Ramazan-ı Şerif'e Çok Hürmet Etmemiz Lazım

Mehmet Emin Ay Hoca Kayseri'de bir Ramazan sohbeti gerçekleştirdi. Fatih Pala etkinlikten notlarını aktarıyor.

Ramazan-ı Şerif'e Çok Hürmet Etmemiz Lazım

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl üçüncüsünü tertiplediği Ramazan Sokağı etkinlikler dizisinin olduğunu, bir önceki etkinlik haberimizde ifade etmiştik. Ve yine o haberimizde, ilerleyen günlerin birinde, bu etkinlikler çerçevesinde şu anki Bursa İl Müftüsü olan Mehmet Emin Ay Hocayı dinleyeceğimizi de eklemiştik. İşte 14 Haziran 2017 Çarşamba gecesi, yatsı ve teravih namazları sonrasında etkinlikleri başlayan bu mezkûr Ramazan Sokağı’nın misafiri, Ramazan muhtevalı güzel bir sohbet yapacak olan Mehmet Emin Ay Hoca oldu.

Yaklaşık bir saati bulan sohbetinde, genel olarak Ramazanın öneminden ve mü’minler için ne değer ifade ettiğinden ama özellikle de oruçtan bahsedeceğini söyleyen Mehmet Emin Ay Hoca, bir şiir gibi akıp giden sözlerinin arasında şunlara yer verdi: “Ramazan, normal aylardan bir ay idi. Ne zamanki bir gece vakti Hira Nur dağında tefekküre dalmış olan Hz. Nebi’ye, bir ismi de Ruhu’l-Emin olan Cibril-i Emin, Rabbimizden ayetler indirdi. İşte o gece, gecelerin en kadirlisi, en kıymetlisi oldu o zaman. Adına leyletu’l-kadr denir oldu. Ve Mekkelilerin, kendisinden, ahlakından, yaşantısından zerre miktarı şikâyet etmedikleri ve kendisine emanetlerini teslim ettikleri, sadakatin timsali olarak gördükleri, emin sıfatıyla adlandırdıkları Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, bu gece, âlemlere rahmet olarak kabul görüldü ve hem insanlara hem de cinlere peygamber olarak tayin edildi.

Bu sebeple, bağrında bin aydan daha hayırlı bir geceyi barındırdığı için Ramazan, on bir ayın sultanı oldu. Gecelerin padişahını içinde bulundurduğu için bu ay, artık Ramazan-ı şerif oldu. Mübarek Ramazan olarak anıldı. Sonra gün geldi, vakit bunu gerektirdi ve Hz. Nebi, Rabbimizin izniyle mükerrem Mekke’den münevver Medine’ye hicret etti. Hicretin üzerinden on sekiz ay geçmişti ki Yüce Allah, Cebrail aleyhisselam’ı oruç ayetleriyle gönderdi Efendimize. O ayetler, Bakara Sûresi’nin 183-185. ayetleriydi.”

Peygamber Efendimizin bahsettiği iftar anındaki sevinç halini en son ne zaman hissettik? 

Mehmet Emin Ay Hoca, sahabe efendilerimizin, daha önce Peygamber Efendimiz tuttuğu için kendilerinin de sevap umup tuttukları, Pazartesi-Perşembe ve Aşure günü oruçları gibi nafile oruçların olduğunu ifade ettikten sonra, inzal olan oruç ayetlerinden ve yine Peygamber Efendimizin, Ramazan ayına erince karşılığını yalnızca Allah Teâlâ’dan beklenerek tutulan oruçların, sahibinin geçmiş günahlarının bağışlanmasına vesile olacağını müjdelediği hadis-i şerifleri uyarınca mutlu olduklarını; bununla birlikte şu çağda yaşayıp da etrafı günah kirlerine bulanmış biz ümmetine de aslında müjde vermiş olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Efendimiz aleyhisselam, hutbesinde şunları söylüyordu: ‘Ey insanlar! Gündüzlerini oruçla, gecelerini de namazla faziletlendirdiği şu ayda Yüce Allah, yapılan her bir ibadete on kat misliyle sevabını takdir eder. Oruçlunun iki sevinç anı vardır. Birisi, iftar ettiği zaman; diğeri ise Rabbine kavuştuğu zamandır. Ve her oruçlunun iftar anında bir duası vardır. O yüzden iftar anında çokça dua edin’ diye ashabına da tavsiye etti. Biz mahrum, biz günahlardan yana mücrim olan ümmetine de bunu haber verdi.

