyi bir hatipti

Merhum Şemseddin Yeşil Efendinin en çok hatiplik yönünden etkilendiğini söyleyen Süleyman Yalçın Bey, merhum ile Kabataş Lisesi’nde öğrenciyken tanıştığını şöyle ifade etti: “Babam Çanakkale’de kitapçı olduğu için sürekli kitap okurdum. İstanbul’a Kabataş’a geldiğimde de çok kitap okumaya devam ettim ve orada çok değerli hocalarla tanıştım. Nihat Sami Banarlı benim hocam değildi ama çok sevdiğim bir arkadaşımın hocasıydı. Kabataş’ta okuyordum ama ailem Çanakkale’deydi.

Babam kitapçı olduğu için sürekli kitap almaya geliyordu İstanbul’a… Beni bir Cuma günü babam götürmüştü Şemseddin Hocanın yanına… Baktım, dehşetli bir hitabeti vardı. 1945’ten sonra ailem İstanbul’a geldi, babam da Sultan Ahmet’te küçük bir dükkân açtı. Şemseddin Yeşil Hocanın da orada şekerci dükkânı vardı. Şekerciydi, akşamları önlüğünü kuşanır, elinde kocaman bir kepçeyle kazanı karıştırırdı. Biz dükkânında da sohbetini dinlerdik fırsat olunca… Lise yıllarında cumalara onun bulunduğu camiye gelmeye gayret ederdim. Üniversite yıllarında daha sıkı geldim. Babamın dükkânı onun şekerci dükkânıyla yan yana olduğu için onunla daha yakından temasa geçtim. İslam’ın ne olduğunu Müslüman’ın kim olduğunu önce ondan tanıdım. Ara sıra evine de giderdim. Beni severdi. Üniversitedeyken biz altı yedi kişi bir gruptuk. Onlarla beraber cumaları dinlerdik. Daha sonra Yüksek Ahlak Derneği diye bir dernek de kurmuştu, orada da konuşurdu. Bir ara siyasete bile girmeyi Şemseddin Yeşil anma programındandüşünmüştü. Konuşmalarında konu İslam’dı. Bir Müslümanın ahlakı nasıl olmalı, bu konu üzerinde dururdu. Her insan gibi müspeti ve menfisi olan bir insandı. Ama biz Peygamber Efendimize olan sevgiyi ondan öğrendik. Aşkla şevkle vaaz ederdi.”

Onun vaazlarını ağlayarak takip ederdik hepimiz

Şemseddin Yeşil Efendi’nin vaazlarının çok tesirli olduğunu söyleyen Süleyman Yalçın Bey, onun hutbe ve vaazlarını şöyle anlattı: “O, kırık minareli küçük bir mescitte uzun cuma hutbeleri okurdu. Cami ağzına kadar dolardı. Bir de dışarda pencerelerin önünde yaşlı kadınlar ağlayarak onun vaazını dinlerlerdi. Ben de zannederim on beş yirmi paket mendil harcamışımdır. Cuma namazı için camiye gelenlere: ‘Anam Müslüman babam Müslüman diye gelmeyin, Müslüman olmanın şuuruyla gelin’ derdi. Cumhuriyet hakkında zaman zaman biraz dokunurdu, onun zaman zaman konuşmasına müsaade edilmezdi. Fakat bir dönem de geldi ki Sultan Ahmet Camisinde vaaz vermeye başladı. O cami de ağzına kadar dolardı.”

Bildiğimiz kadarıyla merhum Şemseddin Yeşil Efendi’nin Bediüzzaman Said Nursi ile de münasebetleri olmuş. Nur talebelerinin naklettiğine göre 1943’te Denizli mahkemesinde Şemseddin Yeşil Efendi, Bediüzzaman ile birlikte yargılanmış ve hapis yatmış. (Kaynak: Risalehaber)

Cumhuriyet rejiminin ilk tokadını validen yedim

Merhum Şemseddin Yeşil Efendi hakkındaki anılarını paylaşan Süleyman Yalçın Bey, kendi şahit olduğu dönemle ilgili de küçük anekdotlar anlattı. Kurucu ideolojinin dine karşı bakışını anlamak açısından Süleyman Yalçın Bey’in anlattığı şu hatırası oldukça manidardır: “Orta mektep birinci sınıftayken bir bahar gezisine gitmiştik. Arkadaşlarla yürürken baktık karşımızda sarı saçlı şişman gözlüklü bir zat geliyor. O adam valiymiş. Geldi, saçlarımı okşayarak ‘sen kimin oğlusun’ dedi? Babam gazetecilik yapardı, kitapçılık yapardı, Hafız Ethem derlerdi. Ben de ‘Gazeteci Hafız Ethem’in oğluyum’ dedim. Daha önce sevecen davranan Vali Bey birden değişti. ‘Hafızlar, hocalar yok artık!’ dedi. Suratıma bir tokat attı. Bu cumhuriyetin ilk tokadıydı... Osmanlının reddedildiği, inkâr edildiği yıllardı…”

