Saraçhane çok zengin bir kültürel alan

Saraçhane denilen saraçlar çarşısı, 15. asırda Fatih’in vakıf eseri olarak inşa edilmiş ve 20. yüzyıla kadar varlığı devam etmiş. Hayri Fehmi Yılmaz geçtiğimiz günlerde bu bölgeyi anlattı. Sadullah Yıldız etkinlikten notlarını aktarıyor.

Saraçhane çok zengin bir kültürel alan

21 Ekim Çarşamba günü Hayri Fehmi Yılmaz, Fatih-Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde “Saraçhane ve Yakın Çevresi” hakkında bir konferans verdi. Oldukça leziz bilgi kırıntılarıyla dolu bir programdı bence. Ama bol fotoğrafla gerçekleştiği için yazıya ancak pasajlar hâlinde dökebileceğim. Yine de havayı aktaracağını düşünüyorum.

Saraçhane, Fatih Camii’nin Aksaray istikametinde, ilerisindeki bölgeye verilen ad. Daha dar bir tarifle İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin civarı. Burayı “olağanüstü bir boş alan” diye niteledi konuşmasının bir yerinde Yılmaz.

Bizim kentimizin olağanüstü tarafının belki en güzel yanı bu; çok farklı devirler üst üste, onları bir arada görebiliyoruz. Çok katmanlı, yan yana ve bir arada yaşamayı başarmış.” Aslında bu farklı devirlere ait katmanların bir arada görülmesi kentin her noktası için geçerli. Fakat bazı yerlerde daha yoğun ve Saraçhane de bu açıdan önemli bir mevki. Arapça ‘eğerci’ demek. Saraç ve saraçlık, koşu takımları, deri malzemeler ve benzeri eşyanın imalatı için kullanılan bir kelime. Saraçhane de bu imalatçıların toplandığı çarşılara deniyor ve Türk kentlerinin hepsinde saraçhaneler bulunuyor. Bunlar şehrin en canlı merkezleri aynı zamanda.

Biri bir şey söyledi mi çok zor değişiyor Doğu’da

Saraçhane denilen saraçlar çarşısı, 15. asırda Fatih’in vakıf eseri olarak inşa edilmiş ve 20. yüzyıla kadar, Osmanlı’da kurulan Şehremaneti, bugünkü Fevzipaşa caddesini açmak için Saraçhane’nin yıkılmasına karar verene kadar da varlığı devam etmiş: “Neyi yıktığımızı hatırlamak için çarşının bir planını çıkarmışlar ve sonra da yıktırılmış. Birkaç dükkân dışında çarşıyı hatırlatacak hiçbir şey kalmamış. Osmanlı devrinde yoğun bir yerleşim alanı içinde kalan bu bölge, bir süre sonra kent için trafik kesişme noktası hâline gelmiş. İki büyük yol hattı; Vezneciler’den başlayıp Edirnekapı’ya giden ve Yenikapı’dan başlayıp Unkapanı’na ulaşan hat.”

Son yıllarda Saraçhane, zengin geçmişinin ihyası dolayısıyla tartışılan bir bölgeymiş. Çünkü çok geniş bir alanda tarihî doku tamamen tahrip edildiğinden yok olan bu kültür varlıklarının yeniden ihyaları (rekonstrüksiyon) söz konusu olunca bunu destekleyenleri anladık da tamamen karşı olan çevreler de varmış. Mimar Ayas Mescidi, Karagöz Mescidi, Firuz Ağa Mescidi gibi eserlermiş söz konusu edilen. “Aslında Saraçhane, kentin siluetinde bir yere sahip değil ama önemli ve sürekli tartışmaların üzerinde döndüğü bir yer.”

Antik dönemler ve Bizans devirlerinde muhteşem Byzantion Metropolü de buradadır: “Mezarlığı yani. Kentin hemen dışındaydı ve servi ağaçlarıyla dolu bir alandı burası. Antik Çağ’dan itibaren mezarlıklara servi dikilmesi çok sevilen bir gelenekti. 5. yüzyıldan itibaren de kanunlarda da geçti, mezarlıklara servi dikiniz diye. İmparator Theodosius’un bir emirnamesi de vardır. Çok garip ama biz hâlâ uyuyoruz bu emirnameye. Biri bir şey söyledi mi çok zor değişiyor Doğu’da, yavaş yavaş.”

