Rusya'da adam tesbihat kitabını yemiş!

Hekimoğlu İsmail, ‘Yirmi yaşındaki bir gencin, içkiden, kumardan, kız arkadaştan uzak kalması üç büyük keramettir’ dedi..

Rusya'da adam tesbihat kitabını yemiş!

 

Hekimoğlu İsmail’i ilk olarak yaklaşık on beş yıl kadar önce Sivas’ta bir kitapçıda görmüştüm. O gün imzalattığım kitabına bir nasihat yazmasını rica etmiştim de bu isteğimi hiçbir şey söylemeyerek karşılamıştı. Duymadığını zannedip ricamı tekrar edince de yüzüme soğuk soğuk bakmıştı.

Neticede bu ricamı yerine getirmemişti ama ona karşı uzun süreli kırgınlık yaşamadım. Çünkü o, Minyeli Abdullah’ın yazarıydı ve gözümde hep öyle kalmalıydı. Daha sonra bu soğuk bakışlı, pek gülmeyen yazarın diğer kitaplarını okudukça kendisini daha da çok sevmeye başladım. Bir ara bütün kitaplarını okumalıyım diye günlüğüme de yazmışım. O gün bugündür bilhassa çocuklara bu zatın kitaplarını okumalarını tavsiye ediyorum.Hekimoğlu İsmail

İnanan bir insan

Geçtiğimiz günlerde Hekimoğlu İsmail, Eyüp Sultan’ı anma etkinlikleri çerçevesinde Mihrişah Sultan Sibyan Mektebi bahçesinde bir söyleşi yaptı. Geçen sene bu zaman da aynı yerde bir söyleşi gerçekleştirmişti. O zaman da bu seneki gibi yarı felçli bir vaziyetteydi. Vücudunun bir tarafı hiç hareket edemiyordu.

Bizim için onu böyle cennet misali bir mekânda, güzel bir ağacın gölgesinde dinlemek tam anlamıyla bir nimet oldu. Konuşması bir sükûnet ve dikkat ile dinlendi. Zannımca çok tesirli bir konuşmaydı bu… Çünkü inanan bir insan inandığı bir şeyi anlatıyordu.

Hekimoğlu İsmail konuşmadan önce bu organizasyonu düzenleyen Dr. Mehmet Emin Bey kısa bir konuşma yaptı. Mihrişah Sultan Sibyan Mektebi’nin aslına uygun bir şekilde restore edilmesi için yıllardır mücadele verdiğini, neredeyse yetkililerin kapısında yattığını söyledi. Sonra “Her sene bizi yalnız bırakmayan Ömer Okçu Abi’ye teşekkür ediyoruz” diyerek mikrofonu Hekimoğlu İsmail’e verdi.

Evvela ilmihalini bil

Hekimoğlu İsmail konuşmasına “İslamiyet ilmihaldir, ilmihal İslamiyet’tir” cümlesiyle başladı. Mehmet Şevket Eygi ve bir de benim dedem gibi Hekimoğlu İsmail de sıkı bir ilmihal savunucusudur. Bu büyüklerimiz derler ki; bir kimse evvela dinini Ehl-i Sünnet mezhebine uygun bir ilmihalden öğrenmelidir. Bilenler bilir, bu görüştekiler ilmihal konusunda çok ısrarcıdırlar. Kimileri de “ilmihali Kur’an’ın önüne geçiriyorlar” diye onları eleştirir. Bu konu tartışmalıdır amma ben de âcizane ilmihali bilmek gerektiğini düşünenlerdenim. İlmihali Kur’an’dan, sünnetten nasıl ayrı düşünüyorlar, ona da pek aklım ermiyor.

Her derdin devasının İslam’da olduğunu söyleyen Hekimoğlu İsmail bu konuyu şöyle açtı: “İlmihali okuyup yaşayan Kur’an’a uymuştur, o kimsenin dünya ve ahireti cennet olur. İyiliklerin bütünü İslamiyet’tedir. Peygamberlerin bütünü Müslümandır. Allah peygamber göndermeseydi dünya hayvanat bahçesi olurdu.”

