banner16

Polonyalı Müslüman Tatarların 600 Yıllık Tarihine Yolculuk

Polonya Müslümanlarından Tatarların tarihini ve geleneklerini tanıtmayı amaçlayan, ‘Polonyalı Müslümanlar Tatarların Gelenekleri ve Çağdaşlığı’ sergisi Türk İslam Eserleri Müzesi’nin sergi salonunda açıldı.

Polonyalı Müslüman Tatarların 600 Yıllık Tarihine Yolculuk

Türk İslam Eserleri Müzesi bugünlerde ilginç bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yapıyor: “Polonyalı Müslümanlar & Tatarların Gelenekleri ve Çağdaşlığı”. Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ve Türk İslam Eserleri Müzesi işbirliğiyle düzenlenen serginin açılışı, 10 Temmuz Salı günü gerçekleşti. Saat 17.00’de yapılan kokteylde açılış konuşmalarını İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Mümin Yıldıztaş, Polonya’nın Türkiye Büyükelçisi Maciej Lang ve tarihçi İlber Ortaylı yaptı.

Polonya Tatarları bugün ülkedeki tek Müslüman azınlık. 14. asırda Alman şövalyelerinin akınlarını engellemek amacıyla, Lehistan krallığı tarafından Kırım ve Kafkaslardan paralı asker olarak getirilmişler bu topraklara. Ve 600 yıldır Polonya’nın önemli bir parçası olmuşlar. Dillerini zaman içinde unutsalar da dini kimliklerini kaybetmemişler. Serginin amacı da Polonya’nın Müslüman halkı Tatarları bizlere tanıtmak ve geleneklerinden haberdar etmek.

İlk konuşmayı İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü adına müdür yardımcısı Mümin Yıldıztaş yaptı. Konuşmasında Osmanlı ve Lehistan arasındaki ilk münasebetlerin 14. asrın başlarında gerçekleştiğini vurgulayan Yıldıztaş, iki ülkenin 600 yıldır devam eden bir dostluk hikâyesini paylaştığını belirtti. Yıldıztaş konuşmasının devamında ilginç bir bilgiyi de paylaştı bizlerle:

Osmanlı tarihinde örneklerine pek rastlayamadığımız bir olayı arşiv belgelerinde gördüm. Hepimizin bildiği Hürrem Sultan, Lehistan hükümdarı I. Sigismund’un ölümü dolayısıyla onun yerine geçen II. Sigismund’a bir mektup yazar. Saraydan hiçbir kadın, yabancı bir devlet başkanına mektup yazmamıştır. Hürrem Sultan’ın bahsettiğimiz mektubu bu sebeple bir istisnadır. Arşivde belgelerini görüyoruz. Bu mektuba II. Sigmund’un cevap vermesi üzerine Hürrem Sultan ikinci bir mektup daha kaleme alır. Hürrem Sultan bu cevabî mektubunda doğrudan Kanuni Sultan Süleyman’ın sözlerini aktarır. İfade şöyledir: Biz rahmetli kral ile kardeş gibiydik. Şimdi de oğluyla baba-oğul gibiyiz.

Bu anlayış sebebiyle Osmanlı-Lehistan ilişkilerinin yüzyıllarca iki kardeş veya baba-oğul mesabesinde devam ettiğini belirten Yıldıztaş, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1830’dan sonra Lehistan’ın bağımsızlık mücadelesine de duyarsız kalmadığını vurguladı. Bu tarihten sonra Osmanlı, baskıdan kaçan Lehistan göçmenlerine kapısını açar. Polonezköy de İstanbul’a o günlerin yadigârıdır.

600 yıllık ortak geçmiş

Polonya Ankara Büyükelçisi Maciej Lang ise konuşmasına başlarken sergiye ev sahipliği yaptıkları için Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk İslam Eserleri Müzesi’ne teşekkür etti. Türkiye ile Polonya arasındaki köklü tarihî bağlara dikkat çeken Büyükelçi, iki ülkenin 600 yıllık ortak bir geçmişe sahip olduğunu belirtti. Polonya’da yaşayan Müslüman Tatarların da Türkiye ile ülkesi arasındaki önemli bağlardan biri olduğunu vurguladı.

Polonya kökenli çok büyük kahramanlarımız var

Sergi açılışında son konuşmayı Prof. Dr. İlber Ortaylı yaptı. Polonya’nın Ortaçağ boyunca oligarşik bir cumhuriyet olduğuna dikkat çeken Ortaylı, ülkenin adının Osmanlı vesikalarında da bu şekilde geçtiğini söyledi. Polonya 14. yüzyılda Litvanya Dukalığı ile birleşir. Bu birleşmeye iki hanedan arasında gerçekleşen evlilik vesile olur. Devletin sınırları zamanla Karadeniz’e kadar ulaşır. Ancak coğrafi şartları yüzünden başarısını devam ettiremez.

