ÖSYM yalnız üniversiteye girişte akla geliyor

ÖSYM başkanı Prof. Dr. Ali Demir, başında bulunduğu kurumu, kurumun misyon ve vizyonunu anlattı. Anlattıklarının hepsi önemliydi ama benim aklımda kalan en çarpıcı tespiti, ülkemizde bir 'sınav kültürü' olmayışına dair söyledikleriydi. Ahmet Serin yazdı.

ÖSYM yalnız üniversiteye girişte akla geliyor

 

 

Olayları ve kurumları, o olayları yaşayan, o kurumları iyi tanıyan kişilerin ağzından dinlemek, eskilerin dediği gibi “künhüne vakıf” olmayı beraberinde getirdiği için bir başka oluyor. Hemen önünüzde duruveren ama ne kadar önemli olduğunu o ana kadar fark edemediğiniz birçok şey, bir ipucu elde etmenizle ya da birisinin sizin zihninizi açacak bir şey söylemesiyle birlikte birdenbire içerik değiştirip çok farklı anlamlara bürünüveriyor. Şimdi fark ediyorum ki ÖSYM de o kategorideki kurumların en önemlilerinden biri. Bu önem, bu kurumun yaptıklarının milyonların hayatını doğrudan doğruya ilgilendirmesinden kaynaklanıyor: KPSS gibi bir işe girmek, YGS gibi bir üniversiteye girmek, ALES gibi akademik hayatın eşiğini aşmak…

Bu sene YGS’ye iki milyon küsur kişi girecekmiş. Bu, iki milyon küsur aile demek. Yani yaklaşık yedi-sekiz milyon insan bir şekilde bu olaya dâhil oluyor. Bir düşünün ki, bu kurumun yaptığı bir sınavda ciddi bir güven kaybı olsa bu, kitlelerin hareketlenmesine bile yol açabilir. O kadar önemli bir kurum işte ÖSYM.

Prof. Dr. Ali Demir, Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin konuğuydu 24 Ocak Cuma gecesi. Dinleyenlere, başında bulunduğu kurumu, kurumun misyon ve vizyonunu anlattı. Anlattıklarının hepsi önemliydi ama benim aklımda kalan en çarpıcı tespiti, ülkemizde bir “sınav kültürü” olmayışına dair söyledikleriydi. Bu kültür, insanımızın birikim ve yeteneklerine uygun bir gelecek inşasını engellediği için önemliydi. Ali Demir, sınav kültürüne sahip ülkelerde, kişileri sağlıklı bir şekilde yönlendirmek amacıyla bir değil birden fazla sınav yapıldığını ve böylelikle de insanların ilgi ve yeteneklerine uygun üniversitelere yerleştirildiklerini söyleyerek bu kültürün önemine dikkat çekti.

Bunların dışında Prof. Dr. Ali Demir, ÖSYM ile ilgili şunları anlattı:

ÖSYM, çok büyük organizasyonlar yapıyor

Prof. Dr. Ali Demir, ÖSYM’nin geçmişiyle ilgili bazı bilgileri vererek başladı konuşmasına: “ÖSYM, sadece üniversiteye girişte akla geliyor ama ÖSYM’nin işleri sadece bununla sınırlı değil. ÖSYM, birçok kurumla ilgili birçok sınav yapmaktadır. Bu anlamda ÖSYM’nin organizasyonu çok büyük, çok kapsamlı bir organizasyondur. Üstelik de bunu artık yüzde yüz güvenilir bir şekilde yapmaktadır. Biz kurumun başına 2010 yılındaki KPSS skandalından sonra geldik. Bu skandal dolayısıyla ÖSYM ciddi olarak güven kaybetmişti. Kuruma geldiğimizde, Kurumun yapısının hantal, teknolojisinin eski, karar verme süreçlerinin sağlıksız olduğunu gördük. Bunu anlamanız için size sadece birkaç örnek vermekle yetineceğim. Biz kuruma geldiğimizde, kurumda bir soru havuzu yoktu. Soru hazırlama aşamasında, soruların hazırlandığı bilgisayarların internet bağlantısı kesilmiyordu. Türkiye’ye yakışmayacak kadar eski bir teknoloji kullanılıyordu ve bu teknolojinin bakımı için inanılmaz meblağlarda para ödeniyordu. Düşünün ki biz, sadece on üç-on dört aylık bakım parasına, tüm teknolojiyi modern şekilde yeniden kurduk, kendi yazılımlarımızı yazacak bir birim oluşturduk. Bunları yaparken birçok dirençle, birçok linç kampanyasıyla karşılaştık ama yılmadık ve gördüğünüz gibi, kurumu şu anki gibi seri, aktif ve güvenilir haline getirdik.”

