Şehir Toplumun Kimliğidir

Prof. Dr. Sadettin Ökten, geçtiğmiz günlerde Zeytinburnu'nda 'Şehir Ve Medeniyet' konulu bir konferans verdi. Büşra Dağcı bu etkinlikten notlarını aktarıyor.

Şehir Toplumun Kimliğidir

Prof. Dr. Sadettin Ökten, 31 Ekim 2016 tarihinde konusunda Zeytinburnu Kültür Merkezi’nde “Şehir Ve Medeniyet” konulu bir konferans verdi. Sadettin Ökten sözlerine şöyle başladı: “Mekân bizi dönüştürür ve biz farkına varmayız. Yaşadığımız hayat, mekân, mekânın bize getirdiği kısıtlamalar ve sağladığı imkânlar bizi başka bir düzleme doğru çeker. Biz farkına varmadan bu şekilde başka bir insan oluruz. Zihnimizin bir köşesinde eski alışkanlıklarımız, inançlarımız, duygularımız, imanımız kalır. O inançlar tarihi bir tortu gibi zihnimizde ve kalbimizde kalır. Ama aksiyona intikal etmez.”

Şehirleri oluşturan insanı ele alarak konuya başlayan Sadettin Ökten, insanın biriktiren bir varlık olduğundan söz etti ve bu birikimlere örnekler verdi: “İnsan en basitinden para biriktirir. Duygularını, anılarını, bilgilerini, düşüncelerini biriktirir. Yaş ilerledikçe istesek de istemesek de yeni bilgiler öğrenir, yeni insanlar tanırız. İnsanlar biriktiririz, kadınlarımız incik-boncuk biriktirirler.” Bu birikimlerin ikiye ayrıldığından, bir kısmının soyut, bir kısmının ise somut olduğu ifade eden Ökten, insanların birikimlerini evde sakladıklarını belirttikten sonra toplumun birikimlerine geçiş yaptı: “Toplumun da birikimleri vardır. İnsanın birikimlerinden tek farkı ölçek farkıdır. Ana fikir olarak aynı şeyler biriktirirler. Toplumun birikimleri ise mal, servet, hammadde, milli sevgi, milli öfke gibi kavramlardır.”

Şehir toplumun kimliğidir

Toplumun birikimlerini şehirde sakladığını ifade eden Sadettin Ökten, sonra insanın mekanla olan ilişkisinden bahsederek konuşmasına devam etti. İnsan mekansızlığı tasavvur edemez ama yaşar. İnsanın mekansız bulunduğu tek an’ı “uykusuz rüya hali” olarak örnekleyen Sadettin Ökten, insanın mekandan bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi. Bu sözlerinden sonra insanın varlığından bahsetti: “İnsan dışındaki canlılar iç güdüleriyle hareket eden fizyolojik varlıklardır ve o şekilde var olurlar. İnsan ise sadece fizyolojik olarak var olamaz. İnsan mazisiyle vardır, düşünceleriyle, kabiliyetleriyle vardır. İnsanın var olması demek, kendi kimliğiyle var olması anlamına gelir.” Bu özelliklere baktığımızda her insanın kimliğinin birbirinden farklı olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda bazı ortak kimliklerimiz de vardır. Mesela ulusal kimlik, ümmet kimliği, medeniyet kimliği gibi…  Sözlerine insanın kimliği ile şehri bağdaştırarak devam eden ve “Şehir bu kimliklerin biriktiği ve yaşandığı yerdir. Kimlikler şehir mekânında gün yüzüne çıkar. Kısacası şehir toplumun kimliğidir.” diyen Sadettin Ökten, insanların hayatta kalmak için şehir oluşturduklarından bahsetti. Çünkü insan doğada hayatta kalamaz. İnsanların bu şehirleri oluştururken kendi kimliklerinden bir şeyler kattığını belirtti.

Sadettin Ökten’in konuşmasında altını çizdiği bir husus da şehirde yaşadığımız hayatın özellikleri idi: “Şehirde yoğun ve yakın bir yaşam tarzı vardır. Ve bu yaşam tarzının bazı kuralları vardır. Eskiler bunlara ‘adab-ı muaşeret’ derlerdi. Ben ise ‘sosyal nezaket’ diyorum. Bu kurallara uyunca şehir hayatı yumuşuyor ve güzelleşiyor.” Bu konuda ülkemizin özellikle trafikte eksik olduğundan yakındı.

Şehir nasıl hayatta kalır?

Ökten’e göre şehir hayatının bir başka özelliği de, çok boyutlu olmasıdır: “Şehir hayatı çok boyutludur. Çünkü şehrin içinde yaşayan çok farklı bireyler vardır ve bu bireylerin de çok farklı becerileri vardır. Bu beceriler şehirde ortaya çıkar ve şehirde karşılık bulur.” Farklı kabiliyetlerin, farklı boyutların şehirleri daha cazip hale getirdiğinden söz etti. Şehir yaşamının bir diğer özelliğinin de değişim olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Şehirde bir değişim vardır. Bu değişim hep olmuştur ve olmaya devam edecektir. Bunun sebebi ise şehirde çok farklı insanların ve o farklı insanların farklı kimliklerinin olmasıdır. Bunları kontrol etmek mümkün değildir. Şehirdeki bu çatışma şehrin hayatta kalmasını sağlar, şehir de buna izin verir çünkü şehir ölmek istemez. Şehir insana her an yeni bir hayat tarzı öğretir. Davranışlarımız, algılarımız, tepkilerimiz, selam tarzımız değişir. Şehir bize yeni bir dil, yeni kelimeler, kavramlar, ifade tarzı ve tonlama kazandırır. Bu da şehri insana cazip hale getirir.”

Sadettin Ökten şehir ve insan hayatına dair son olarak şu açıklamalarda bulundu: “Şehirde çatışmalar olmalı ama bu çatışmalar kişinin temel kimliğini zedelememeli. Rahatsız etmeli, dürtmeli, kimliğin yeni yorumlarına izin vermeli ama kimliği yozlaştırmamalı.”

Ökten’in, konuşmasına son verirken bizlere verdiği bir tavsiyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Sadettin Ökten herkese, özellikle de gençlere yazarak çalışmalarını tavsiye etti: “Yazarak çalışın. Bu yazdıklarınızı da atmayın. Üzerlerine tarih ve yer belirtin. Olur da gelecekte bakacak olursanız kendi gelişmenizi görebilesiniz.”

 

Büşra Dağcı

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2016, 12:26
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner7

banner6