banner17

Şairler yaz Kur'an kursunda ne arıyordu?

Bir işim için Ümraniye İmam Hatip Lisesi’ne gittiğimde gördüğüm manzara beniz ziyadesiyle şaşırttı..

Şairler yaz Kur'an kursunda ne arıyordu?

 

Yaz günleri son birkaç yıldır gayet hararetli geçiyor. Bu nedenle ortalıkta kimsecikler görünmüyor. Üstelik mübarek oruç günlerinin de yaz aylarına denk gelmesi, sokakları belli saatlerde ölü sokaklara çevirebiliyor. İnsanların ortalıktan el ayak çektiği bu yaz günlerinde şair ya da öykücü ya da en azından bir denemeciyle rastlaşmak da mümkün gibi gözükmüyor; özellikle de şu son günlerde. Dergiler bile ikişer, üçer sayı bir arada çıkarıp dinlenmeye bırakıyorlar kendilerini.

Tatilin helalinin ve İslamîsinin bulunduğu iddialarının ve vücudu çalışmalarının son hızla sürdüğü günlerdeyiz. “Nasıl olur da bu sıcak günlerden ekonomi devşirebiliriz” derdinde ve peşinde olanlar, tatilin dinîsini de İslamîsini de helalini de çıkarttılar. Kasa ve keselerinden ikisini doldurmuş olsalar ki, bir üçüncüsünü doldurabilmek için nezih yaz günlerimizi bizden çalma gayreti içindeler.

Sanki bir yaz kursuna değil de, bir edebiyat meclisine gelmiştimÜmraniye imam hatip

Mübarek oruç günleri henüz gelmemişti. Yolumuz açık öğretimde okuyan bir yakınımızın kaydını yaptırabilmek için Ümraniye İmam Hatip Lisesi’ne düştü. Okulun bahçesi sıcaklardan nasibini almıştı, bomboştu. Ancak katlardan cıvıl cıvıl çocuk sesleri geliyordu. Yoksa okullar tatil olmamış mıydı? Merak edip sorduk, “Nedir bu cıvıltının nedeni” diye. Meğer yaz kursu düzenleniyormuş okulda. Biraz daha meraklanıp “acaba kim düzenliyor bu kursu, aşina bir yüz bulabilir miyiz” diye kurs görevlilerin bulunduğu öğretmenler odasına girdik. Gördüğümüz manzara bizi ziyadesiyle şaşırttı.

Üzerinde 12/C tabelasının bulunduğu sınıf, okullardaki gibi öğretmen odasına dönüştürülmüş ve kursta görev yapan öğretmenlerin teneffüs aralarında dinlenmeleri için tahsis edilmiş. Selam vererek içeri girdiğimizde, karşılıklı “oooo” sesleri havada uçuşuyordu. Bir tarafta Ahmet Tokiş, Fatih Demirel ve Sait Yavuz, Hüseyin Küçük ve Kazım Akgül; diğer tarafta ise üniversitede ilahiyat tahsili yapan üç kardeşimiz vardı. Bu kadar çok aşinanın bir arada bulunması bizi dediğimiz gibi fazlasıyla şaşırtmıştı.

Bir yanda dergiler, bir yanda Kur'an-ı Kerim, elif-ba

Elbette bir memnuniyet yayıldı dudaklarımdan kulaklarıma. Sanki bir yaz kursuna değil de, bir edebiyat meclisine gelmiştim. Masada Nuri Pakdil kitapları, Yedi İklim, İtibar ve Edebiyat Ortamı dergileri ile elif-ba cüzleri, Mushaf-ı şerifler ve çocuklara ders etkinlikleri için dağıtılan evraklar duruyordu. Yedi İklim şairlerinden Ahmet Tokiş İtibar’ı incelerken İtibar şairlerinden Sait Yavuz da Yedi İklim’i inceliyordu. Fatih Demirel de Edebiyat Ortamı’ndaki bir şiiri eleştiriyordu inceden inceye. Kazım Akgül ile Hüseyin Küçük yaklaşan 40 Hadis, Esmaül Hüsna ve bilgi yarışmaları için tarih belirlemeye çalışıyordu.

“Hayırdır” dedik karşılıklı… Kayıt için geldiğimi söyledim. Onlar da yaz kursu için Hüseyin Küçük’ün koordinatörlüğünde bir araya geldiklerini ve bu birliktelikten memnun olduklarını söylediler. Üçü şair beş öğretmeni ve ilahiyat tahsili gören gençleri bir araya getiren ve hepsini de Kur’an-ı Kerim öğretiminde birleştiren bir kurstan kim memnun olmazdı ki?

İnsan, Kur’an-ı Kerim okumayı böyle edebiyatçılardan, özellikle de şairlerden öğrense ne güzel olur diye geçirdim içimden. Hatıra olsun diye bir de fotoğraflarını aldım şairlerin bir masanın etrafında.

Onlardan ve tatlı sohbetlerinden ayrıldığımda (bu birliktelik topu topu 15 dakika sürmüştü. Dersin başladığını bir öğrenci gelerek haber vermişti çünkü) okula niçin geldiğimi unutmuştum. Neyse ki daha basamakları bitirmeden aklıma geldi de işimi hallediverdim.

 

İsmail Demirel, “Allah, bizleri de, Şuara Suresinde müstesna tuttuğu şairlerden ders alan kullarından eylesin” diye dua etti

Güncelleme Tarihi: 05 Ağustos 2012, 18:56
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20