banner17

Şehadet bir çağrıdır nesillere çağlara

“Şehadet ve Şahitlik Gecesi”ndeydik cumartesi akşamı.

Şehadet bir çağrıdır nesillere çağlara

 

“Şehadet ve Şahitlik Gecesi”ndeydik cumartesi akşamı (18 Şubat 2012). Şubat ayının şehadet ayı oluşunu hatırlatan ve “sözünde duranlar ve sırasını bekleyenler” sloganıyla salona çağıran program Kur'an-ı Kerim okunmasıyla başladı. Sinevizyon gösterisinde salondakilere şehitler hatırlatıldı. Görüntülerde Fethi Şikaki, Hasan el- Bennâ, İskilipli Atıf Hoca, Bilal Yaldızcı, Hâlid el-İslambûli, İzzeddin Kassam, Malcolm X, Metin Yüksel, Ömer Muhtar, Şeyh Said, Emir Hattab, Selami Yurdan, Abdulaziz Rantisi, Seyyid Kutup, Şamil Basayev, Nizar Reyyan, Ahmet Yasin vardı. Şehitlerin hatırlatılmasından sonra Ahmed Kalkan konuşmasını yapmak üzere konukları selâmladı. Kalkan’ın konuşmasından bazı notları sizlerle paylaşalım:

Salonlar tekbir seslerine hasret idi

"Size hoşgeldiniz demeyeceğim. Size Seyyid Kutub ‘hoşgeldiniz’ diyor. Size canlı şehitlerin önderi Muhammed (a.s.) ‘hoşgeldiniz’ diyor. Canlı şehit nasıl yaşarsa öyle yaşayacağımıza birbirimizi şahit göstererek toplandık. İslâm'ın izzetini üzerinde taşımak, Allah'tan başkasından korkmadığını ispat etmek üzere burada toplandık. Kuru bir ‘şehitleri anma gecesi’ değil bizim yaptığımız. İnşallah söz verenlerden, sözünün eri olanlardan olacağız. Bu salonlar uzun zamandır tekbir seslerine hasret idi.

‘Şehitlik bir hayat tarzıdır’

İnşallah nasıl yaşanması gerekiyorsa öyle yaşayacağız. Şehitlik bir hayat tarzıdır. Sadece Allah'ın tek ilâhlığına iman eden korkusuz insanların ashabı olacağız. Seccademizin üzerinde, gece tertil üzere okuduğumuz Kur’an’la ve teheccüdle taçlandıracağız. Şehitlik, öldürülenler/Allah yolunda canını verenler için ve aynı zamanda bunun yanında şehit gibi yaşayanlar için kullanılır. Dünya İslâm Devleti’ne talibiz. Ne yapacağımızı biliyor ve bunu gösteriyoruz. Buraya toplandınız. İnşallah bu güzelliğin devamını da getirirsiniz. İnşallah şehitlerin yolunu sürdürmek, tevhid ehli- şehadet ehli olmanız duasıyla."

Kalkan’ın konuşmasından sonra bir şehidin annesine yazdığı mektup okundu. Annesiyle olan ilişkisi çok net bir şekilde akıllarda kalmıştır eminim. Şehidin annesine kıyamadığı ama şehadete de nasıl bir arzuyla bağlandığını “ana” hitabının samimiyetinden sonraki “seni seviyorum ama şehadet bu ana” cümlelerinde gördük, hissettik.

Daha sonra sahneye Grup Uyanış çıktı. İlk olarak Hz.Hamza'ya, Hz. Huseyn'e, Seyyid Kutup'a, Hasan el Bennâ'ya, Rantisi'ye, Ahmed Yasin'e söz vererek Grozni, Felluce, Kabil, Bağdat, Humus, Patani, Diyarbakır, Doğu Türkistan, İstanbul ve Gazze zikredilerek buraların birbirinden ayrılmayan ve ümmetin birer parçası olduğu hatırlatıldı. “Şehadet özlemimiz, şehitler önderimiz” sözleriyle güzel bir parça seslendirildi. “Hayat, iman ve cihad” ezgisiyle çok eskilere gitti salondakiler." Hindikuş'tur dağları" marşıyla Afganistan'daki dağlarda davalarını dünyaya anlatma çabasında olan mücahitler hatırlara geldi. Bu güzel parçalarla Erdem Beyazıt’ın “onlar gittiler, giderken bir muştu gibiydiler” dizeleri de unutulmadı.

