Sanat muhitleri vardı insanı biçimlendiren

İbrahim Tenekeci, Bursa’da Edebiyat Akşamları programına konuk oldu; şiiri, şairliği hakkında konuştu. Ahmet Serin, etkinlikten notlarını aktarıyor..

Sanat muhitleri vardı insanı biçimlendiren

İbrahim Tenekeci, kendine özgü sesi ve kendine özgü imgeleriyle son dönem Türk şiirinde önemli yer tutmuş bir şairimiz. Bilindiği üzere Tenekeci, sadece şiir vadisinde at koşturmuyor; şiir çalışmaları dışında, yayınevinde editörlük yapıyor, bir gazetede köşe yazarlığı yapıyor, dergi çıkarıyor. Çok yönlü biri yani. Hem şiiriyle hem de gazetede yazdıklarıyla izleniyor, tartışılıyor.

İbrahim Tenekeci, 22 Ekim gecesi Bursa’da Metin Önal Mengüşoğlu’nun koordine ettiği İbrahim Paşa Kültür Merkezi Sohbetleri’nde Cevat Akkanat’ın yönettiği Edebiyat Akşamları programına konuk oldu; şiiri, şairliği hakkında konuştu. Programa ilgi fazlaydı. Özellikle üniversite öğrencilerinin sayıca çokluğu, geleceğe umutla bakmamıza sebepti.

Metin Önal Mengüşoğlu’nun Allah-iman-sanat eksenli veciz sunuşundan sonra İbrahim Tenekeci, hayatı ve şiirini anlatmaya başladı dinleyicilere. Cevat Akkanat’ın sorularıyla yönlendirdiği Tenekeci, bu sohbeti “Şiirle hemhal oluşumun hikayesidir” diye adlandırdıktan sonra, her edebiyatçının edebiyatla tanışmasının çarpıcı bir hikayesi olduğunu söyledi ve kendisinin böyle bir hikayesi olmadığını kayda geçirdi.

Sanat muhitleri vardı insanı biçimlendiren

İbrahim Tenekeci, kendi yetiştiği dönemde sanat-edebiyat muhitlerinin olduğunu ve bu muhitlerin insanı biçimlendirici- eğitici bir işleve sahip olduğunu belirterek yetiştiği ortama ve şair kimliğine dair şunları söyledi: “İlk şiirim mahalli bir gazetede, 1988 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra İsmet Özel’in huzuruna çıktım ve sonra da Dergâh dergisinin kapısından içeri adım attım. O kapıda tam on yedi yıllık bir maceram oldu.”

İbrahim Tenekeci, Türkiye’de birçok insanın şiir heveskârı olarak yola çıktığını söyleyip bu heveskârlık sürecini de şöyle anlattı: “Türkiye’de herkeste bir şairlik potansiyeli vardır. Bu potansiyeli gerçekleştirmeye azmedenlerin sayısı ilk elde tahmini beş bin falandır. Zamanla bu sayı da çeşitli sebeplerle iyice azalır. Yıllar sonra geriye sadece bir dönemi simgeleyen isimler kalır o şairlerden: Necip Fazıl gibi, Sezai Karakoç gibi, İsmet Özel gibi…”

Zor yazar, uzun çalışırım

İbrahim Tenekeci, şiir yazma sürecini de anlattı. Kolayca okunan o şiirlerin arkasında nasıl bir emek olduğu da anlaşılmış oldu bu şekilde. İşte bu konuda Tenekeci’nin söyledikleri: “Zor şiir yazan biriyim. Şiirlerimin üzerinde uzun uzun çalışırım. O kadar ki, dikkatim dağılmasın diye lavaboya bile gitmediğim olmuştur. Şiirlerimi defterlere yazarım. Tükettiğim defterlerin sayısını hatırlamıyorum bile. Yirmi altı yıldan beri şiirle uğraşıyorum ve ortaya çıkan şiirimin sayısı yüz seksen kadardır. Bu kadar zamana bu kadar şiir azdır. Ama işte kolay beğenmiyor, uzun uzun da çalışıyorum şiir üzerinde. İçime sinmeli yazdıklarım.”

Bir oturuşta beş şiir yazanlar var

Tam buradaİbrahim Tenekeci, günümüz şair adaylarına getirdi sözü. Kendi kuşağının şiirle münasebetini ortaya serdikten sonra, günümüz şair adaylarının şiir ve dergilerle ilişkisine şu sözlerle değindi: “Biz şiir yazar, bunu daktiloya çeker ve postayla dergiye gönderirdik. Şiirin dergiye ulaşması, dergi editörlerinin bizi yanıtlaması, yaklaşık bir ayı bulurdu. Bu bir ay biz heyecan dolu olur, posta yolu gözlerdik. Bu bizi şiire yakın kılardı aynı zamanda. Günümüz gençleri ise şiirlerini bilgisayarda yazıp internet ortamında bize gönderiyor ve daha biz şiirlerini okuyup cevabî yazımızı yazamadan birkaç şiir daha yazıp gönderiyorlar. Bu durum, şairin şiirinin heyecanını duymasına engeldir. Bunu anlamakta zorluk çekiyorum ben. Ama bunun sebebi de belli aslında: Günümüz kuşağı şiirini sosyal medyada hemen yayımlama imkânına sahip ve öte yandan da onlar, bizler gibi bir 'Edebiyat muhiti'ne girip o muhitin terbiyesini almadılar.”

Şiirimde kimsenin ilgilenmediği nesneler var

Programı modere eden Cevat Akkanat’ın, şiirlerinde herkesin pek ilgisini çekmeyen nesnelerin bulunmasını nasıl açıklayacağı sorusuna karşılık şunları anlattı İbrahim Tenekeci: “Şiirimde birçok insanın ilgisini çekmeyen nesnelerin varlığı gerçektir. Bu benim mizacımla ve yetiştiğim ortamla ilgili biraz da. İlgi görmeyen, unutulmaya yüz tutan şeylere karşı bir ilgim, bir merakım var benim. Bu nesnelerle kendime mahsus bir dünya kurmayı seviyorum. Aslında her şair şiirinde kendi dünyasını kurar. Benim kurduğum dünya da böyle bir dünya. Bir de bu nesnelerin dili olsaydı neler anlatırdı bunlar, neleri dile getirirlerdi diye merak ederim. Böyle bir hayal dünyam vardır. İşte bu nedenlerden ötürü de bu nesneler şiirimde yer alır.”

Sadece şiir okuyarak şair olunmaz

Uzun süre zaman geçirdiği Dergâh dergisi çevresinin kendisinde büyük etkisi olduğunu ifade eden İbrahim Tenekeci, yeni kuşak şairlere öğüt anlamına gelebilecek şu sözlerle konuşmasını bitirdi: “Bir şair aynı zamanda bir tarihçi, bir düşünürdür. Bunun için de çok okumak gerekir. Benim ilgilendiğim bir konu olduğunda, diyelim ki Ermeni konusu, o konuyla ilgili ulaşabileceğim tüm kitapları okurum. Ya da Tek Parti dönemini merak ettim diyelim, o konuda çıkmış tüm yayınları okurum. Biz kendimizi çeşitli kaynaklardan beslemek zorundayız. Unutulmamalı ki sadece şiir okuyarak şair olunmaz.”

 

Ahmet Serin bildirdi

Güncelleme Tarihi: 24 Ekim 2014, 12:53
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26