Dedelerimizin eserlerini okuyabilmeliyiz

Bu ve benzeri birçok hatırası olan Süleyman Yalçın Bey, Osmanlı ile bağlarımızı kopardığı için Mustafa Kemal’i hayırla yâd edemeyeceğini ifade ettiği konuşmasında, Osmanlı Türkçesini okuyamaz halde olmanın üzüntü verici olduğunu söyleyerek şunları söyledi:

“Osmanlı harflerinden uzaklaşmışız. Ben kaçak kaçak Kur’an okumasını öğrenmişim. Kitap yazısını rahat okuyorum da el yazısını zor okuyorum bu yaşımda…  Ama ben torunlarıma ‘aman ihmal etmeyin’ diyorum. Çünkü elimizde öyle eserler var ki, onlardan kopmamak lazım. Büyükanafarta köyü mezarlığında dedemin mezar taşını okuyamıyorum. Salih Tuğ Hocayı götürüp okutacağım inşallah.”

Mehmet Nuri Yardım Bey ise bu konuda şu çarpıcı tespiti yaptı: “Yunan gençleri kendi ecdadının eserlerini okurlar, İngiltere’de ve Fransa’da da bu böyledir. Bu, tabii bir şeydir, normal bir şeydir. Tabii ki Osmanlı Türkçesini bilmeliyiz ve dedelerimizin eserlerini okuyabilmeliyiz. Camilerdeki, çeşmelerdeki, mezar taşlarındaki kitabeleri okuyabilmeliyiz. Kendi tarihimize yabancılaşmamalıyız. Düne kadar Süleyman Yalçıntarihimize soğuk bir bakış vardı ama bugün Osmanlıya karşı bir muhabbet başladı, Osmanlı Türkçesi öğreniliyor, Osmanlı sanatları ve geleneğimiz yaşatılıyor. Ve gençlerin bunlara ilgisi de çok fazla...”

Yusuf Türel’e beş vakit dua ediyorum

İslami uyanış hareketinde İlim Yayma Cemiyeti’nin çok katkısı olduğunu ifade eden Süleyman Yalçın Hoca, rahmetli Yusuf Türel Bey’in Müslümanların hayırlı müesseselerini ilk kuranlardan biri olduğunu söyledi. Ve onun hakkında; “Bu çığırı açan nesilden birisiydi. Her gün ona mutlaka dua ederim.” (Yusuf Türel’i arama motorundan arattığımda İlim Yayma Cemiyeti’nin yurtlarından birinin bu isimde olduğunu gördüm. Bu kıymetli büyüğümüzü tanıyanlar varsa, lütfen bize onu anlatsınlar.)

Ben o günlerdeki tadı şimdi bulamıyorum

Dönemin diğer önemli şahsiyetlerinden de bahseden Süleyman Yalçın Bey bu konuda da şunları söyledi: “Celalettin Ökten Hoca Batı ülkelerini bilen, onların felsefesinden haberi olan, İslam’dan fazlasıyla haberdar olan bir insandı. Beyazıt’ta bir camide İmam-ı Gazzali’nin bir eserini okuturdu. Tahirü’l Mevlevi Cumartesi günleri Süleymaniye camiinde Mesnevi okuturdu… Ben bu güzellikleri gördüm, o tadın benzerini bugün bir yerde bulamıyorum.”

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 29 Ağustos 2012, 11:11
YORUM EKLE
YORUMLAR
ehlibeyti
ehlibeyti - 7 yıl Önce

ehli beyti sevmeyen nadan gelir nadan gider şam valisine hz cekilmez hz ali efendimize kılıç cekmiş olan kişi ye oğlu yezidi hilafet tayin edip saltanata dönüştürdüğü hz hüseyin efendimiz 70 yaranıyla beraber şehid edilmesi cok acıdır kaldiki acaba ona hz ceken ler kendi evladları öldürseler acaba öldüren kişiyle cay içipde dostluk kurarmı allah kuran ı kerimde ya habibim senin düşmanın benım düşmanım senin dosdun benım dostumdur diye buyurmuştur evet hz cekmeyiz

Serkisof Ekspresyan
Serkisof Ekspresyan - 7 yıl Önce

Kadir Mısıroğlu Şemsettin Yeşil ile ilgili pek iyi şeyler söylemiyor.Cumartesi sohbetlerinin 7 ve 14 Nisan tarihli olanlarında olması lazım.Benden söylemesi.Yoksa ben de ondan duydum Şemsettin Yeşil' i...

Beyza Eroğlu
Beyza Eroğlu - 7 yıl Önce

Şemseddin yeşil başta hz muaviye olmak üzere sahabei kiram hakkında ileri geri konuşmalarından dolayı dönemin diyanet işleri başkanı Ömer nasuhi Bilmen efendi tarafından vaizlik görevinden alınmıştır..

banner19

banner13