Peygamberler olmadan dini anlamak mümkün mü?

Peygamberler, Allah’ın mesajının nasıl anlaşılıp nasıl hayata geçirilmesi gerektiğini insanlara anlatmakla vazifelidir. Böyle yaparlar ki, insanlar sorumluluklarını tam olarak kavrayabilsinler. Ahmet Serin yazdı.

Peygamberler olmadan dini anlamak mümkün mü?

Özellikle Oryantalistlerin çalışmalarıyla başlayıp İslam coğrafyasında da kendine taraftar bulan İslam’dan peygamberi çıkararak dini anlama anlayışı, son zamanlarda yeniden gündemde. Bu konuyu gündeme getirenlerin niyetlerinin ne olduğunu ancak Allah bilir. Bize düşen inancımızı doğru bir şekilde anlayıp bu anladıklarımızı hayatımıza doğru şekilde uygulayabilmektir.

Müslümanların birçoğuna göre, Peygamberimizi (sas) devreden çıkaran ve “Kur’an İslam’ı” gibi ilgi çekici bir isimle isimlendirilen bu anlayış yanlıştır. Ülke olarak yakın zamanda büyük bir badire yaşamamıza yol açan ahlaksız FETÖ hareketinin de Peygamberimizi (sas) devreden çıkaran bir din anlayışının peşinde koştuğu herkesin malumudur.

6 Kasım Salı gecesi Ensar Vakfı Bursa Şubesinde düzenlenen Salı Seminerlerinde, UÜ Emekli Öğretim Üyesi Akif Köten Hoca da “İslam’ın Doğru Anlaşılmasında Sünnetin Önemi” konusunu tartışırken tam da bu konuya değindi aslında.

Sohbeti boyunca Akif Köten, birbirinden ayrıymış gibi düşünülen birçok şeyin aslında ne kadar iç içe olduğunu, her şeyin aslında ne kadar birbirini tamamladığını anlattı.

İnsanlık tarihi aynı zamanda peygamberler tarihidir

İnsanlık tarihinin peygamberler ve din olmadan anlaşılamayacağına dikkat çeken Akif Köten, sohbetineİnsanlık tarihi, peygamberle başlayan bir tarihtir. Bildiğiniz gibi Allah, Kuran’ın birkaç yerinde Hz. Âdem ve Hz. Havva’yı neden ve nasıl yarattığını zikretmektedir. Cennette yaşayan Âdem ve Havva, şeytanın kandırmacasına maruz kalır, bu kandırmacada şeytana uyarlar ve ceza olarak yeryüzüne gönderilirler. Bu gönderiliş Bakara suresinin ayetlerinde ‘Şimdi yeryüzüne gidin. Size bilgi ve hidayet vereceğim. Bu bilgi ve hidayete tabi olanlar ne dünyada ne de ahirette endişelensinler.’ şeklinde anlatılmaktadır. Bu ayetten de anlaşıldığı gibi, Allah insanları habersiz ve rehbersiz bırakmamıştır.” sözleriyle başladı.

Konuyu temellendirmek için sözlerine İslam’ın dayandığı ilkeleri belirterek başlayan Akif Köten, sözlerini Bilindiği gibi, İslam’ın esasları üç temele dayanır: 1. Tevhid, 2. Nübüvvet, 3. Ahiret… Tevhid, Allah’ın varlığına ve birliğine iman demektir. Nübüvvet, Allah’tan gelen haberlere ve onu getiren nebilere inanmaktır. Ahiret, ölümden sonra dirilmeye imandır bilindiği gibi.” diyerek sürdürdü.

Akif Köten, dinler için peygamberlerin önemini “İlk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem’den başlayarak bütün insanlar böyle bir uyarı ve bilgilendirmeye muhataptır. Ne zaman ki insanlar önceki peygamberleri unutur, yoldan saparlarsa Allah’ın yeni bir peygamber gönderdiğine şahit oluruz. Bunun için peygamberlere iman şarttır. İsrailoğulları sadece kendi ırklarından peygamberleri kabul eder, diğerlerini reddeder. Oysa Kur’an “Biz peygamberler arasında ayrım yapmayız” demektedir.” sözleriyle sürdürdükten sonra sözü peygamberlerin insanlık için önemine getirerek “Allah, gerek duyduğunda her kavme peygamber göndermektedir. Bir ayette “Biz bir kavme elçi göndermedikçe onları cezalandırmayız.” demektedir Allah. Allah’ın haberlerini peygamberler aracılığıyla göndermesinin önemli bir sebebi vardır: Peygamberler, Allah’ın o haberinin nasıl anlaşılıp nasıl hayata aktarılması gerektiğini insanlara anlatmaktadır aynı zamanda. Böyle yapmaktadır ki insanlar sorumluluklarını tam olarak kavrayabilsinler.” sözleriyle peygamberlerin asıl görevlerinin ne olduğunu anlattı.

