Özgürlük zihinlerin özgürleşmesiyle mümkün!

Ümit Aktaş, Antep’teki söyleşisinde yeni bir paradigma kurulmasının gerekliliğinden bahsetti..

Özgürlük zihinlerin özgürleşmesiyle mümkün!

 

Ümit Aktaş’ın, kendini yenileyen ve süreklilik arz eden düşünce serüveni bölünmeksizin devam ediyor. Bu nokta önemli, çünkü Türkiye’de İslâm adına fikir beyan edenlerin bir şekilde yerleşik sistemi kutsayan ve sisteme dâhil olmak adına akla hayale gelmedik deformasyon faaliyetlerine çanak tutan taraflarını gözlemlemiş olmak açıkçası incitici bir durum. Fakat yazar Ümit Aktaş’ın seksenli yıllardan bu yana İslâm ve dünya düzeni paralelinde söylemiş oldukları pek kulak arkası edilmişe benzemiyor.

Antep’te Şahinbey Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu ‘Şahinbey Kültür Günleri’ kapsamında kitap fuarına katılan ve burada düzenlenen söyleşide okuyucusuna seslenen Aktaş, ‘okumak’ kavramından hareketle birey ve toplum ilişkisi üzerine etkileyici bir konuşma gerçekleştirdi.Ümit Aktaş

‘Oku’ hitabı bütün toplumu kuşatır

Aktaş, öncelikle anne-babanın, okuma kültürü bağlamında çocuk ekseninde gerçekleştirecekleri etkinliklerin çocuğun zihin yapısının oluşumunda oldukça büyük bir önem taşıdığını belirterek konuşmasına başladı. Eğitim bağlamında özellikle lise öğrencilerine yönelik ideolojik kaygılar taşıyan kitapların okutulmasının sakıncalarını detaylandırarak anlatan Aktaş, kişinin toplumda birey olma yolunda henüz emeklediği bir dönemde, bu türden kitapların bireyin kendini tanıması yolunda en önemli engeller arasında sayılması gerektiğini söyledi. Özellikle klasiklerin dışında fikir kitaplarının genç düşünce filizleri açısından sakıncaları olduğunu vurgulayarak kendi yetişme çağlarında nasıl bir okuma gerçekleştirdiğini anlattı.

Okumanın bir soy kütüğüne benzetilmesi gerektiğini belirten Aktaş, Kur’an-ı Kerim’in ‘Oku’ hitabının, erkek ve kadın olmak üzere bütün toplumu kuşatıcı bir tarafı olduğunun sürekli göz ardı edildiğini belirtti. Son günlerde medya organlarında gerçekleştirilen İslâmcılık tartışmalarına kendisinin de katıldığını belirten Aktaş, İslâmî formatla iktidara talip olan herhangi bir partinin iktidarı elde etmesiyle meselenin hallolmayacağını, esasen İslâmcılık düşüncesinin, İslâm’ın ışığında sosyal adalet, eğitim, bireyin toplumdaki konumu ve pragmatik gerçekçiliğin bu alanlar üzerinde gerçekleştireceği etkinin boyutunun iyi tahlil edilmesiyle mümkün olacağını vurguladı.

Gerçek özgürlüğün gerçekleşebilmesi için önce zihinler özgürleşmeli

Dünya üzerinde ideolojilerin değil, yeni bir paradigmanın üretimini ancak İslâmcıların gerçekleştirebileceğini ifade eden Aktaş, İslâmcılık düşüncesinin 1960’lı yıllardan günümüze kadar miadını doldurduğunu, artık yeni bir anlayış ve bakış açısının ortaya konulması gerektiğini belirtti. Altmışlı yıllardan bu yana sosyal hareketliliğin neticesi olarak, İslâm’ın etkisinin öncelikle Mısır İhvan Ümit Aktaşhareketi, ardından İran İslâm Devrimi, sonrasında ise Arap Baharı olarak isimlendirilen yeni dünya düzeninin oluşmasıyla doruk noktasına çıktığını ifade etti. Bu noktada artık Müslümanların yeni bir paradigma ortaya koymalarının zamanının geldiğini belirten Ümit Aktaş, günümüz Müslümanlarının bundan sonrası için karşıtlık temelinden kurtulmaları gerektiğini, bunun daha sağlıklı bir İslâm düşüncesi oluşturma yolunda bir zaruret hâlini aldığını söyledi.

Özellikle halkı Müslüman olan ülkelerin Avrupa kompleksi karşısında bu ezilmişlik duygusunu silahlanma yarışı ile silmek istediklerini ifade eden Ümit Aktaş, sözde Arap Baharı neticesinde demokrasi ile buluşan ülkelerin yine de özgürleşemediklerini, gerçek özgürlüğün gerçekleşebilmesi için ancak zihinlerin özgür olması gerektiğinin önemine değindi. Bu noktanın üzerinde duran Aktaş’ın, ‘günümüzde en çok sorulan sorulardan birinin, Avrupa karşısında neden dünya Müslümanlarının kültür, sanat, edebiyat, teknoloji, ilim sahalarında yeni isimler çıkaramadığı vurgusu’ olduğunu belirttikten sonra, bunun çözümünün bir kölelik dili olarak İngilizcenin boyunduruğundan kurtulmakla mümkün olacağını vurgulaması dikkat çekiciydi.

Müslümanın mutlaka zihin özgürlüğünü elde etmesi gerektiğini üzerine basa basa ifade eden Ümit Aktaş, bu noktada okumanın insanı özgürleştirip okuyan kişiye cesaret aşılayacağını, Türkiye’de her dönem bireylerin baskı altında tutulduğunu, bu yanlış anlayıştan kurtulmanın yolunun eleştirel düşünce biçimini geliştirmekten geçtiğini söyledi. ‘Çünkü eleştirel düşünce; geleceğe umutla bakmayı ama geçmişe de aynı dikkatle eğilmeyi gerektirmektedir’ dedi. Bir istikamet üzerinde bulunmak için yöntembilimin öğrenilmesi gerektiğini belirten Aktaş, Müslümanın ihtiyacının bir metod olarak yöntembilim olduğunu söyledi.

 

Arif Akçalı haber verdi

Güncelleme Tarihi: 12 Ağustos 2012, 04:26
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13