Asıl mesele şudur: Oruç gibi mübarek bir ibadetin hayatımızı değiştirdiği, dönüştürdüğü inkâr edilemeyecek bir gerçektir. Ama görünen o ki ümmet-i Muhammed olarak bizler, bu eşsiz ibadetten istifade noktasında farklılıklar yaşıyoruz. Üzerinde yoğunlaşacağım durum şudur: Soruyorum sizlere ve tabi öncelikle kendime: Peygamber Efendimizin bahsettiği bu iftar anındaki sevinç halini en son ne zaman hissettik, yaşadık? Öylesine bir hal olmalıdır ki bu, hissettiğimiz duygularla hatalarımız, günahlarımız gözümüzün önüne gelmeli ve yalvarıp yakarmalarla onları affettirerek sevinç ve mutluluk duyabilmeliyiz o anda.”

Ramazan-ı Şerif’e çok hürmet etmemiz lazım gelir

Orucun güzelliğinden ve tutanına sağladığı, kattığı değerlerden de söz açan Mehmet Emin Ay Hoca, kendisini dikkatle ve edeple dinleyenlere oruçla alakalı olarak şu sözlerini rikkatle ikram eyledi: “Öylesine güzelliği vardır ki orucun, hem güneşin hararetine hem de cehennemin alevlerine bir perde ve kalkan olacaktır. Çünkü oruç, kişiyi dünyada günahlardan ve dışarıdan gelecek manevi taarruzlardan koruyan bir kalkandır Efendimizin bildirdiği üzere. Aynı zamanda mahşer günü de cehennem azabına karşı bir korunak olacaktır oruç.

Cennetin özel kapıları vardır. Protokol kapıları gibi tahsis edilmiş kapıları vardır. Onlardan biri de Reyyan kapısıdır. Çok susayan bir insanı, susuzluğundan kandıran, susuzluğunu bitiren demektir Reyyan. O kapı ki oruçlulara özeldir.

Bu kadar fazileti olan orucun, bir başka özelliği daha vardır. Kur’an-ı Kerim gibi oruç da, kendisini dünya hayatında tutan, haklarına riayet edenlere mahşer gününde şefaat için Allah’tan izin isteyen bir varlık haline dönecektir. Ve diyecektir ki: ‘Bu kulun, dünyadayken hakkıma riayet ederek beni tuttu, muhafaza etti. Sen de onun günahlarını affeyle ya Rabbi!’ Oruç, işte böyle bize şefaat edecek ve hamimiz olacaktır mahşerde. Onun için orucun şartlarına çok riayet etmemiz gerekir. Ramazan-ı Şerif’e çok hürmet etmemiz lazım gelir. Bunlara dikkat edelim ki mahşer gününde o da bize dikkat etsin ve bizi unutmasın. Çünkü o gün bunlara çok ihtiyacımız olacaktır. Oruçlunun ikinci sevinç anı, bu affediliş anıdır işte.”

Dinleyenlerine kolay kolay unutamayacakları bir oruçluluk iklimi, affediliş havası yaşatmaya çalışan Mehmet Emin Ay Hoca, şiir okur gibi başladığı sözlerini, aynı tonda sürdürdü ve sonunda dualar ederek tamamladı bu şiirimsi sohbet yürüyüşünü. Ve öyle inanıyorum ki, kendisi de dinleyenlerden güzel dualar alarak geldiği şehrine geri döndü.

 

Fatih Pala

Yayın Tarihi: 17 Haziran 2017 Cumartesi 13:16 Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2017, 13:16
banner25
YORUM EKLE

banner26