Tek ölçümüz hak ve adalet

Prof. Dr. Ali Demir, Türkiye’nin kazanmasının her şeyden önemli olduğunun farkında olan bir yönetici ve bilim adamı. Bunun yolunun da hak ve adaletten geçtiğinin bilincinde. O yüzden tüm çalışmalarının temelini hak ve adaleti tesis etmek olarak belirlemiş. Kuruma yönetici olarak geldikten sonra da mesaisinin önemli bir kısmını hak ve adaleti tesis etmeye ayırmış. Bu süreci şöyle anlattı Prof. Dr. Ali Demir: “Kendimize misyon olarak hak ve adaleti benimsedik. Bunu bilimsel yöntemlerle ve şeffaflaşarak yapma yöntemini tercih edip bu yönde çalışmalara başladık. Bu, insan olmanın gereği olduğu kadar, bizim inancımızın bize emridir de. Bunun için önce yüzde yüz güveni sağlayacak çalışmaları yaptık. Sınava hazırlık aşamalarında, ilgili kişilerin tüm dünya ile bağını kestik. O kadar ki, bu aşamada (sorular-kitap basımı vb. aşamalarında) bu işle uğraşanların çöpleri bile dışarıya çıkarılmadı. Tam bir güvenli alan oluşturduk. İşin içinde insan unsuru olduğu ve insanlar da her zaman hata yapabileceği için sadece bununla yetinmedik ve her adaya ait tek bir kitapçık basma noktasına kadar güvenliği artırdık. Bunların yapılabilmesi için yönetim anlayışının değişmesi, kurumsallaşmanın sağlanması ve yeni teknolojilerin kullanılması gerekiyordu. Tüm bunları çok kısa zamanda ve nerdeyse iç içe geçmiş bir şekilde gerçekleştirdik. Bu çalışmaların sonucunda güvenilir ve adil bir sınav sistemi oluşturabildik. Şu anda ÖSYM, birçok sınav organizasyonunu sıfır hata ile gerçekleştiriyor.”

MEB ile diyalog yoktu

Prof. Dr. Ali Demir, yaptıkları sınavın MEB’in okullarından mezun öğrencilere yapıldığını belirterek bu konuda da şaşırtıcı bilgiler verdi: “Biz göreve başlamazdan önce sınav soruları belli üniversitelerde belli kişilere yazdırılıyordu. Soruların yazılması aşamasında da, hiçbir şekilde MEB ile fikir alışverişinde bulunulmadığını gördük. Bunlar, aşılması gereken önemli sorunlardı. Bu sorunları kısa zamanda, sağlıklı bir şekilde aştık. Üniversitelerde, güvenli alanlarda soru yazma çalıştayları düzenledik. Bununla da yetinmeyip soru havuzu oluşturduk. Bu sorular, kriptolu bir şekilde havuzumuzda duruyor. Sınavlarda müfredata uygun soru sorulmuyordu, bunu da MEB ile temas kurarak aştık. Şu anda sorularımız müfredat ile uyumlu. Bu da öğrencilerin okullarını daha çok önemsemesine sebep oluyor. Öte yandan bizler de güvenli bir sınav yapmanın huzuru içindeyiz.”

Prof. Dr. Ali Demir, daha yapılacak çok iş olduğunu ama bunların Türkiye’nin hem demokratik olgunluğa, hem de sınav kültürüne sahip olmasıyla ilgili şeyler olduğu için beklemek gerektiğini söyleyerek sözlerini noktaladı. Sohbetin sonunda Prof. Dr. Ali Demir’e Vakfın plaketi takdim edildi.

 

Ahmet Serin bildirdi.

Güncelleme Tarihi: 01 Şubat 2014, 09:40
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13