banner17

Ruhunu Kur'an'la ferahlatmak istedi

Mesela Rabbimiz bize merhum Fethi Gemuhluoğlu’nu unutturmuyorsa, bu onunla bir yerlerde bir dostluğumuzun ve bir arkadaşlığımızın olacağı anlamına gelir..

Ruhunu Kur'an'la ferahlatmak istedi

 

Zaman zaman merhum ve merhumelerimizi hatırlıyor ve onları yâd ediyoruz. Fakat bu hatırlama veya anma eyleminin arkasında başka bir hakikat var. O da şu ki hayattayken anlamlı işler yapan bir takım kimseleri Rabbimizin bize unutturmaması…

Anmak ahiret arkadaşını aramak demektir

Aslında anma meselesi basit bir mesele değil. Anmanın dünyaya ve ahirete bakan karşılığı var. Öyle ki herkes kendisine yakın bulduğu kimseyi anar. Bu anlamda “anma” bir “arama”dır aslında… İnsanın birisini anması aslında cennet veya cehennem arkadaşını araması demektir. Buradaki anmaktan kastımız iç geçirerek, ah ederek, benimseyerek, severek anmaktır.

Mesela Rabbimiz bize merhum Fethi Gemuhluoğlu’nu unutturmuyorsa, bu onunla bir yerlerde bir dostluğumuzun ve bir arkadaşlığımızın olacağı anlamına gelir. Biz birilerini anarak aslında bir bakıma ahiret dostlarımızı kazanmış veya biriktirmiş oluruz.

Anmak nasip işidir

Merhum Fethi Gemuhluoğlu’nu anıyorsak bu onunla bizim ruhlarımızın arasında bir yol bulunduğunu gösteriyor. Belki de bu anma bir güzellik abidesiyle ruhi bir birlikteliğimizin olduğuna işaret ediyor. Yine bunun gibi falan şerli kişiyi veya falan kefereyi anmak da onunla olan kalbi birlikteliğimize işaret ediyor.

Eğer andığımız kişi ile dünyada ve ahirette bir ünsiyetimiz olmayacaksa, onları anmamızın da zaten bir anlamı olmazdı. Bu anlamda kimi ne zaman andığımız meselesi asla tesadüfle açıklanabilen bir mesele değildir. Ancak ve ancak bir nasiple açıklanabilir.Fethi Gemuhluoğlu anma

Fethi Gemuhluoğlu anıldı

Geçtiğimiz günlerde TYB İstanbul Şubesi’nde güzel bir anma toplantısı icra edildi. Bu toplantıda yakın tarihimizdeki birçok önemli simanın yetişmesinde payı olan büyük gönül ve dava insanı merhum Fethi Gemuhluoğlu yâd edildi.

Dinleyici olarak katıldığım birçok toplantıda ismini duyduğum bu zat hakkında her zaman iyi şeyler duymuştum. Bu toplantıdan sonra onun insanlara hizmet için yaratılmış özel bir şahsiyet olduğu konusunda şüphem kalmadı.

İnsanları kabiliyetlerine göre yönlendirirdi

Toplantıda Dr. Metin Eriş, Prof. Dr. Hüseyin Algül, Sadık Yalsızuçanlar, Prof. Dr. Emin Işık ve Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan, merhumu farklı yönleri ile anlattılar. Programın tamamını takip etmeyi çok istesem de önceden verilmiş bir sözüm olduğu için programın ancak bir kısmını takip edebildim.

İlk konuşmacılardan Prof. Dr. Hüseyin Algül Hoca, samimi bir üslupla merhumun kendisine yaptığı iyilikleri ve merhum ile olan görüşmelerini anlattı. Onun yetiştirdiği, yönlendirdiği binlerce insandan sadece birisi olduğunu ifade eden Hüseyin Algül Hoca şunları söyledi: “Merhum Fethi Gemuhluoğlu kendisini ziyarete giden insanları ilgi ve kabiliyetlerine göre yönlendirir, onlara sorular sorar, bazı notlar alır, üç ay sonra yanına tekrar gittiklerinde o notları çıkartır ve buna göre onlarla sohbet ederdi.”

Merhumun bütün insanlara karşı sevgi dolu bir tavırla muamele ettiğini, kendisine de her zaman “Hüseyinciğim” dediğini ifade eden Hüseyin Hoca, merhumun özellikle selam konusuna çok önem verdiğini söyledi. Onun önem verdiği şeylerin kaynağında Asr-ı Saadet olduğunu söyleyen Hüseyin Hoca, merhumun örnek aldığı ve konuşmalarında sürekli örnek verdiği neslin Sahabe-i Kiram nesli olduğunu ifade etti.

Hüseyin Algül“Ruhumu Kur’an’la ferahlatmak istiyorum”

Vefatından yaklaşık birkaç ay önce kendisini hafız Mustafa Öz Hoca ile birlikte ziyaret ettiklerini söyleyen Hüseyin Algül Hoca, o gün merhumun önce Mustafa Hoca’dan bir aşr-ı şerif okumasını rica ettiğini, sonra da kendisinden bir aşr-ı şerif okumasını rica ettiğini, aşr-ı şerifleri okuduktan sonra da yeni gelen misafirler için bir kez daha aşr-ı şerif okumalarını rica ettiğini söyledi. O gün kendisine bir Kur’an âşığı olan merhumun; “Ruhumu Kur’an’la ferahlatmak istiyorum” dediğini nakletti.

