banner17

Pakdil sempozyumunda neler oldu!

Ankara'da Nuri Pakdil Sempozyumu düzenlendi. Pakdil düşüncesinin kilometre taşları konuşuldu.

Pakdil sempozyumunda neler oldu!

Edebiyat Eylemi ve Nuri Pakdil Sempozyumu, 16 Nisan’da Hece Dergisi Yayınları’nın organizasyonuyla Ankara’da yapıldı. Sempozyum, Hüseyin Su’nun açılış konuşmasıyla başladı. Bu tarz toplanmaların amacının ‘toplumun temel dinamiklerini oluşturan entelektüel ve yazarların duruşunu topluma hatırlatmak’ olduğunu vurgulayan Su, Pakdil’in ‘edebiyat’ı ve dolayısıyla ‘yazı yazmayı’ hiçbir zaman süs, dil ayımı olarak değil temel motivasyonu ‘iman’ olan bir bağlanma; yeryüzüne karşı sorumluluk; dik kafalılık ve özgürleşme olarak gördüğünü belirtti. Böylece ‘hiç baş eğen cümle yazmayan’ Pakdil’in duruşunu anlatma/anlama amaçlı bildiri sunumlarına geçilmiş oldu.

Nuri Pakdil’i anlamaya çalışmalı!

Turan Koç’un yönetimindeki birinci oturum İsmail Coşkun’un ‘Nuri Pakdil Okumanın İmkân ve Güçlükleri’ bildirisiyle başladı. Pakdil’le tanışıklığı olmadığını, onu eserlerinden tanımaya çalıştığını özellikle anlatan Coşkun, bildirisinde Pakdil’in yaşadığı dönem itibariyle kullandığı dilin hayatta karşılık bulamamasından dolayı edebiyata yönelmesine; bu yönelmenin kapalı, imge yüklü bir dil oluşturmasına ve nihayetinde kendisini ‘dışlaştıramamasına’ değindi. Coşkun, ‘Bana sorulan soruları eylemlerimle açıklıyorum.’ diyen Pakdil’i anlamanın/anlatmanın ancak özel sayılar, sempozyumlar,  kitaplar sayesinde olacağını söyledi.

‘Pakdil’in Temel Düşüncelerinin Felsefî Arka Planı’ başlığıyla sunum yapan Veli Urhan, Pakdil’in eylemlerindeki temele yani Tanrı’ya; inanmaya; inanmanın getirdiği özgürleşmeye; Hz.İbrahim’in, Muhammed İkbal’in de dediği gibi insana en çok gereken şeye yani onura ve bu hususlarla yoğrularak şekillenen ‘öz’e vurgu yaptı. Farklı felsefî temsilcilerle karşılaştırmalı olarak işlenen sunumun katılımcılar açısından açıklayıcı olduğunu düşünüyorum.

Yalnızlık ilme dönüştü

‘Pakdil’in Siyasal Perspektifi’ tebliğiyle Ali Emre, Pakdil’in sömürü ve emperyalizme karşı direnişine; kirli mülkiyete yönelik alın teri temelli duruşuna; muhalif, devrimci tavrına ve asla Müslüman kimliğinden ödün vermeyişine değindi. Günümüzde de ayakta durmaya çalışan ve genelde diğer Müslümanlar tarafından küçümsenen;  sözüm ona marjinalleştirilen; vahiy temelli düşünen, neticesinde bazen geleneksel bazen radikal bazen de devrimci olabilen; sağcı, tarikatçı, milliyetçi, anti-komünist, muhafazakâr, devletçi bakış açısına göre daha bağımsız bir bakış açısına sahip Müslümanların bu yürüyüşlerinde Pakdil’in durduğu yeri anlamak adına özetleyici ve etkili bir sunum oldu. Daha sonra Ömer Aksay ‘Nuri Pakdil’de Yalnızlığın İlme Dönüşmesi’ başlığıyla Pakdil’in yaşamında gerek içinde bulunduğu dönemin gerek farklı koşulların etkisiyle gelen yalnızlaşmanın nasıl onda ilim olduğuna değindi.

Birinci oturumun son bildirisinin ardından yakın zamanda ilk olarak TRT’de yayınlanan ‘Nuri Pakdil: Asla ve Daima’ belgeselinden kesitler gösterildi ve birinci oturum bitmiş oldu.

Nuri Pakdilİkinci oturumla düşünce eylemi devam ediyor

Akif Emre yönetimindeki ikinci oturum, Alaattin Karaca’nın ‘Pakdil’in Denemelerinin Düşünsel Boyutu’ tebliğiyle başladı. Karaca, düşünmenin ilk boyutu olan coğrafyanın Ortadoğu ve Afrika; ikinci boyutu olan tarihin ise ortak bir tarih bilinci olmasına değindikten sonra ezilenlerin yanında, şirkete teslim olmuş vicdanlara ‘söz yumruğu’yla cevap veren Pakdil’in sağ ve sol kesimlerden aldığı tepkileri anlattı. Pakdil’in hep dediği gibi yabancılaşmaya yani öz uygarlıktan kopuşa direnmenin edebiyatla olabileceğine, kelime silahının ulusal değil evrensel bazda tutulması gerektiğine, puta karşı duruşa ağırlık verilen bildiri –kanaatimce- Ali Emre’nin bildirisiyle güzel bir bütünlük sağladı.

Korku’yu analiz etmek

Beckett’in ‘Godot’u Beklerken’ oyunuyla Pakdil’in ‘Korku’ adlı oyununu karşılaştıran Vefa Taşdelen bildirisinde, iki oyundaki imgelere, benzer veya farklı yönlere, kavramların kıyaslamasına, anlama ve eyleme yer verdi. ‘İnsan Odaklı Bir Yazar: Nuri Pakdil’ tebliğiyle Kâmil Aydoğan Pakdil’le ilk tanışmasından bugüne kadarki süreçte aktardığı anı ve durumlarla Pakdil’in kişiliğinden, tavır ve duruşundan bahsetti. Daha sonra Murat Aslan ‘Nuri Pakdil’in İnsanî ve Düşünsel Duruşu’ bildirisinde inancıyla mücadele eden sisteme karşı duruş sergileyen ‘çelik adam’la yaşantılarından yola çıkarak bu duruşun temellerinden, nasıl oluştuğunu aktardı. Bence arka arkaya verilen bu iki bildiri katılımcılarda harmanlanarak daha da anlamlı oldu.

Sempozyum İstanbul’a geliyor

Edebiyat dergisinde uzun yıllar bulunan ve hâlâ da çalışmaya devam eden Necip Evlice derginin ve yayının içeriğinden, bazı teknik ve sayısal verilerden bahsetti. Akif Emre bu sempozyumun amacının Hüseyin Su’nun da dediği gibi ‘toplumun mihenk taşlarını anlamak ve anlatmak’ olduğunu; niyet ve eylemlerin kesinlikle kişi fetişizmi yapmak olmadığını vurguladı. İlki Maraş’ta düzenlenen sempozyumun bir sonraki durağının İstanbul olacağı da duyurulduktan sonra sempozyum da bitmiş oldu.

 

 

Tuğba Soylu oradaydı

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2011, 22:01
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20