Türkler zaten kızlı isimlere bayılıyorlar”

Hayri Fehmi Yılmaz gezmeye başladı Saraçhane civarında. Kıztaşı’na gelince durdu. 5. yüzyıl dolaylarında İmparator Konstantinos surlarla ilgili birtakım inşaatı yürütürken bu mahalleyi de (Konstantinai mahallesi o zamanlar) kente dâhil etmiş oluyor. Yeni binalar inşa ediliyor ve görkemli sarayların oluşturulduğu biliniyormuş o dönemde. Yılmaz, saraylarla ilgili elde pek veri olmadığını söyledi ancak o dönemden kalan Markianos Sütunu zamanının kıymetlilerinden biri. Bu sütun (biz ona Kıztaşı diyoruz) küçük bir meydanın ortasında duruyormuş ve bunun gibi 50 kadar örneği İstanbul’da varmış vakti zamanında: “Şimdi üç tanesi ayakta. 10’a yakın örneğin de parçaları var elimizde.”

Türkçe’de Kıztaşı diye biliniyor çünkü kaidesinde iki tane genç kız figürü, zafer tanrıçası bir kalkanı uçuruyorlar. Türkler zaten kızlı isimlere bayılıyorlar; Kıztaşı, Kız Kulesi, Kız Kalesi… Balkanlar’dan Moğolistan’a kadar bol miktarda kızlı kale-kule-taş mevcut. Türk coğrafyasında çok sevilen bir isimlendirme.”

Polyeuktos Kilisesi imiş o tellerle çevrili alan

Buranın biraz ilerisinde, 13. yüzyıldan itibaren kayıp olan muhteşem bir yapıdan da söz etti Hayri Fehmi hoca. O tarihten itibaren hiçbir kaynak ondan söz etmiyor, 700 yıl sonra Haşim İşcan Geçidi açılırken birdenbire bir yapının kalıntılarıyla karşılaşılmış ve Yunanca metin içeren çok sayıda mermer levha bulunmuş. Anlaşılmış ki bu Polyeuktos Kilisesi’dir. Romalı bir asker-aziz imiş ve Bizans’ın meşhur ve hayırsever hanım efendilerinden Lulia Anicia onun için Saraçhane’de 524-527 yılları arasında inşa ettirmiş. Bu yapının Ayasofya’yla aynı planda olduğu söyleniyormuş.

Bu kilise epey değerli bir konumda duruyormuş zira epey emek de verilerek yapılmış. Çok sayıda kabartma bulunmuş kiliseye ait. Arkeologlar ilk bulduklarında bunları Osmanlı’nın tahrip ettiğini zannetmişler ancak sonradan düşünmüşler ki zaten 13. yüzyılda yok olmuş binayı Osmanlı nasıl tahrip etmiş olabilir. Yılmaz, bu eşyanın 726-840 arasında, Bizans’ta dinî tasvirlerin tahrip edilmesiyle meşhur dönemde kırılıp zarar verilerek bir kuyuya atıldıklarını belirtiyor. Bizzat Hıristiyanlar tarafından dinî figürlerdeki yüzler kırılıp yok edilmiş.

Okuyucu nereden bahsettiğimizi anlamıştır umarım. Büyükşehir Belediyesi’nin önündeki parkın yanında, İstanbul İlahiyat’ın önündeki telle çevrili bölümden söz ediyoruz. Hani o, “burdaki taşlar ne acaba” deyip sürekli önünden geçtiğimiz ve taşların ne olduğunu anlamak için el içi kadar bilginin gelip geçene sunulmadığı ve bazılarımızın da hayran bakışlarla henüz bu araziye otel yapılmamasının sebepleri üzerine kafa yorduğu, zaman zaman küçük bir orman hâline gelecek kadar yeşillenen, çevrili küçük yer.

Aslında kilisenin olduğu yere bir Fatih anıtı düşünülmüş zamanında fakat vazgeçilmiş; onu şimdiki Saraçhane parkına layık görmüşler.

 

Sadullah Yıldız, anlatmaya çalıştı

Güncelleme Tarihi: 23 Ekim 2015, 16:06
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13