Nebevi vasıflar beştir

Peygamberlerin sıradan insanlar olmadıklarını, onların Allah tarafından farklı özelliklerle donatıldığını “Bilindiği gibi, peygamberlerde olmazsa olmaz beş temel vasıf vardır: 1. Sadakat gösteren anlamında sıdk, 2. Kendilerine verilen görevleri hakkıyla yerine getirdikleri için emanet, 3. Günahtan korunup yanlışlardan korunması anlamında ismet, 4. Zekâ ve kavrayış anlamında fetanet, 5. Allah’tan aldıkları bilgileri hiç değiştirmeden insanlara aktardıkları için tebliğ vasıfları vardır onların.” sözleriyle anlattı Akif Köten.

Tebliğin peygamberler için önemini de “Bütün peygamberlerin en önemli görevi, tebliğdir. Bu konuda birçok ayet vardır, bilindiği gibi. Ama peygamberlerin bunun dışında, tebliğ edilenleri uygulama görevleri de vardır. Peygamberler, örnek olmak zorundadır. Bunun için de tebliğ ettikleri şeyi en üst düzeyde ve eksiksiz yaşamak zorundadırlar. Diğer insanlara bu kadar ağır bir sorumluluk yüklenmemiştir. Mesela insanlara beş vakit namaz farz kılınırken Hz. Peygamber’e teheccüd namazı da verilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de ‘Allah’ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır’ denmektedir.” cümleleriyle anlattı konuşmacı.

İlahi emirler açıklama gerektirir

Peygamberlerin ilahi emirleri insanlara aktarmadaki en önemli görevlerinden birini de “Peygamberlerin diğer bir vasfı da beyandır. Yani kendisine verilen bilgiyi açıklamak… İlahi emirler, yapısı itibariyle soyuttur. İnsanların bunu anlaması için bunların somutlaşması gerekir. İşte peygamberler, bu somutlaştırmayı üstlenen kişilerdir. Diğer insanların Allah’ın emirlerini öğrenip doğru yolu bulabilmeleri, peygamberlerin beyanlarına bağlıdır. Bu açıklamanın peygamberlerin kendi nefslerinden yapacakları bir açıklama olmaması gerekir. Çünkü Kıyamet suresinde, gelen vahyi insanlara anlatma telaşına düşen Resulullah’a ‘Sen bu kadar telaşa düşme, onun açıklamasını da biz yapacağız’ denerek bu durum ifade edilmektedir.” sözleriyle kayda geçirdi Akif Köten.

Vahiylerin nitelik ve niceliğine dair de “Bilindiği gibi Cebrail (as) iki çeşit vahiy getiriyordu. Bunlardan birincisi, yazılan vahiylerdir. Bu vahiyler, Kur’an-ı Kerim ayetleridir. Bunlar geldiği zaman Peygamberimiz bunları vahiy katiplerine yazdırırdı. Bunlar daha sonra Mushaf olarak toplandı ve Kur’an-ı Kerim olarak adlandırıldı. Diğer vahiyler ise, açıklama yapılması gereken bir konuda peygamberimize o konuyla ilgili açıklama bilgilerinin verildiği vahiylerdir. Bunlar Kur’an-ı Kerim’e yazılmamıştır. Kur’an-ı Kerimdeki vahiyler, namazda ibadet amacıyla okuduğumuz vahiylerdir. Diğer vahiyler ise namazlarda okumadığımız vahiylerdir.” bilgilerini verdi konuşmacı.  

Sünnetin kapsamını bilmemiz gerekir

Akif Köten, sünnet dendiğinde birçok kişinin birçok farklı şey anladığını daHz. Peygamberin sünneti dediğimizde, sadece onun söylediği sözleri kastetmiyoruz. Onun yirmi üç yıllık peygamberlik döneminde tutturduğu istikamet, bu istikamet boyunca yaptığı işler ve söylediği sözler ile takip ettiği metodu da kastediyoruz. Sünnet kelimesinin hadis alimlerine göre tarifine bakıldığında söz, fiil, beşerî ve ahlaki vasıflar akla gelir. Hazreti Peygambere izafe edilen her şeye hadisçiler, hadis ve sünnet gözüyle bakarlar. Usulcüler ve fıkıhçılar bu çerçeveyi daraltarak Hazreti Peygamberin farz ve vacipler dışında kendisinin yaptığı ve yapılmasını bize öğütlediği şeylerdir, derler.” cümleleriyle açıkladı.

Peygamberimizin sadece insanlarla değil diğer varlıklarla kurduğu ilişkinin de önemli olduğunu “Hazreti Peygamber, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Alem dediğimiz zaman bundan yaratılmış her şeyi anlamamız gerekmektedir. Dolayısıyla onun insanlarla olduğu kadar çevreyle, doğayla, hayvanlarla ve akla gelebilecek tüm varlıklarla ilişkisi de bizim için bir ölçüdür ve bizim buna da dikkat etmemiz gerekir. İslam’ı ve sünneti anlamak için bunları bilip bunları da ölçü kabul etmeliyiz.” sözleriyle dikkatlere sundu konuşmacı.

İnsanların sorumlulukları nelerdir?

