banner17

Peygambere itaat, ittiba ve teslimiyet konuşuldu

Prof. Dr. Raşit Küçük hoca geçtiğimiz günlerde İstanbul Şehir Üniversitesi'nde ''Kur’an ve Sünnet Bütünlüğü'' başlığı altında bir konuşma gerçekleştirdi. Mahmud Sami Mertoğlu etkinlikten notlarını aktarıyor.

Peygambere itaat, ittiba ve teslimiyet konuşuldu

9 Aralık Çarşamba günü İstanbul Şehir Üniversitesi'nde “Kur’an ve Sünnet Bütünlüğü” başlığı altında bir konuşma gerçekleştirildi. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) Başkanı Prof. Dr. Raşit Küçük hoca, konuşma başlangıcında İslam dünyasının her dönemde çeşitli imtihanlardan geçtiğini belirtti. Ardından değerli hocamız genel hatlarıyla Kur’an ve sünnet bütünlüğünün öneminden bahsetti. Üniversitenin İslami İlimler Kulübü tarafından gerçekleştirilen konuşmadan izlenimlerimizi aktarıyoruz.

Sünnet ile Kur’an arasındaki bağın önemine vurgu yapan Raşit hoca, sünnetin terk edildiği toplumlarda Kur’an'ın da terk edildiğinin çok görülmüş bir gerçek olduğunu belirtti. Sünnete ve Kur’an'a karşı geliştirilen tavırların sadece günümüzde değil, eski zamanlarda da çeşitli boyutlarıyla mevcut olduğunu belirten hocamız, bir örneğinin de İngilizlerin Hindistan’ı işgalinde ortaya çıktığını belirtti. Orada 'cihad’ı önlemenin bir unsuru olarak sünneti inkar eden cemiyetler kurulduğunun altını çizen hocamız, hatta bu konularda din ulemasının çeşitli kitapları olduğunu belirtti. Bu durum İslam'ın çeşitli yerlerinde ortaya çıkmış ve diğer bölgelere sirayet etmiştir. Türkiye’de bu konu sistematik bir şekle, bir cemiyetin veya grubun hedefi haline gelmiş değildir. Fakat kişiler bazında böyle bir anlayışa sahip olanlar geçmişte ve günümüzde sayısı az olmakla beraber vardır. Kur’an ve sünnetin dinin temel iki kaynağını teşkil ettiği hususunda bütün İslam mezhepleri ve fırkalar müşterek bir düşünceye sahiptir. Mezheplerin, mezheplere mensup âlimlerin veya herhangi bir mezhebe mensubiyetinden bahsedilemeyecek ulemanın hadislerin kabulü yönünde farklı anlayışları olmuş ve bu durum normal kabul edilmiştir.

Peygambere itaat, ittiba ve teslimiyet

İşin temelinde Kur’an'ın Hz. Peygamberi nasıl bir konumda gördüğü olduğunu belirten Raşit hoca, Hz.Peygamberi, Kur’an'ın gördüğü konumu anlamazsak, sünnetin konumunu anlamamızın bir hayli zor olacağını belirtti. Kur’an peygamberlere ve Hz. Peygambere imanı, onların getirdiği ilahi hükümlerin kabul ve tasdikinin farz olduğunu bize apaçık bir şekilde ifade etmektedir. Kur’an'ın peygambere imanın yanında itaatı emrettiğini belirten Raşit hoca, 'itaat’ın imanın gereği ve neticesi olarak kabul edildiğine yer verdi. Dolayısıyla iman nasıl farz ise, peygambere itaat da aynı şekilde farz olarak kabul edilmektedir. İbn’ül Teymiyye ve Ahmed bin Hanbel Kur’an-ı Kerim’de otuzun üzerinde peygambere itaat ayeti olduğunu belirtmiştir. Böylelikle mü’minler için peygambere itaat da farz bir hükümdür.

Ayrıca peygambere itaat yanında ittiba da Kur’an'da çok açık ve net ifadelerle anlatılmaktadır. Peygamberin hükmüne teslimiyetin de önemli olduğunu vurgulayan hoca, aksi takdirde kişinin peygambere itaat ve ittiba etmeyeceğinin altını çizdi. Kur’an'da çokça peygamberin hükmüne teslimiyet ile alakalı ayetler olduğunu vurgulayan hoca, ayrıca Kur’an ve sünnet bütünlüğünün bu ayetler üzerine bina kılındığını belirtti. İslam'da emirlerin yerine getirilmesi güç nispetinde, yasaklardan kaçınılması ise kesindir. Bu yüzden İslam'ın ölçüsü de emirleri yerine getirmekten ziyade yasaklardan kaçınma ile değerlendirilmektedir. Bu Kur’an’ın ve sünnetin gerçekliğine dayalı bir hükümdür.