Eyüp Sultan anma etkinliğiAdam Müslüman ama gözü gavur

Mezarlıkların ortasında geçen bu güzel sohbetin başında Hekimoğlu İsmail; “Şu anda mezarlıkların yanındayız. Bu mezarlıklarda kimse yok, ölenler ruhlar âlemine gitti” dedi. Ölüleri toprakta olarak düşünmememiz gerektiğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Peygamber Efendimiz toprakta mı yatıyor? Olur mu öyle şey… İnsan ölünce ruhu ruhlar âlemine gidiyor. Ruhlar hesaba çekilecek.” Bu hesabın niteliğini de şöyle açıkladı:  “Allah sana okuyan göz verdi, ne okudun? Sana dinleyen kulak verdi, ne dinledin? Allah sana ağız verdi; onunla ne yedin, ne içtin, ne konuştun? Organlarımızın hesabını vereceğiz. Organlarımızı tek tek İslam’a uydurmamız lazım. Mesela adam Müslüman; müstehcen resimlere bakıyor, gözü gâvur… Adam Müslüman; içki içiyor, ağzı gayrimüslim… Adam Müslüman; beynini uygunsuz işlerde kullanıyor, aklı Müslüman değil…”

Çocuklarıma “namaz kılın” demedim

Söyleşinin bir yerinde mutlu aile ortamı ile ilgili de ipuçları veren Hekimoğlu İsmail bu konuda şunları söyledi: “İslamiyet koruyucu tıptır. İslam’ı yaşayan parasının bereketini görür, sağlığı düzelir, ailesinde huzur olur. Mesela aile hayatında problem var. Kadın diyor bana uyacaksın, erkek diyor bana uyacaksın… Hayır, ikisi de İslam’a uyacak… O zaman problem ortadan kalkar.”

Çocuk terbiyesi ile ilgili de çok önemli şeyler söyleyen Hekimoğlu İsmail bu konuda; “Çocuk kulağından terbiye olmaz, gözünden terbiye olur” şeklinde çok hikmetli bir söz sarf etti. Sonra bunu şu sözleri ile açıkladı:  “Çocuğa diyoruz terbiyeli ol, terbiye nedir ne bilsin çocuk… Çocuğa nasihat etmek gereksizdir, boşuna konuşmadır. Ben çocuğuma, torunuma ‘sigara içme’ demedim. Ben hiç sigara içmedim, çocuklarım da torunlarım da sigara içmediler. Çocuklarıma torunlarıma ‘namaz kılın’ demedim hiçbir zaman. Ama hepsi namazlarını kılıyorlar. Niye, çünkü beni gördüler, en zor zamanlarımda dahi namazımı kıldım. Felç oldum, ilmihal izin veriyor, oturarak namazımı kıldım. Kur’an-ı Kerim’de açık hüküm vardır, oturarak, yatarak, yanları üzerindeyken Allah’ı zikredebilirsiniz. İbadet etmemek diye bir şey yok…” İbadetin ne demek olduğunu ise şöyle açıkladı: “İbadet nedir? ‘Abd’ kökünden gelir yani köle… Bu ne demektir? Bir köle efendisine nasıl itaat ederse Müslüman da Allah’a öyle itaat edecektir.”

Elhamdülillah felçliyim

Kullukta hiçbir bahane olamayacağını ifade eden Hekimoğlu İsmail, kendisinin felçli olduğunu ancak ibadete devam ettiğini söyledi. “Elhamdülillah felçliyim. Çok şükür felçliyim. Bu felç benim sevabımı artırıyor. Daha ne isterim?” diyen Hekimoğlu İsmail, felç olma süreci hakkında ise şunları söyledi: “Beyin hücrelerinizden bir tanesi ölse benim gibi olursunuz. Ben Eyüp Sultan Camii’nde namaz kılarken düştüm. Vücudum benim değil… Onu Allah yarattı, Allah yaşatıyor. Ne yaptı Allah? Beynimin bir noktasına parmağı bastı, ben camide düşmüşüm. İki ay sonra kendime geldim. Doktor ‘seni tedavi edemeyiz’ dedi. Ben de ‘teşekkür ederim’ dedim. Doktor ‘ben sana diyorum bu hastalık geçmez, sen diyorsun teşekkür ederim.’ Ona dedim ki: ‘Tıptan küçücük bir yardım bekliyordum, sen de dedin ki tıbbın yapacağı bir şey yok. Ben de ona azıcık da olsun güvenmeyi bırakıp tamamen Allah’a sığındım. Sana da teşekkür ettim.’”Hekimoğlu İsmail ve Aşık Kurbani

Sigara haramdır

Sohbeti esnasında manevi hastalıklarımıza da değinen Hekimoğlu İsmail, ilk olarak zandan bahsetti ve bu konuda şöyle dedi: “Efendim falancası şöyle falancası böyle! Hayır, hayır, böyle demeyin… Bundan şiddetle kaçının çünkü zannın çoğu haramdır.”