Akif Köten, vahye muhatap olan insanın vahyi anlamaya hazır biçimde donatıldığını daİnsanların üç aşamada sorumluluğu vardır: 1. İnsan, fıtraten Allah’ın hitabını anlayacak donanımdadır ve bu sorumluluğa muhataptır, 2. İnsan, Allah’ın emir ve yasaklarını, Allah’ın buyruklarını anlayıp bunları diğer insanlara iletmekle sorumludur, 3. Peygamberler ise kendilerine iletilen ilahi vahyi diğer insanların anlayabilecekleri şekilde ortaya sermelidir. İlahi mesaj soyuttur ve insanın sadece beynine hitap etmektedir. Peygamberler ise bu mesajı somutlaştırarak insanlara iletir. İşte insan, peygamberlerin ilahi emri bu somutlaştırmasından sonra sorumluluğunu tam olarak idrak eder.” cümleleriyle kayıtlara geçti.

Müslümanlar için peygamberimizin önemini bir de “Bu yüzdendir ki Müslümanlar İslam’ı anlamak isterlerse eğer Hazreti Peygamberin hayatından giderek Kur’an’a ulaşmalıdırlar. Aradan Peygamberimiz çıkarıldığında, karşımıza bazısı soyut kalan vahiyler manzumesi çıkacaktır. Bu manzumeyi insanın tek başına ne kadar anlayabileceği ise bilinmez. Çünkü sünnet dediğimiz şey, Kur’an’daki bir vahyi hayata aktarmakta, onun nasıl anlaşılıp nasıl yaşanacağını göstermektedir. Sünnet ve Peygamber (as) aradan çıktığında vahyin nasıl anlaşılıp nasıl yaşanacağı konusunda bir karmaşa çıkar. Mesela namazın nasıl kılınacağı ve zekâtın nasıl verileceği Kur’an-ı Kerimde yoktur ama bunlar emir olarak Kur’an’da vardır. Peygamber (as) bunların nasıl uygulanacağını açıkladığı için biz bu ibadetleri doğru şekilde yapabiliyoruz. Bu açıklama olmasaydı bu hususlarda ne yapacağımızı bilemezdik.” sözleriyle açıklayan Akif Köten, sünnetin önemine değindi sonra.

Sünnet, şeri hüküm koyar mı?

Sünnetin İslam’ın ayrılmaz bir parçası olduğuna değinen Akif Köten, bu ayrılmazlığı “Bir diğer husus da sünnetin bazı durumlarda hüküm koymasıdır. Kur’an-ı Kerimde yenilmesi haram olan dört şey geçer: Ölü hayvan, kan, domuz eti ve Allah’ın adı zikredilmeden kesilen hayvanlar… Bunların haram olduğu ifade ediliyor. Ama bunların dışında da yenmesi haram olan hayvanlar var. Mesela eşeğin, vahşi hayvanların, akbaba gibi pençeli kuşların etinin yenmesi de haramdır. Bunların haramlığı sünnete dayanır. Allah Hazreti Peygambere bu konuda hüküm koyma yetkisi vermiştir. Bu konuda Allah ‘Peygamber insanlara temiz olan şeyleri helal, necis olan şeyleriyse haram kılar’ diyerek Peygamberimizin şer’i hüküm koyma konusunda delil olabileceğini söylemiştir.” sözleriyle ve Kur’an’ı Kerim’e atıflarla açıkladı.

Oryantalistlerin ve peygamberleri sıradanlığa indirgeyenlerin kullandıkları argümanlara da “Hazreti Peygamberin vahiy dışında yaptığı uygulamalar da vardır. Bu uygulamalar Kur’an’a uygunsa Allah daha sonra onu tasdik eder, bir uygulama hatalıysa da tashih eder. Mesela Peygamberimiz eşleriyle arasında geçen bir sorundan ötürü bal şerbeti içmeyeceğine yemin etmiştir. Bu yemin daha sonra Allah tarafından kendisinin helal kıldığı bir şeyi insanın kendisine haram kılmasının yanlış olacağı belirtilerek düzeltilmiştir. Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, Kur’an ve sünnet birbirinden farklı ve birbirinin dışında bir şey değildir. Sünnet, Kur’an’ın doğru anlaşılıp hayata tatbik edilmesini sağlamaktadır. Bu anlamda, Kur’an ve sünnet bir bütünün iki yarısıdır. Sünnet olmadığı zaman vahyin nasıl anlaşılması gerektiği bilinmeyecektir. Bir anlamda sünnet, vahyin dünya üzerinde nasıl uygulanacağını bildirmektedir. Sünnet olmasaydı eğer, kötü niyetli insanlar kendi niyet ve isteklerine göre vahyi yorumlayıp yönlendirebilecek ve bu şekilde kendi dinlerini inşa edeceklerdi. Ortaya çıkan bu din de İslam olmayacaktı.” sözleriyle cevap verdi.

Akif Köten, sohbetini konuyu daha da pekiştiren örnekler vererek sonlandırdı.

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2018, 09:45
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kevser Koç
Kevser Koç - 8 ay Önce

Dosdoğru konuşan hocalarımız da var çok şükür Allah razı olsun

banner19

banner13