“Yetimler ve dullar birer emanet!’

Daha sonra Ahmet Turgut “ahde vefa” konuşmasını yapmak üzere sahneye çıktı. Ümmetin fertlerinin birbirinden ayrılmaz olduğunu ve bu fertlerin şehitleri kazanırken onların geride bıraktığı yetimleri de kazandığını anlatan Turgut, sorumlulukların da bu şekilde arttığını söyledi. Yetimlerin bir kazanım olarak görülmesi gerektiğini belirten Ahmet Turgut yetim olarak dünyaya gelen Peygamber’in ümmetinin fertlerinin yetimlerin velisi olması gerektiğini hatırlattı. “Bu emanetlere sahip çıkmamız lâzım. Kur'an'da müşriklerin özellikleri daha ilk sûrelerde ‘yetimi itip kakmak’ olarak aktarılıyor. Yükümlülüğümüz bu sayede anlaşılıyor, ümmet olarak.” Yetimlerin ve dulların emanet olduğunu, sayılarının her geçen gün arttığını belirten Turgut hayatın her safhasında yetim ve dulların endişesinin taşınması gerektiğini belirtti.

“Ahde vefa” konuşmasını yapan Ahmet Turgut’tan sonra adalet, merhamet gibi kavramları anlatan tiyatral bir gösteri yapıldı. Sonrasında Mehmet Pamak sahneye çıktı. Dünyanın her coğrafyasında mücadelesini sürdüren Müslümanlara selâmlarını iletti.

Hayatın iman ve cihad olduğunu söyleyen Pamak, imandan sonra sürekli mücadele edileceğini belirtti. Seçilmiş olanların onurunu hatırlatan Mehmet Pamak, İslâm'ı dünyadaki insanlara da bu seçilmişlerin yani Müslümanların taşıyacağını aktardı. “Biz şahidiz, yaşayan Kur'an olarak güzel bir örnek oluşturmalıyız insanlara.” diyerek Müslümanın vazifesini hatırlatan Pamak Kur’an’ın ahlâkıyla ahlâklanıp ahlâklanılmadığı sorusunu da herkesin kendine sorması gerektiğini hatırlattı. "Cihad ve şehadet, hayatı kuşatan kavramlardır. Eğitim, tebliğ, davet gibi çabaların hepsi cihattır. Cihadın büyük ekseriyeti budur. Cihadın zirvesi de Allah yolunda can vermektir.”

Şehit tahtında Rabbine gülümseyenler

Son olarak Mikail “Bir Yudum Şehadet” parçasıyla sahneye çıktı. Grup Uyanış da parçaları terennüm etti Mikail’e eşlik ederek. Mikail’in güzel parçası “Hicranlı Yüzler”i canlı söylemesi salondakilerin yüreğine tesir etmiştir mutlaka. Güzel ezgilerde sıra Ömer Karaoğlu’ndan dinlemeye alıştığımız “Şehit Tahtında”ya gelmişti, o söylenmeden bir şehadet gecesi sona erebilir miydi? Şehit tahtında Rabbine gülümseyen güzel insanları hatırlayarak ümitsiz ve sevdasız yapılamayağını tekrar dile getirdi salondakiler, Mikail'le beraber. "şehitler ölmez, ölü demeyin aman" parçasıyla veda etti sahneye vefâlı sanatçı. Son olarak Ali Şeriati'nin ümmetin her ferdine ayrı ayrı seslendiği güzel duasıyla program sona erdi.

 

Esad Eseoğlu ‘şehadet ve şahitlik gecesi’nden aktardı

 

Fotoğraflar: Atilla Aksu

 

Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2012, 22:43
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20