Polonya’nın tarihteki büyük devletlerden biri olduğuna dikkat çeken Ortaylı, sözlerine şöyle devam etti: “Polonyalılar tarih meraklısı bir millettir. Ve tarih yazan milletlerden biridir. Macarlar, Almanlar, Polonyalılar, hatta İranlılar… Bunlar tarih yazan, tarih araştıran milletlerdir. Hindistan da bunlara dahil edilebilir. Ama çok büyük tarih yapan milletler iyi tarihçi olmayabilirler. Biz de bunlardan biriyiz. Tarih yapıyoruz fakat yazmıyoruz.

İlber Ortaylı’ya göre Polonya, Türkiye’de her zaman sempati duyulan bir ülke olmuştur. Bunun kendine has özel sebepleri mevcut: “Polonya’nın Avrupa’da gerçek anlamda Rönesans’ı temsil etmesi bu sebeplerin başında gelir. İkincisi cumhurî idareyi temsil etmesidir. Üçüncüsü Polonya edebiyatını severiz. Sonuncusu da tarihimizde Polonya kökenli çok büyük kahramanlarımız vardır.

Tatarlar Polonya için can verdi

Polonya’nın Ruslara karşı giriştiği özgürlük savaşında (1830-31) büyük başarılar gösteren Josef Bem bunlardan biridir ve biz onu Halep Valisi Murad Paşa olarak tanımaktayız. Yine Nazım Hikmet’in büyük dedesi Albay Warzonski de Polonya asıllıdır. Müslüman olduktan sonra askeri reformları ve haritacılık alanlarında Osmanlı’ya büyük hizmetleri olmuştur. Ve 1875’te Karadağ olayları sırasında aldığı yara yüzünden bir mirliva olarak şehid olur.

İlber Ortaylı’ya göre Türkler; Polonya’nın tarihine, kültürüne ve bize verdiği zenginliklere son derece hürmetkârdırlar. Topkapı Sarayı’nın her köşesinde bir Polonya nişanı bulunmaktadır.

Konuşmasında Polonya Tatarlarına da değinen Ortaylı şunları dile getirdi: “Polonya Tatarları küçük bir gruptur. Hiçbir zaman yüz binler olmadı, on binler oldu. Fakat bunların içinde binlerce kahraman Polonya için öldü. Almanlarla savaşırken öldüler. Ruslarla savaşırken öldüler. 2. Dünya Savaşı’nda Fransız ordusuna girdiler ve Rusya’ya karşı savaştılar. 1938’de Polonyalılarla son Mohikan direnişine de katıldılar. Vilnius Ulan Alayı’nda 1. Tatar Süvari Birliği, Alman tanklarına saldırdı ve hepsi Polonya için öldü.

İlber Ortaylı, Polonya’da son dönemlerde şahit olduğumuz bazı İslam karşıtı ve milliyetçi şiddet vakalarından tarihçilerin sorumlu olduğunu belirterek, onların bu ortak mirası dikkate almaları gerektiğini söyledi. Ayrıca Polonya’nın Osmanlı tarihi çalışan Abramovich, Sayaç Koski, Dubrinsky gibi ciddi tarihçilere sahip olduğunu da ekledi.

Ortaylı ayrıca, 1830’da Ruslara karşı başlatılan Polonya bağımsızlık mücadelesinin iki ülke arasındaki bağları güçlendirdiğini belirtti. Bağımsızlık hareketinin liderlerinden Michal Czajkowski (Sadık Paşa) İstanbul’a gelmiş ve burada bir bağımsızlık komitesi kurmuştur. Kendisi Osmanlı ordusunun ıslahına da katkılar yapmıştır. Hem kendisi hem de komitenin azaları İstanbul’da bir diplomat gibi ağırlanmış. İki ülke arasındaki bu tarihi bağların en güzel kanıtı da Polonezköy’dür. Bağımsızlık mücadelesi sırasında Osmanlı’ya sığınan Polonyalılar tarafından kurulmuştur.

Polonya Devleti’ne küçük bir sitem

İlber Ortaylı’dan ayrıca 2. Dünya Savaşı öncesinde Polonya’nın son Türkiye sefirinin ülkesine dönemediği için burada öldüğünü öğreniyoruz. Polonya, Hitler tarafından işgal edildiği için ülkesine gidememiş ve İsmet İnönü tarafından maaşa bağlanmış. Nazi işgalinin kalkmasını umutla beklese de onların yerini Ruslar alınca ülkesini tekrar görmeye ömrü vefa etmemiş. Türkiye’ye gömülmüş.

İlber Ortaylı konuşmasının sonunda sözde 1915 Ermeni Soykırımı’nı tanımasından dolayı Polonya devletine kırgın olduğunu da eklemeyi ihmal etmedi.

Açılış konuşmalarının ardından tören ikramlarla devam etti. Polonya Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen sergideki görsel malzemeler ve fotoğraflar; Polonya Müslüman cemaati, dijital devlet arşivleri, Bialystok Podlaskie Müzesi’nden tedarik edilmiş.

Türk İslam Eserleri Müzesi’ndeki fotoğraf sergisi, Temmuz ayının sonuna kadar ziyaret edilebilecek.

 

 

Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2018, 13:51
banner12
YORUM EKLE
banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6