Şakir Kurtulmuş: Yazmanın sorumluluğunu yaşıyorum

Şair ve yazar Şakir Kurtulmuş, Bâbıâli Enderun Sohbetleri’nde “İnsan ve Sanat” başlıklı bir konuşma yaptı. Mücahit Kocabaş yazdı.

Şakir Kurtulmuş: Yazmanın sorumluluğunu yaşıyorum

Yeni Dünya Vakfı’nda düzenlenen toplantının yöneticiliğini Şadi Kocabaş yaptı. Şakir Kurtulmuş’un bir şiirini seslendirerek toplantıyı açan Kocabaş, şairin şiir geleneğinin Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Alaaddin Özdenören ve Erdem Bayazıt gibi isimlerden ilham aldığını ve bu kaynaklardan beslendiğini hatırlatarak, “Bugüne kadar Şakir Kurtulmuş’un dergilerdeki ve kitaplardaki şiirlerini okuduk, bugün de hayat serüvenini kendisinden dinleyeceğiz.” dedi.

Dedelerin önemi

Dedesini anlatan bir kişinin yazdığı metni okuyarak konuşmasına başlayan Şakir Kurtulmuş, “Ben de Eskişehir’de dedemin yanında yetiştim. Gazetelerin kuponla verdiği peygamber kıssaları kitaplarını alıyor, henüz ilkokulda olduğum hâlde bu kitapların özetlerini yazmaya çalışıyordum. Edebiyatla münasebetim ve yazı serüvenim böyle başladı.” dedi. İmam Hatip okuluna giderken sabahleyin simit sattığını, akşama doğru da boyacılık yaptığını anlatan Şakir Kurtulmuş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Babam yanımızda değildi, Bulgaristan’da cezaevindeydi. Atılan bir iftira nedeniyle orada 1,5 yıl kadar hapis yattı. Evde okuyan üç kişiydik. Zor şartlardaydık. Dolayısıyla ben de çalışarak aileme katkıda bulunuyordum. Kazandıklarımla evimizin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyordum. O yıllarda başladı sanat merakı. İlk defa teybe yedi sekiz kişi aynı metin üzerinden kendi sözlerimizi okuyarak, seslendirdik, tiyatro eseri oynamaya çalışıyorduk. O zaman radyoda yayınlanan ‘Arkası Yarın’ları büyük bir heyecanla dinliyor, etkileniyorduk. Onlardan öykünerek tiyatro yazıp seslendirmeye çalıştık.”

İlk olarak Özçelik ile tanıştım

İlk tanıştığı edebiyatçının Mustafa Özçelik olduğunu ifade eden Şakir Kurtulmuş, okumaya olan ilgisinin nasıl başladığını ise şöyle anlattı:

“1973-74 yıllarıydı. Aynı okulda öğrenciydik. Bana Gül Muştusu kitabını hediye etmişti. Sezai Karakoç’u 14-15 yaşlarımda iken bu kitabıyla tanıdım ve okudum. Doğrusu ilk başta anlayamadım ama vazgeçemedim de. Okumaya devam ettim. Daha sonra Sezai Karakoç’un Şahdamar, Körfez, Yunus Emre ve Diriliş Yayınları’nın diğer kitaplarıyla tanıştım. Bunları da büyük bir istekle okudum. O zaman bir taraftan üniversiteye hazırlanırken diğer yandan iştahla kitap okumaya devam ediyordum. Üniversitede iken evden para gelmiyordu. İhtiyacım vardı. Müracaat ettiğim İlim Yayma Yurdu’ndan bana burs parası çıkınca çok sevinmiştim. Zira oradan her ay almaya başladığım 500 lira para, benim rahat okumamı sağlamıştı.”

Yeni Devir’de çalışmaya başladım

Üniversite yıllarında iken Yeni Devir gazetesinde musahhih olarak çalışmaya başladığını da anlatan Şakir Kurtulmuş, “Gazetede Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Akif İnan, Alaeddin Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Nazif Gürdoğan  gibi değerli yazarlar köşe yazısı yazıyordu. O arada vakıf ve derneklerde düzenlenen toplantılara da katılmaya başlamıştım. Merhum üstat Necip Fazıl’ı MTTB’de dinledim, çok etkilendim. Cemil Meriç’i Kubbealtı’nda dinledim. Aydınlar Ocağı’nda bazı konferanslara katılıyordum. O zaman sanat ile hayat arasındaki münasebetin ne kadar önemli olduğunu kavramaya başlamıştım.” diye konuştu.

