banner17

Öyküde ritmi kaçırmayan yazar!

Mürekkebi Kurumadan programlarının sonuncusunda 21 Aralık Salı günü öykünün ve romanın güçlü ismi Güray Süngü konuk oldu..

Öyküde ritmi kaçırmayan yazar!

Sultanahmet’te, Yazarlar Birliği’nde gerçekleştirilen programa aralarında değerli yazarların da bulunduğu birçok edebiyatsever katıldı.

Güray Süngünün kaleminden çıkan üç romanın ardından yayımlanan ilk öykü kitabı “Deli Gömleği”nin ve yazarın öykücülük serüveninin konuşulduğu program bir buçuk saat kadar sürdü. 35 yaşında 3 romanın yazarı Güray Süngü konuşmasının başında şuan üzerinde çalıştığı ve yayımlanmaya hazır bulunan bir romanın da olduğunu dinleyicilere aktardı. Yazar, henüz son karar alınmamakla birlikte yayımlanması planlanan bu romanın isminin “İçimdeki Çorak Ülke” olacağını da ifade etti.Deli Gömleği, Güray Süngü

Ödül almanın tehlikeleri

Güray Süngü’nün öykülerinin eksiği gediği yok hissi verir bir nitelikte olduğuna değinen Asım Gültekin, “Düş Kesiği” romanıyla Oğuz Atay Roman Ödülü’nü alan Süngü’yü tebrik edip ödül hakkındaki düşüncelerini sordu. Daha önceki röportajlarında da belirttiği gibi ödülün çok da önemli olmadığını tekrar vurgulayan Güray Süngü sözlerine şöyle devam etti:

“Ödül almak çok da önemli değil diyorum ama böyle bir ödül ile fark edilir olduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Öykü yazmak daha doğrusu genel anlamıyla yazma eylemi insanın kendi içerisinde olur. İnsanın kendisinde başlayıp kendisinde biten içe dönük bir eylemdir. Ödül alana dek etrafımda edebiyat ile ilgilenen çok fazla insan yoktu ve ben bu âlemde yalnızdım sanırım. Bu sebeple yazdıklarım hakkında değerlendirmeler alamıyordum o güne kadar. Ödül almak bu açıdan benim hayatımı değiştirdi. Hayatımda ilk defa kendimi önemli biri hissettirdi ve çok fazla ilgi görmemi sağladı. İşte ödül almanın da tehlikeli kısmı o andan sonra insanın birdenbire kendisini önemli biri olarak zannediyor olmasıdır. Ben tebrikleri kabul edip; yazdıklarımın ötesine geçmeye çalıştım.”

İnsan, önemsiz mi ki...

Daha sonra Gültekin, öykülerinde hayatın içerisinde görmeye pek de alışkın olmadığımız insanları kahraman olarak anlatan Güray Süngü’ye şu soruyu yöneltti: “Hayatın içinde önemsiz diye atfedilebilen insan figürünün sizin öykülerinizde çok önemli bir yerde oluşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” Güray Süngü öykülerinde ortaya koyduğu karakterler üzerine yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Öykülerimdeki karakterler diğer insanların gözüyle hayatın içinde pek de dikkat çekmeyen ve görünmeyen tipler. Fakat ben asla öyle düşünmüyorum. O kahramanlar benim için son derece önemli oldukları için öykülerimde varlar. Bir karakter yazarın zihninde önem arz ettiği için öyküde kahraman olur. Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki; önemsizlik ve sıradanlık, yazarın öyküde kurduğu evrenin bir sonucudur. Öyküde bir karakterin önemini, diğer insanların yaşam biçimleri şekillendirir. “

Güray Süngü ve Asım Gültekin

Güray Süngü’nün ilk öyküsünün 1998 yılında Hece Dergisi’nde çıktığını ifade eden Gültekin, 1998’den önce öykü veya edebiyatın başka bir türünde yazılar kaleme alıp almadığını sordu. Güray Süngü şöyle cevap verdi: “22 yaşındayken ilk kez öyküm Hece Dergisi’nde yayımlandı. Onun öncesinde ben 18 yaşında öykü yazmaya başlamıştım. O yıllarda yazdığım öykülerin bir öykü biçimi içerisine koyulması mümkün değildir. İlk başladığınızda çok fazla bir türe dâhil ürünler üretemiyorsunuz.” Dergilere öykü göndermeye nasıl başladığını da anlatan Güray Süngü, üniversite yıllarında tanıştığı bir ismin belki de hayatını değiştirdiğini açıklayan konuşmasına şöyle devam etti: 

Güray Süngü yazarlığa nasıl başlamış?

“Üniversiteyi okuduğum Bursa’da öykü yazmaya başladım. Takip ettiğim bazı edebiyat dergileri vardı ve bunlardan biri de Hece Dergisi’ydi. O yıllarda Hece’de şair olan Mustafa Muharrem ile tanıştım. Ona “hocam” dedim ve o yıldan beri böyle hitap ederim. Kendisi bana bazı tavsiyelerde bulundu ve hatta benim öykülerimi okuduktan sonra bana iyi bir romancı olabileceğimi söyledi. Bana yaklaşık 100 tane kitabı tavsiye etti ve okumamı istedi. Bir yıl içerisinde hem bu kitaplar üzerinde hem de genel anlamda edebiyat dünyası üzerinde konuşmalar, görüşmeler yaptık. Bu sayede öykülerim gittikçe gelişti ve daha sonra Mustafa Muharrem bir öykümü Hece’ye yani İbrahim Çelik’e yolladı. İbrahim Bey bu öyküme cevap olarak Mustafa Muharrem hocama şu sözleri söylemiş: “Bu çocuğu bana mutlaka gönder.” İşte o yıl itibariyle benim öykülerim Hece’de daima yayımlanır olmaya başladı. Her yıl 4-5 öykümü gönderirdim ve bir yıl içerisinde bunlar kesin yayımlanırlardı.” Öykülerini yayınlatmak konusunu pek fazla önemsemediğinden ötürü diğer dergilere öykü göndermediğini ifade eden Güray Süngü, önemsediği dergilerin dışına çıkmadığını söyledi.