Sigaranın haram olduğunu söyleyen Hekimoğlu İsmail bu konuda da şunları söyledi: “Sigarayı bırakamıyorum diyen insan sigaraya köle olmuştur. Sigara haramdır. Benim evimde kül tablası bile yok. Biri sigara içerse çay tabağı veriyoruz, oraya döksün. Biri sigarasını unutup giderse ilk işim sigara paketini parçalayıp atmaktır.”

Günahlarla mücadele etmeliyiz

Günahlarla mücadele etmemiz gerektiğini söyleyen Hekimoğlu İsmail, bunu örneklerle şöyle izah etti: “Söz gelimi canın bira istese ‘hayır nefsim bira haramdır, ayran iç, niye bira içiyorsun’ de. Böyle bir mücadeleye girmek lazım… Yani Müslüman kendi dünyasında bunlarla savaşmalıdır. Helal ve haramın savaşı… İnsanın canı ne istiyor? ‘Bir denize gidelim!’ diyor nefis… Müslüman, ‘Nefsim ben plaja gidemem, evde banyo var, girip yıkanırım’ diyecek. Müslüman böyle mücadeleye girecek. Müslüman her yere gidemez, herkesle arkadaş olamaz. Mesela ben sağlıklı olduğum zamanlar arabayla Türkiye’yi dolaşırdım. Allah biliyor, içkili lokantalarda bir defa yemek yemedim. Bakkaldan peynir ekmek aldım, bir yere oturdum, onu yedim. Elhamdülillah ne kadar iyi oldu. Paramın bereketini gördüm, ilmim arttı, itibarım arttı. İslamiyet sayesinde…”

Tesbihatı yedi bitirdi

Namazın sayılamayacak kadar faydası olduğunu söyleyen Hekimoğlu İsmail, bu konuda şöyle bir anısını paylaştı: “Rusya’da bir yere gitmiştik. İki üç arkadaş orada namaz kılmıştık. 40 yaşında bir adam bize bakıp bakıp ağlıyor. ‘Niye ağlıyorsun’ dedim. ‘Anam babam sizin gibi yapıyordu. Ben Müslümanmışım’ dedi. Adamı Rus devleti almış, yetiştirmiş ve albaylığa kadar yükseltmiş. Oraya kitap sokmak yasaktı. Yanımda bir tesbihat vardı, ona verdim. Adam başladı tesbihatı yemeye… ‘Bu yenmez okunur’ dedim. ‘Doyamıyram’ dedi, tesbihatı yedi bitirdi. Düpedüz yuttu yani… İslam’ı bilmiyor, yaşayamıyor ama imanı var…”

İbadet meselesinin önemine değinen Hekimoğlu İsmail, kalbin gıdasını vermek gerektiğini söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Kalbimiz iman ve ibadet ister. Eğer bunu ona vermezsek can sıkıntısı başlar. O kadar çok insan var ki ‘patlıyorum’ diyor, ‘canım sıkılıyor’ diyor… Niye? Kalp iman ve ibadet istiyor. Canı sıkılan açsın bir ilmihal okusun ya da namaz kılsın, zikir etsin, o sıkıntısı gider…”

Bir gencin üç büyük keramet

Günahların süslenerek reklam edildiği bir çağda yaşadığımızı söyleyen Hekimoğlu İsmail, bu konuda şunları söyledi: “Bu zamanda günahı süslediler, günah işleyenlere imkân veriyorlar. Günah işlemeyenleri işten atıyorlar. Günahları reklam ediyorlar. Bu müthiş zamanda, dehşetli zamanda imanı korumak, helal dairede kalmak kahramanlıktır. Yirmi yaşındaki bir gencin, içkiden, kumardan, kız arkadaştan uzak kalması üç büyük keramettir. Çünkü bu devirde haramlar reklam ediliyor. Haram işleyenlere mevki makam veriliyor. Aferin diyorlar.”

Hekimoğlu İsmail’in bu huzur dolu söyleşisinden sonra Mihrişah Sultan Sibyan Mektebi ilahi korosu ve Âşık Kurbani hazırladıkları parçaları söylediler. Son olarak 26. Lema Onuncu Rica adlı kısa filmin gösterimi yapıldı.

 

Aydın Başar oradaydı

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2012, 12:41
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13