Özellikle sinema alanında büyük atılım yapılmalı

Mustafa Yazgan, geçtiğimiz günlerde 'Büyük Doğu Işığında Pozitif Maneviyat Etüdleri’ üst başlıklı seminer dizisinin Şubat oturumunda konuştu. Şakir kUrtulmuş etkinlikten notlarını aktarıyor.

Özellikle sinema alanında büyük atılım yapılmalı

Mustafa Yazgan örnek dava adamlarından.... Üstad Necip Fazıl’ın yanında yetişmiş bir isim. Üstad konferanslarına başlamadan takdim konuşması yapılmasını isterdi. Onu kürsüye davet etmek için açış konuşması yapan çoğu genç arkadaşlar bazen konuşmayı uzattıklarında Üstad hemen müdahale ederek, ‘sen mi konuşacaksın yoksa ben mi’ diyerek mikrofonu alarak konuşmasına başlardı. Çok uzatanlara bir daha takdim konuşması yaptırmazdı.

Mustafa Yazgan da bir gün konferans için salona geldiğinde, takdim konuşmasını yapması için Üstad tarafından görevlendirilir. Gençliğin verdiği coşku ile salondaki kalabalığı da gören Yazgan heyecanla konuşmayı uzatır. Bir süre sonra konuşmayı uzattığını fark eder ve Üstad’ın kendisine de kızabileceği endişesi ile derhal takdimi yapar ve Üstad’ı sahnede konuşma yapacağı kürsüye davet eder. Üstad sahneye gelince Mustafa Yazgan’ı tebrik eder ve “konuşmanı çok beğendim, bundan böyle konferanslarımda benimle birlikte gel ve takdim konuşmasını sen yap” der. Yazgan, Üstad’ın bu davetini emir telakki eder ve o tarihten sonra Üstad’ın vefatına kadar onunla birlikte Anadolu’yu karış karış gezerek konferanslara birlikte giderler. Mustafa Yazgan için bu büyük bir fırsata dönüşür ve Üstad Necip Fazıl’ın yanında kendisini yetiştirme şansına sahip olur. Hitabet sanatını ondan öğrenir. Mikrofonla tanışıklığı 60 yıl öncesine dayanır. Bu kadar uzun bir süre gerek Üstad’la birlikte gerek daha sonra kendisi bir çok yerde yüzlerce konferans vermiştir.

Tarih şuurunda daha aktif olmalıydık

9 Şubat Salı günü Ali Emiri Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Büyük Doğu Işığında Pozitif Maneviyat Etüdleri’ üst başlıklı seminer dizisinin Şubat oturumuna geçmişe dönük çalışmaları ile ilgili bir değerlendirme yaparak başlayan Mustafa Yazgan, “geldik gidiyoruz, şu kısacık hayatımızda çok ciddi şeyler yaptığımızı söyleyemeyiz” diyerek şöyle konuştu: “Ortamın karışık olduğu dönemlerde, bize de böyle bir görev verilmişti. Vatanın pek çok köşesinde konferanslar verdik, şimdi olduğu gibi sizlerle buluşup konuşuyor olmamız çok güzel. 60 yıllık konuşma hayatımız, güzel seyahat ve konferanslarla süslendi. Bu uzun yolculuğun getirisine baktığımızda genç bir neslin adım adım geldiğini görmek bizi sevindiriyor. Bu yeni gençlik geleceğin milli kahramanları olarak yetişiyorlar hamdolsun.”

Mustafa Yazgan’a göre tarih şuurunda daha aktif olmalıydık. Eğer daha aktif olsaydık, Topkapı Sarayı’ndan Haliç’e, Yenikapı’dan Edirnekapı’ya, oradan Yedikule surlarına kadar olan bölgede tarihimizi yansıtan, bir devri anlatan bir müze yapma imkanımız olurdu. Böyle bir müze oluşturulsa, geleceğe bırakabileceğimiz çok güzel bir miras bırakabilecektik.

Türkiye’yi Çanakkale’de yenemeyen, işgal edemeyenlerin çok farklı yollarla işgal etmeye çalıştıklarını kaydeden Yazgan, “dolu dolu sanatla, edebiyatla içimize girmeye çalıştılar fakat rabbimiz inşallah buna müsaade etmeyecek” dedi. Bu manada üzerimizde büyük sorumluluklar olduğunu ifade eden Mustafa Yazgan, yeniden dirilişi yaşadığımızı, dizlerimizin üzerinde ayağa kalkışı yaşama noktasında olduğumuzu söyledi.

Yazgan’a göre, tarihe karşı vazifemizi ifa etmeye çalışırken, küllerin içinden yeni bir doğuş, yeni bir dirilişin ortaya çıktığını söylemek mümkündü. Yıllarca aydınlarımızın karanlığı yok etmeye çalışmak yerine, karanlığı zifiri karanlığa dönüştürdüklerini belirten Yazgan, iradesi zayıf, bilgisiz, gerçek aydın olmayan kişiler tarafından karanlığa sokulma döneminde bu aydın zümresinin ortaya çıktığını ifade ederek şunları söyledi: “Aydın kendisi batılılaşmayı kabul ettiği için milletin üzerinde tahakküm hakkı var zannediyor. Milletle bağları kopmuş bu sahte aydınlarımızın. O yüzden millete verecekleri de bir şey yok zaten. Ruha değer veren insanlar olarak bir araya gelip çok çalışmalıyız. Kardeşlerimizin karşısında toprak olalım, ayaklar altına alalım nefsimizi. Toprağa dönmek yücelik verir.”

Özellikle sinema alanında büyük bir atılım yapılmalı

Mustafa Yazgan, yapamadığımız şeyleri söylerken, neleri nasıl yapabileceğimiz konusunda da ayrıntılı biçimde durdu. Etrafta görülen olumsuzlukların bizi yıldırmaması gerektiğini söyledi. Buradaki konferanslar ilk başladığında salonda bir iki kişi olmasına rağmen umutsuzluğa kapılıp konuşmaktan vazgeçmemiş. Bir kişi bile olsa kendisini dinlemeye gelen, yine 1,5 saatlik konuşmasını o bir kişiye bile yapacağını söyledi.

Sanat, edebiyat ve kültürel faaliyetlerin önemine dikkat çeken Yazgan, sinema, tiyatro gibi alanlarda çok daha iyi noktalarda olmamız gerektiğini vurguladı. Son zamanlarda gerçekleşen kimi TV dizilerinin izleyicilere çok önemli etkiler yaptığına şahit olduğunu anlattı. Gelişen teknikle birlikte ortaya konan eserlerin de önemli ölçüde değiştiğini kaydeden Yazgan, özellikle sinema alanında büyük bir atılım yapılması gerektiği üzerinde durdu.

Bütün bu gayretlerin, karanlığı yenip, yeni bir ışık yakmaya yönelik olduğunu söyleyen Mustafa Yazgan, asla ümitsiz olmadığımızı kaydederek, olumlu gelişmelerin artması gerektiğini de şöyle vurguladı: “Işık yanmaya başladı. Biz bu ışığı nasıl büyütebiliriz, onun çalışmasını yapmalıyız.”

 

Şakir Kurtulmuş notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2016, 16:51
YORUM EKLE

banner19