banner17

Pencerede de camda da bir sanat var!

Safiyuddin Erhan Bey, eski sanatımız, pencereler, kültür üzerine güzel bir konuşma yaptı.

Pencerede de camda da bir sanat var!

Bursa, bereketli gecelerinden birini daha yaşadı 16 Nisan Cumartesi gecesi. İnsanın ruhunu doyuran güzellikler birbiri peşisıra gelince, insan bu bereket yağmuru altında ıslanıyor  ve bu yağmur hiç bitmesin istiyor.

İlk yağmur, iki günden beri devam eden “Lami’i Çelebi Sempozyumu”, ikinci bereket yağmuru “Türkiye Yazarlar Birliği Şubeler Buluşması”nın Bursa’da yapılması ve üçüncüsü de Safiyuddin Erhan Bey’in “Kültürel Mirasımız” konferansıydı.  İşin güzel tarafı da şu oldu:  Hem sempozyuma katılan bilim adamları hem de TYB buluşmasına katılan kültür adamları, TYB şubesinde bir araya geldiler ve ortaya gıpta edilesi bir güzellik çıktı. Bu buluşmada belki çok şey konuşulmadı ama anlatmak ve anlaşmak her zaman konuşarak olmaz ki zaten. Bazen kalp, diğer kalplere yol bulur, akar gider derinlerden. Bir hal yaşanır ve herkes nasibini alır o halden. İşte böylesi bir durumdu TYB Bursa Şubesindekilerin hali.

Halden söze, Safiyuddin Erhan konferansına dönelim. Konferansın konusu, mimari kültürümüzün pek bilinmeyen ve artık yitip gittiği için bilinmeyecek olan “Alçı Pencereler” idi.

Tanımadan sevmek ne işe yarar?

Safiyuddin Erhan Bey, her zamanki nezaketiyle konuklarını hoşladıktan sonra, insanın kültürel konulara ilgi gösterip göstermemesi sadedinde şu sözlerli söyledi:

Safiyuddin Erhan“Günümüz insanı bir sürü sıkıntıyla boğuşurken kültür-sanata ilgi göstermelerini beklemek belki yanlıştır ama kültür alanı ihmal edilecek bir alan değildir. Bir de şu unutulmamalıdır: İnsan bir şeyi iyice tanıyıp içine girdikçe, ona emek verdikçe benimser. Dıştan bakanın ilgisi sınırlı kalır.”

Ecdada nasıl sahip çıkılır?

Herkesin ecdada sahip çıkmaktan bahsettiği ve bazılarının da ecdada sahip çıkma adına güya bir şeyler yaptığını söyleyen Safiyuddin Erhan Bey, konuyla ilgili şu çarpıcı sözleri söyledi:

“Ecdadın eserlerine anlamadan bakmak bize yakışır mı? Kültürümüzü sevmek tek başına yeterli değildir. Sevmek, tanımakla tamamlanmadıkça bir şey ifade etmez. Hele sanat eserleri olunca bu daha da önem taşır. Çünkü sanat eserleri bir kez bozuldular mı bir daha düzelmezler.”

Şehirlerin sembolleri sanat eserleri

Sadece bizim değil yeryüzündeki tüm insanların sanata önem verdiğinin altını çizen Safiyuddin Erhan Bey, şu konuya dikkat çekti:

“Dikkat ederseniz her şehrin bir simgesi vardır ve bu simge sanatsal bir simgedir. Paris dendiğinde Eyfel Kulesi, Bursa dendiğinde Ulu Cami akla gelir ve bunlar da birer sanat eseridir. Bu durum, tüm dünyada böyledir. Sanat eserleri ve sanatçılar da, insanlar onları anlayıp değer verdikçe olacaktır.”

Evlerin gözleri: Pencereler

Evler için pencerelerin çok önemli olduğunu ısrarla vurgulayan Safiyuddin Erhan Bey, pencerelerin evlerin gözleri olduğunu söyleyerek, pencereler çıktığında evlerden geriye şahsiyetsiz bir kutu kaldığını söyledi. Safiyuddin Erhan Bey, konuyla ilgili şunları söyledi:

“Pencereler, evlerin gözleridir. Pencereler kaldırılınca geriye şahsiyetsiz, kutu şeklinde yapılar kalır.”

Alçı pencere ve vitray

Safiyuddin Erhan Bey, alçı pencereden vitraya uzanan bir hattın dönüm noktalarına dair şunları aktardı:

“Penceredeki alçı işçiliği, perdedeki tül gibidir. Zarif ve incedir.”

“Alçı işçiliği, ucuz ve basit malzemelerle sanat eseri meydana getirmek demektir.”

“Osmanlı mimari kültürüne bakıldığında, camilerin alt zeminlerinde cam olmadığı, kepenk olduğu görülür. Kışın kepenkler kapatılır, aydınlatma üst camlardan sağlanırdı. Cam, barok sanat anlayışıyla kullanılır oldu. Ama daha Osmanlının son zamanlarında alçı pencere kültüründen uzaklaşma başladı. Bugün  Osmanlı pencere geleneği canlandırılmaya çalışılıyor ama bu çok zevksiz bir şekilde yapılıyor.”

Sanatkâr- yönetici ilişkisi

Gecenin belki de en anlamlı sözü, şu oldu:

“Eğer sanat isteniyorsa, sanatkârın elini tutmayacak bir idare ve o idareyi seçecek bir halk lazım!”

 

 

Fikri Özçelikçi notlar aldı

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2011, 17:10
YORUM EKLE
YORUMLAR
suleyha
suleyha - 8 yıl Önce

Keşkül dergisinin yeni sayısı çıktı. 18. sayı Kadirilik dosyası. Muhterem Safiyüddin Bey'in çok güzel bir söyleşisi ve Eşrefi geleneği olan köfteli çorba ile ilgili bir yazısı mevcut.

banner8

banner20