Şadi Kocabaş’ın “Şakir Kurtulmuş’un nesirleri de önemlidir. Bilhassa dergilerde yayınlanan günlükleri dikkat çekiyor.” demesi üzerine Şakir Kurtulmuş, günlük tutmanın ehemmiyeti üzerinde durdu ve şunları söyledi:

“Günlük tutmak çok önemlidir. Hayatı hissedersiniz günlük yazarken. Gençlere hep tavsiye ediyorum ‘Mutlaka günlük yazın’ diye. Bir bakıma günlük yazarak hayatı zapt ediyor, yaşadığınız anı, zamanı geleceğe taşıyorsunuz.”

Hazreti Peygamber’in hırkası

Toplantının son bölümünde Hazret-i Peygamber’in şairlere verdiği değere de temas eden Şakir Kurtulmuş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Hazret-i Peygamber şairleri sever. Hırkasını çok sevdiği bir şaire vermiştir. Niçin başkasına değil de bir şaire? Sahabelerden Ka’b bin Züheyr, bir savaşta şiir okuyarak ashabı coşturunca bu durum Peygamber Efendimizi memnun ediyor ve üzerindeki hırkasını çıkarıp şair olan Ka’b bin Züheyr’e veriyor. Efendimizin hırkasını bir şaire vermesi üzerinde durmalıyız. Neden, niçin, nasıl sorularını anlamaya çalışmalıyız. Şairler Hazret-i Peygamber için mükemmel na’tlar yazmışlardır. Bu bizim klasik edebiyatımızda çok yaygındır. Çağdaş edebiyatımızda da bu gelenek sürmüştür. Neredeyse bütün iyi şairler, na’t yazmışlardır. Aslında her şiir yazmaya başladığımda o hırkanın ağırlığını, görevimin sorumluluğunu hissediyorum. Gençlere edebiyatı, kitabı, okumayı sevdirmeliyiz. Onlara karşı sorumluluğumuz var.”

Şakir Kurtulmuş, çekilen hatıra fotoğraflarının ardından dinleyicilere kitaplarını imzaladı.

Okumaya ve yazmaya adanmış bir ömür

Kurtulmuş;1958 Eskişehir doğumlu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri Bölümü’nü bitirdi. 1977 yılından bu yana çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı.Yeni Devir gazetesinde uzun bir süre ‘Sanat-Edebiyat’ sayfası hazırladı.1980 yılında Tin Yazıtları isimli bir edebiyat dergisi yayınladı. İnsan Yayınları’nın kuruluşunda görev aldı. Eskişehir’de lise öğrenimi sırasında arkadaşlarıyla birlikte Fecir isimli bir duvar gazetesi çıkardı. İlk şiiri Mavera Dergisi’nde 1978 yılında yayınlandı. Yönelişler, Mavera, Aylık Dergi, Edep, Türk Dili, Şiar, Temmuz, Ay Vakti, Ayine, Bir Nokta, Edebiyat Ortamı, Şehir ve Kültür, Yedi İklim dergilerinde şiir ve yazıları yayınlandı. Halen Çıra Yayınları bünyesinde Edebiyat Dizisi editörü olarak görev yapan Kurtulmuş, çeşitli okul ve belediyelerde düzenlenen edebiyat atölyelerinde dersler vermeye devam ediyor. Deneme ve biyografi türünde kitapları da olan Kurtulmuş’un Çıra Edebiyat Dizisi’nden çıkan şiir kitapları şunlardır: Gökte Asılı Şarkılar, Ah Güzel Bir Gün, Yusuf’un Kuyusu, Ölüm ve Ayna, Dağların Açık Yarası.

Mücahit Kocabaş

Yayın Tarihi: 26 Eylül 2019 Perşembe 11:00 Güncelleme Tarihi: 25 Eylül 2019, 12:38
banner25
YORUM EKLE

banner26