Ben öyküleri

Yazarın en son yayımlanan ve ilk öykü kitabı olan ‘Deli Gömleği’ni eline alan Asım Gültekin “Öykülerinizin genellikle ‘ben’ ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Deli Gömleği’nde yer alan Tutku isimli öykü hariç diğerleri ben öyküleri. Genelde yalnız, kolay kolay evden çıkmayan adamların etrafında dönen  ‘ben’ merkezli öyküleri okuyoruz bu kitapta. Ayrıca eserinizi okurken yazmayı hakikaten önemsediğinizi üslubunuzdaki titizlikten anlıyoruz. Cümleye titizlenmek diye söylenegelen şey, sizin öykülerinizde apaçık görülüyor. Böyle bir kaygıya sahip olmanızdan ötürü; saygı duyulması gereken bir özelliğinizi de ayrıca belirtmek gerekir.” Süngü ise şunları söyledi: “Özellikle ‘ben’ öyküsü bilinç akışı içerisinde insanın aklına düştüğü kadarıyla yazdığı metinlerdir. Öyküde çizilen bu karakterin, öykünün kurgusunu bozmadan aklına geleni söyleyebilmesi sağlanır. Fakat şunu vurgulamak gerekirse, aklına geleni söyleyebilen yazar değil öykünün kurgusu içerisindeki kahramandır.”

Söyleşinin bir bölümünde öykülerinde ortaya koyduğu kahraman tiplerine ve öykülerinin konularına değinen Güray Süngü, hayatın içinde pek de aşina olmadığımız ve yalnızları konu edinen öyküler yazmasının nedenlerini şöyle anlattı: “İçinde derdi olan adamın kendi penceresinden bakıp bir şeyler yazmasına post-modern deniliyor günümüzde. Oturup ben de post-modern yazayım demedim hayatımda. Benim yazdıklarım benim içimdeki bir acıdan doğan şeylerdi çoğunlukla. Çok şükür tuzumuz kuru değildi. O yüzden farklı gördük belki de. Mesela; Oğuz Atay, insanların Pembe Panter’e gülmesine çok içlenir. Sakar bir karaktere insanların komedi unsuru olarak yaklaşması onu hüzünlendirir. İşte insanların olaylardan çıkardığı manalar asla bir değildir.”

Olayları farklı açıdan görmek

Güray Süngü duygusal bir ruh haliyle ve samimi bir dille yaptığı konuşmasında daha önce çalıştığı bir şirkette yaşadığı bir anıyı dinleyicilerle paylaştı. Güray Süngü: “Şirketteki müdürümüz sabah şirkete gelirken yolda bir kazaya rastlamış. Oldukça değerli lüks bir arabaya arkadan çarpan bir başka araba var olayda. Lüks arabanın sahibi, polis çağırmaya gerek olmadığını dile getirerek yoluna devam etmiş ve trafikte açılmış. Daha sonra şirkete gelen Müdür, bu olayı anlatır ve şöyle bir çıkarım yapar. Lüks arabadaki adam sabah işine bir saat bile geç kalmaması gerektiğini bildiği için uğraşmak istememiş ve hemen çekip gitmiş olay yerinden. Halbuki benim zihnimde bu tür bir manadan eser bile olmadı. Lüks arabanın sahibi utanmış olabilir. Trafiği kapatıp, saatlerce orada insanlara eziyet çektirip kendisi de bu rezaleti yaşamak istemedi. Değmezdi çünkü bütün bunlara. Ama müdürümüz olay kâr-zarar hesabına döndürüp anlatmıştı o gün bize. Buradan da görebildiğimiz gibi insanların fikir dünyaları, manevi hassasiyetleri söylediklerini ve yazdıklarını etkiler.”

Son kitabı Deli Gömleği’nde yer alan Dokunabildiğim isimli öyküde aşkı da coşkulu bir anlatımla aktarıyor gibi görünen Süngü aslında “Bu öyküde aşkı karikatürize etmeye çalıştım." diyor. Öyküde karakterin duyguları yoğun bir biçimde hatta abartılı bir üslupla anlatılıyor. "Mesela öyküdeki kahraman, annesinin ona aldığı saate neredeyse taparcasına sevgi gösteriyor; insanın bir nesneye ve bir başka insana olan bağlılığını abartarak anlatan ve imgeleyen bir öyküydü. O öyküde insanın eşya aşkını çok duygulu bir aşk hikâyesi gibi abartarak yazdığımı söyleyebilirim.”

Mürekkebi Kurumadan’lar devam edecek

Programda Güray Süngü öykücülüğü üzerine Cemal Şakar, Mihriban Karatepe, Selvigül Kandoğmuş Şahin, Işık Yanar, Yumuşak Ğ Dergisi’ni çıkaran Aykut Ertuğrul ve M. Sait Çakar değerlendirmelerde bulundular.

Mürekkebi Kurumadan’ın gelecek program 11 Ocak'ta, Nermin Tenekeci ile Yoksa isimli öykü kitabı üzerine olacak.

Velhasıl, 35 yaşında üç roman ve bir tane de öykü kitabıyla dergilerde kırkı aşkın öyküsü yayımlanan kıymetli, titiz bir yazar olan Güray Süngü ile müstesna bir söyleşiye tanık olduk.

 

 

Samet Akten haber verdi

Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2010, 01:43
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20