'Sadece askeri güçle olmazdı!'

Bigalı Çoban Sabri'yi hatırlarsınız. Kendisi ile bir söyleşi yapmıştık. Sabri'ye nasıl düzelecek bu işler diye sorduk. O da bize anlattı.

'Sadece askeri güçle olmazdı!'

Sitemizin müdavimleri Sabri Bey'i yakından tanırlar. Daha önce görüşlerine başvurmuş ve hayran kalmıştık. Hazır demokratik açılım, andıç, ıslak imza vb konular gündemdeyken Sabri abiye tek bir soru soralım dedik. Sabri abi bu ülkede ne eksik?

Bilge Çobanımız Bigalı Sabri- Türkiye'de ne eksik?

Türkiye’deki en büyük eksiklik… Bizim dışımızdaki dünyayı red etmemiz neticesinde, her zaman kayba maruz kala kala en sonunda 850 bin kilometre kareye düşmüşüz. Sultan Abdülhamit bu dünya dengelerini çok iyi bilen, hesap eden, çok iyi değerlendirebilen biri. Osmanlı'nın sadece askeri güce dayanarak ayakta duramayacak bir konuma geldiğini Abdülhamit Han da biliyor. Osmanlı’nın üzerinde oynanan oyunları, zalimlerin Osmanlı’yı parçalama isteklerini O da biliyor. O da biliyor Osmanlı’yı ayakta tutan sütunların yetersiz kaldığını. O sütunların artık koca kubbeyi ayakta tutamayacağını Abdülhamit de biliyor. Ama Sultan zaman kazanmaya çalışıyor. Bu dünya dengelerini, dikkat ederseniz, hesaba katıyor. Yıkılması mukadder hale gelmiş imparatorluğu ayakta tutmak için zaman kazanmaya çalışıyor.

Fevkalade insanlar yetiştiriyor Abdülhamit Han.

Yetişen insan Abdülhamit Han döneminde yetişmiş insandır. Fakat Abdülhamit Han’ı aydınlar olsun, entelektüeller olsun anlayamayacak duruma gelince, yani bir ülkenin entelijansiyası çökünce ülkenin beyinsiz insanları durumuna düşmüşüz. Dikkat ederseniz akabinde ölçüsüz hareketlerin, daha sonra sahte kahramanların ülkeyi yönetmeye yeltenmesi… Biz insan unsurunu yitirdik, telef ettik! Yahu bunun için mi bu kadar mücadele verildi! 25 sene bu memlekette ezansız kametsiz namaz kılındı. Hakiki ezan, kendi lafzıyla okunduğu zaman Süleymaniye’de, Sultanahmet’te bütün millet çıkmış dışarıya “N’oluyor!” demiş… Hz. Muhammed (s.a.v.) yeniden dünyaya teşrif etmiş gibi heyecanlanmışlar o gün. Yahu buranın kitabıyla, inancıyla, değerleriyle mücadele etmek için mi kuruldu bu devlet!

Yahu dikkat edersen bunun için mücadele etmedi mi ecdadımız! Yahu alfabenin değişmesi için millete mi sordunuz? İnkılâbı millete

dayanarak mı yaptınız? Neyi milletle paylaştınız yahu! Kemalizm’e iman etmeyen imansızdır dediler açık açık… Dikkat ederseniz irtica ile, şu ile,

bu ile yıllarımızı yitirmişiz. Dünya almış başını gitmiş. Biz onu ikinci dünya savaşından sonra değerlendiremedik. Mesela 60 darbesinin, 71 muhtırasının, 12 Eylül’ün, 28 Şubatın yarattığı sosyal çarpıntıların etkisi var bu ülkede. Hemen akabinde dikkat ederseniz devam ediyor, ordunun içinde önüne gelen kafa yoruyor nasıl darbe yaparız da işin başına geçeriz. Bütün bunların üstesinden gelmek için kalifiye insana, uluslar arası meseleleri iyi bilen insanlara ihtiyaç vardır. Yani evrensel bir bakış açısı bu. Kendi yerel değerlerimizle ilgilenmeyelim manasında değil. Yerel değerlerimizle beraber evrensel bir kültür,evrensel bir millet, evrensel bir dinin mensupları olarak dünyaya evrensel yaklaşmak mecburiyetindeyiz. İnsana insan gibi yaklaşmak zorundayız.

 İlgili haberler:

http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=2009

http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=1566

 

Adem Turan sordu

Güncelleme Tarihi: 14 Kasım 2009, 09:01
banner12
YORUM EKLE

banner19