Anadolu’nun zulme ve kahra bulanmış insanına hizmet edeceksin

Prof. Dr. Hüseyin Algül’ün konuşmasından sonra Doç. Dr. Abdulkadir Emeksiz, merhum Fethi Gemuhluoğlu’nun oğullarına yazdığı mektubu seslendirdi. Ciltlerce kitap değerinde olduğunu düşündüğüm bu mektupta Fethi Gemuhluoğlu, “yaşama gücüm ve sevincim” diyerek bahsettiği oğullarına birbirinden güzel tavsiyelerde bulunmuştu.

Bu tavsiyelerden içimi cız ettiren bir tanesi şöyle: “Aziz Oğlum! Sen Anadolu’nun zulme ve kahra bulanmış insanına hizmet edeceksin. Bu hizmetten bir ibadet ahlakı çıkartacaksın. Yalnız insanların değil, kurdun kuşun, dikenin, otun da hakkını görüp gözeteceksin.”

Abdestsiz gezmeyin

Merhumun mektuptaki tarifsiz genişlikteki gönül dünyasını yansıtan güzel cümlelerinden birisi de; “Müminin her nefesi bayramdır” sözüydü. Bu mektupta oğullarına abdestsiz gezmemelerini tavsiye etmesi de onun bir mümin olarak nasıl bir ibadet hassasiyeti taşıdığını ortaya koyuyor.

Bu mektuptaki dikkatimi çeken önemli cümlelerden biri de şuydu: “Ben içimdekini gizlemek için senelerdir gevezeliği seçmişim.” Bu sözleri duymam ile birlikte onun bir arif ve bir Allah dostu olduğu ile ilgili hislerim daha da kuvvetlendi. Sadık Yalsızuçanlar Bey’in konuşmasından sonra ise bu konuda hiçbir şüphem kalmadı.Sadık Yalsızuçanlar

İrfanî bir damardan beslendi

Konuşmasının başında merhum Fethi Gemuhluoğlu için “kravatlı evliya” benzetmesini yapan Sadık Yalsızuçanlar Bey, onun mensup olduğu irfanî damarı şöyle ifade etti: “İrfanî damarların en gürbüzlerinden biri olan Aziz Mahmut Hüdayi gibi, Hacı Bayram Veli gibi, Şeyh Hamid-i Veli gibi Osmanlı medeniyetinin manevi zeminini besleyen o muazzam geleneğin Şabaniye kolundan yetişmiştir.”

Merhumun kabiliyetli kimseleri bulma ve onları yönlendirme konusunda adeta bir yetenek avcısı gibi davrandığını söyleyen Sadık Bey, merhumun çok kuvvetli bir iç hayatı olduğunu ve toprak gibi de mütevazı bir şahsiyeti olduğunu ifade etti.

Cem makamındaydı

Sohbetine katılan birisinin, “Nasıl bu kadar güzel konuşabiliyorsunuz” sorusu üzerine merhumun; “Evladım fişe takıp konuşuyoruz” dediğini nakleden Sadık Bey, merhumun insanlara kategorize etmeden yaklaştığını, onun kitabında sağ-sol gibi kavramların olmadığını ve onun insanlara kutuplaştırmadan baktığını söyledi. Bu anlamda kendisinin Allah’ın toplayan, birleyen “Cami” sıfatının tecelli ettiği cem makamındaki insanlardan biri olduğunu ifade etti.

Merhumun hakkında yazılan 70 küsur şiir olduğunu hatırlatan Sadık Bey, zaten kendisinin de şairâne doğan ve yaşayan bir insan olduğunu ve çok duygulu bir gönle sahip olduğunu söyledi. Sadık Bey, merhum ile birlikte çalışmış bir zattan şunu duyduğunu ifade etti: “Merhum kendisini bazen bir buçuk saat odasına kilitlerdi, kapıyı açtığında gözlerinin kızarmış ve şişmiş olduğunu görürdük.”

Uykuya dost olmayın

Fethi Gemuhluoğlu’nun her şeye dostluk gözüyle baktığını ve her şeyi dostluk ile açıklamaya çalıştığını söyleyen Sadık Yalsızuçanlar Bey; merhumun “Uykuya, politikaya ve paraya dost olmayın” dediğini, avcı ve kasap olmamayı tavsiye ettiğini, bir de Allah’ın settar-ı uyup vasfını rencide edeceği için tellak olmamayı tavsiye ettiğini söyledi.

Özdenören ne dedi hakkında?

Fethi Bey’in en güzel yonttuğu eserlerinden bir tanesinin Nuri Pakdil olduğunu söyleyen Sadık Yalsızuçanlar Bey; “Büyük oranda Fethi Gemuhluoğludur Nuri Pakdil” dedi. Merhum Cahit Zarifoğlu’nun onun hakkında “Tek başına bir okuldu” dediğini söyleyen Sadık Bey, üstad Rasim Özdenören’in şu sözleri ile konuşmasına noktayı koydu: “Fethi Gemuhluoğlu’nun sohbetlerinde hem fikirle donanır, hem ermiş bir adam halini yaşar, hem dava bilincimizin keskinleştiğini hissederdik.”

Merhumun oğulları Ali Gemuhluoğlu ve Selman Gemuhluoğlu’nun da iştirak ettiği programın başında Ali Gemuhluoğlu Bey ile tanışmak nasip oldu. İnşallah kendisi ile daha sonra babası hakkında bir mülakat yapmak istiyoruz.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 22 Ekim 2012, 09:13
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20