Sünneti bırakıp beşeri anlayışı veya kültürü onun yerine ikame etmek mümkün değil

Sünnetin dinin hayata yansımasından ibaret olduğunun altını çizen değerli hocamız, sünnetin bundan dolayı farz olanı, vacip olanı, sünnet olanı, nafile olanı, peygamberimize has olanı gibi çeşitlerinin olduğunu belirtti. Dolayısıyla, örneğin namazı peygamberin kıldığı gibi kılmak farzdır. Raşit hoca, eğer Peygamberimiz (sav) bir şeyi bize emretmiş ise, onun Kur’an'da arandığını fakat bazen bulanamadığının altını çizdi. Onun için İslam âlimlerinin şöyle bir görüşü vardır: Peygamberin sahih olan sünnetinin kaynağı mutlaka Kur’an'dır, fakat biz o sünnetin hangi ayete dayandığını, delilini bulamayabiliriz. Ancak peygamberimiz de bu gibi konularda hep kendisine yetki veren Kur’an ayetlerini delil olarak okumuştur. Çünkü peygamberimizin pek çok hadisinin arkasında “dilerseniz şu ayeti okuyun” ibaresi bulunmakta ya da ravi bunu söylemiş olabilmektedir.

Hoca, sünneti bırakıp beşeri anlayışı veya kültürü onun yerine ikame etmenin mümkün olamadığını da belirtti. Değişme sünnetten sünnetedir. Bunun yolu da ictihadla bunları bulmaktır. Bu yüzden ictihad mutlaka Kur’an ve sünnet delillerine dayanmaktadır. Örneğin, Hz. Ömer’in bazı sünnetleri durdurması, bazılarında değişiklik yapması kendisinin sünnete bağlılığının delili olarak kabul edilir. Ya da Hz. Ömer’in kıtlık yılllarında hırsızlara uygulanacak hac cezasını durdurması, Kur’an ile sünnetin bir bütünlük arz ettiğinin bir delilidir. Çünkü şüpheler sebebiyle had’leri uygulamayın emri vardır. Ayrıca had’leri uygulamama noktasında hata etmeniz had’leri uygulama noktasında isabet etmesinden daha hayırlıdır noktasında buyruk vardır.

Peygamberimizin bütün tasarrufları, davranışları bize göre haktır, gerçektir. Raşit hoca, bizim ümmet olarak peygamberimiz Hz. Muhammed'in (sav) tasarruflarını, davranışlarını doğru veya yanlış diye taksim etmemizin asla mümkün olmadığının altını çizdi. Çünkü Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de peygambrimize hem imanı, hem itaatı, hem de ittibayı emretmektedir. Fakat, Allah (cc) ile peygamberimiz arasında bazı şeylerin doğru veya yanlış diye ikiye taksim edilmesi mümkündür. Nitekim peygamberimizin bazı ictihadları Rabbinin ilmine göre doğru olmadığı için düzeltilmiştir.

Peygamberimizin hadislerini siyerle beraber okumak son derece önemli

Sünnete hücumun dolaylı olarak Kur’an'a hücum olduğunu vurgulayan kıymetli hocamız, buna doğrudan cesaret edemeyenlerin dolaylı bir yol kullanarak sünnete hücum ettiklerini belirtti. Sünnetin uygulama modeli dışına taşma, muhalefet olma isteğinin iki sebebi olabilir; cehalet ve kişinin kalbindeki şüphe. Kur’an ve sünnet anlayışımızı çok doğru bir yere doğru bir şekilde yerleştirmemiz gerekmektedir. Sahabinin bu yönde çok çeşitli davranışları vardır. Bir kısmı aynen peygamberimizin yaptıklarını yapıp her şeyi ona uydurmaktadır ve bu mubahtır. Bundan dolayı sünnet dediğimiz zaman kasdettiğimiz müslümanların birlikteliğini, beraberliğini, Kur’an anlayışını yönlendiren hususlardır. Peygamberlik vasfıyla, tebliğ ile alakalı hususlar son derece önemlidir. Diğer ictihada dayalı hususlar da Kur’an ve sünnete dayalı olarak değer ifade eder. Dolayısıyla peygamberimizin sözleri, fiilleri ve takrirleri sünneti oluşturduğuna göre bunların hepsinin bir kıymeti vardır. Derece olarak da söz fiilden, fiil ise takrirden daha kuvvetlidir ve hepsi sünnet olarak adlandırılmaktadır.

Kur’an ile sünneti çatıştırmak, yarıştırmak söz konusu değildir. Birçok hadis vardır ki geçmişte ahkam’a mesnet teşkil etmeyip günümüzde edebilir. Siret’teki bir takım hadisler bugün bize ülkelerarası ilişkilerde veya günlük meselelerde yol gösterici olabilmektedir. Sonuç olarak Raşit Küçük hoca sünneti, peygamberimizin hadislerini siyerle beraber okumanın son derece önemli olduğu kanaatinde bulundu. Aksi takdirde bazı şeyleri anlamanın mümkün olmayacağını belirtti.

Ünivesite öğrencilerine hitaben yapılan konuşma sonrası eksik olan noktalar soru-cevap aracılığıyla giderildi. Ardından İstanbul Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Mehmet Ali Büyükkara hocanın takdimindeki hediye faslıyla konuşma sona erdi.

 

Mahmud Sami Mertoğlu haber verdi

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2015, 11:30
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20