banner17

Rodin gibi düşünmek lazım!

Ali Ural İnsanın içindeki sanatçı ruhun uyanışını ve hedefleyebildiklerini aktardı..

Rodin gibi düşünmek lazım!

“Sen aynada yüzünü görene kadar, Pir senin yüzünü kerpiç duvarda seyreder” Mevlana Hz.

Düşünen AdamAli Ural'ın bu dönemki ilk semineri için bir hocamızla ve arkadaşlarımızla sözleşmiştik. Sonrasında TYB'ye gittik ve Rodin'in bizi düşündüğü kadar, biz de onu düşündük..

Öncelikle sanat eseri vermek isteyen birinin mutlaka modele ihtiyaç duyduğundan bahis açıldı. Modeli örnek alırken, farklı yollar benimseyen sanatçıların fikirleri farklı ve oldukça objektif. Kimi, sanatın tabiatın taklidinden olduğunu söylerken; kimi de sanatçının tabiatı taklit ederek, kopyanın kopyasını taklit ettiğini söylüyor.

Modelin, sanatçı için kaçınılmaz olduğu bir gerçek. Eğer model olmasaydı, sanat eserlerine ilham gelmeyebilirdi belki de. Ali Ural da zaten sanatçının modellerden hareket ederek, sanatını ortaya koyduğunu der. Ayrıca bir fotoğrafçının sanatçı olmadığını da belirtmiş oldu, onun sadece modeli olduğu gibi ortaya koyduğunu söyleyerek.

Laf lafı açtı konu Rodin’e geldi. Rodin'in düşünen adam heykelinin bizim tasavvur ettiğimiz yerinin hastane bahçesi olduğunu söylemeden geçmedi. Hakikati yeniden üretme isteğinin sanatçıda var olduğunu belirtti ve ekledi, Rodin'in “tabiatı düzeltmiyorum, onun bünyesine katılıyorum” sözünü.

Sanatçının, aza indirgeme ve stilize ettiğini söylerken, en iyi sanatçının da çocuklar olduğunu aklımıza getirdi. Çünkü çocuklar, martıyı dahi çizerken 'm' harfi yaparak çiziyorlar ve martıyı böylelikle stilize etmiş oluyorlar.

Tabiat, kendisini görmeye layık olana kendini gösterir

Bir dilci açısından baktığımızda, tabiatın okunulacak hale geldiğini belirten Ali Ural; Mevlana'nın “ Sen aynada yüzünü görene kadar, Pir senin yüzünü kerpiç duvarda seyreder ” sözünü bizimle paylaştı.

Devlet Adamı, PlatonGerçek hayat, bize portreler sunuyor ve biz onu yansıtıyoruz. Ancak bazı fotoğraf karelerinde kendimizi beğenmiyoruz ve bizi yansıtmadığını görüyoruz. Çünkü fotoğraftakiyle gerçeğimiz aynı değil, her ne olursa olsun.

Ressam Sezan'ın da bu konuda, tabiattan yola çıkarak tuvale çizdiğiyle, gördüğü ağacın farklı ağaçlar olduğunu söylediğini bizlere aktardı. Hemen sonrasında Platon'un Devlet Adamı'ndaki hayali devletinden bahseden Ural Platon’un devletinden yazarları ve şairleri çıkarıyor. Onların aslın değil, suretin resmini yaptıklarını düşünüyor.

Peyami Safa'nın “Kendi hayalinizin eciş bücüş karakterini almayın” dediği belirtip Safa'nın, Dünya'daki karakterleri, kendi hayal dünyasında biçimlendirdiğinden bahsetti. Bunlara göre; gerçeği, hakikate yaklaştırmamız gerektiğini düşündüğünü söyledi Ural.

Son akşam yemeği, Da Vinci

Ne ararsan insanda var!

Ardından, Da Vinci'nin eserlerine değinerek “Son akşam yemeği” tablosu için; usta ressamın bir Hz. İsa portresi, bir de kötü kalpli Yahuda portresi için iki kişi aradığını ve bir gün kilise korosunu dinlerken, bir adamın yüzüne ışık vurdukça onun İsa'ya benzediğini düşünüp onu alıp, atölyesine götürdüğünü böylelikle İsa portresi hazırlayabildiğini ancak Yahuda için birkaç yıl boyunca aramalarının sonuçsız kaldığını anlattı. En sonunda Da Vinci bir ayyaşla karşılaşır, yüzü darmadağın ve sakalları birbirine dolaşmıştır. “İşte aradığım” diyerek o adamı alır, atölyesine götürdükten sonra, adam “ ben buraya daha önce de gelmiştim” dediğinde anlaşılır ki, İsa portresi için çizdiği adam, Yahuda için bulduğu adamdır aynı zamanda.Vir Dali saati

Salvador Dali'nin de saati hiçbir zaman olduğu gibi resmetmediğinden, bir tablosunda da ipin üstünde durduğundan bahsetti. O ipin üstünde durması, bizde farklı duygular uyandırıyor. Eğer olduğu gibi saati bir masanın üzerine koysaydı bizde uyandırdığı duygular daha küçük çapta olacaktı.

Bunun üzerine Ali Ural, “sanatçı, eksikliğini tabiatla tamamlar” sözünü bizlerle paylaştı. Başka bir görüşe göre de, “ sanat, acıdan kaçış yoludur “ diye belirtiyor Schopenhauer.

Zaman dolduğunda dinleyicilerden sorular alındı. Ali Bey ise bir defasında bizden cevap istedi:  “Neden bazı yazılar bize ruhsuz gelir?” diye bir soru yöneltti. Henüz çiçeği burnunda yeni kitabı çıkan tarihçimiz Fatih Kahya,  her insanın ruh halinin farklı olduğunu ve yazıdaki ruhu kendine göre aldığını, söyleyerek cevapladı.

 

 

Elif Karacan oradaydı ve dikkatini çekenleri bizlerle paylaştı

Güncelleme Tarihi: 26 Ekim 2010, 08:43
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20