Osmanlı Padişahları İçindeki İlk Bestekâr II. Bayezid mi?

Geçtiğimiz günlerde, Bursa'da ''II. Bayezid ve Dönemi''ni konu alan bir sempozyum düzenlendi. II. Bayezid döneminin hemen hemen tüm yönleriyle incelendiği sempozyumda Bedri Mermutlu da 'Osmanlı Musikisinin Ergenlik Dönemi – II. Bâyezid Yılları' başlıklı bir tebliğ sundu. Ahmet Serin bu sunumdan notlarını paylaşıyor.

Osmanlı Padişahları İçindeki İlk Bestekâr II. Bayezid mi?

Hem tarihi kimliğini koruyan hem de geleneğin yaşamaya devam ettiği ender şehirlerden olan ve aynı zamanda Osmanlının kurucu şehri olan Bursa, her ne kadar kıymetini bilmeyenler tarafından hırpalansa da, tarihin ve coğrafyanın kendine biçtiği o güzel kader ile küllerini silkip yerinden doğruluyor ve hem kendini hem de tarihin kendisine verdiği kurucu şehir olma kutlu görevini hatırlatıyor herkese zaman zaman.

Ne Bursa kaderinden kaçabiliyor ne de biz.

7-8 Nisan tarihlerinde, Osman Gazi’yi Anma Etkinlikleri çerçevesinde Bursa yine böyle güzel bir çalışmaya şahitlik etti. Bursa’nın önemli kültür merkezlerinden biri olan Ördekli Kültür Merkezi’nde “II. Bayezid ve Dönemi”ni konu alan bir sempozyum düzenlendi. II. Bayezid döneminin hemen hemen tüm yönleriyle incelendiği sempozyumda önemli tebliğler sunuldu. Sıcağı sıcağına kitaplaşan bu tebliğler, tarihe tanıklık eden bir arşiv oluşturuyor aynı zamanda.

Medeniyet iddiası sanatsız olmaz

Bu sempozyumda sunulan tebliğler, medeniyet iddiamızı bir kez daha hatırlattı bize. Bilindiği gibi, medeniyet iddiasının önemli sütunlarından biri de, ince bir sanat anlayışına sahip olmaktır. Sosyolog olmasının yanında müzikolog sıfatını da taşıyan İstanbul Ticaret Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Bedri Mermutlu, II. Bayezid dönemi sanatını müzik üzerinden okuyan bir tebliğ sundu. 

II. Bayezid döneminde müzik

Osmanlı Musikisinin Ergenlik Dönemi – II. Bâyezid Yılları” başlığını taşıyan tebliğinde Mermutlu, Osmanlıda müzik çalışmalarına ve dönemin musikişinaslarına kısaca değindikten sonra dönemin bir fotoğrafını çekti: “15. yüzyılın ikinci yarısı, bir yandan da Timur medeniyetinin musiki cephesindeki en parlak dönemin Herat Okulu çevresinde yaşandığı yıllardır. II. Bayezid’in barışçı ve medeniyetçi siyaseti buralarla ilişkiyi ilerleterek gerek şiir ve edebiyat gerek musiki ve diğer sanatlar alanında olsun Fatih döneminde başlayan açılımı başarıyla devam ettirmiştir. Bugün bile elimizde bulunan 15. yüzyıla ait besteler çoğunlukla Herat Okulu çevresindeki bestekârlara ait eserlerdir.” 

Mermutlu’nun tebliğinde en önemli bölümlerden biri, “Sultan II. Bayezid’in bestekârlığı” ara başlığıyla anlatılan bölümdü. Bu bölüm, Osmanlı geleneğinin güzel sanatlara ne gözle baktığını anlatması bakımından ayrıca önemli. Sultan II. Bayezid’in bestekârlığına dair şu önemli tespitlerde bulundu Mermutlu: “15. yüzyılda bestelenen eserlerden elimize ulaşanlar birkaç bestekârın birkaç eserinden öteye geçmez: Aydınlı Halvetî şeyhi Ömer Ruşenî, Ali Şir Nevai, Sultan Hüseyin Baykara, Gulam Şâdî. Bunlara ilave edilen bir isim de Sultan II. Bayezid’dir. (Öztuna, 1978: 237) Bu bilgi doğru ise, Sultan Bayezid’e Osmanlı padişahları içindeki ilk bestekâr sıfatını vermek gerekecektir.”

Osmanlı sultanları içinde Fatih’ten sonra en bilgin padişah olarak kabul edilen II. Bayezid aynı zamanda şair, hattat ve bestekâr olarak bilinmektedir. Musikiyle yakından ilgili olduğuna şüphe olmamakla birlikte bestekârlığı ya da ona atfedilen bestelerin kendisine ait olduğu fikri ciddi anlamda tahkike muhtaçtır.”

Hangi Bayezid?

Mermutlu tebliğinde, kayıtlarda adı geçen bir Bayezid daha olduğunu söyleyerek iki Bayezid’in farklı kişiler olduğunu da “15. yüzyıl bestekârlarından Üstad Bayezid’in ne de Ali Ufkî ve Kantemiroğlu’nda adı geçen Bayezid’in Sultan II. Bayezid’le bir ilgisi olmadığı anlaşılmaktadır.” sözleriyle not düştü tarihe.

II. Bayezid döneminde musiki

Bu dönemde sarayda musiki ilgisinin hiç eksik olmadığına dikkat çeken ve II. Bayezid’in oğulları olan Şehzade Ahmed ile Şehzade Korkud’un müzik alanındaki üstünlüğünün tarihe not düşülerek kesinleştiğini belirten Mermutlu, şehzadelerin müzik adamlığı yönünü ise şu sözlerle anlattı: “II. Bayezid’in oğulları arasında bilhassa Şehzade Ahmed ile Şehzade Korkud’un (1467-1513) musiki ile ilgilerinin son derece ileri düzeyde olduğu bilinmektedir. Bu konuda adeta birbirleriyle yarışan iki şehzadeden Ahmed’in bu ilgisini bestekârlık derecesine çıkarıp çıkarmadığı hakkında bir bilgiye sahip olunmasa da Sultan Korkud’un bestekârlığı ve sazendeliği hakkında elimizde yeterli bilgi mevcuttur. Doğruluğu şüpheli olmakla birlikte Sultan Korkud’un ‘Gıdâ-yı Rûh’ adlı bir saz icad ettiğine dair yaygın bir rivayet de vardır.”

Akıl hastalarının tedavisinde müzikten yararlanıldı mı?

Ortaçağ’ın Avrupa’nın vahşet yılları olduğunu, İslam’dan beslenen Müslümanların ve elbette Osmanlının Avrupalılarda olduğu gibi bir Ortaçağ yaşamadığını bilmeyen yoktur artık. Bedri Mermutlu’nun anlatımıyla işte akıl hastalarının cadı addedilerek yakıldığı Avrupa Ortaçağında Osmanlının akıl hastalarına bakışı: “II. Bayezid’in Edirne’de tesis ettiği darüşşifada yarım kubbe ile örtülmüş, üstü açık ve büyük bir kemerle salona cephe almış kısmın musikişinaslara ayrıldığı bilinmektedir. Aynı yapı planı II. Mehmed’in İstanbul’da yaptırdığı külliyenin bimarhanesinde de mevcuttu. Evliya Çelebi, ‘divânelerin tedavisi için’ buraya mutriban tayin edildiğini bildirmektedir. Akıl hastalarının tedavisinde kullanılma aşamasına gelen bir musiki inceliği ve ilgisinin gayet köklü bir temele ve kullanım ustalığına dayanması gerektiğine kuşku yoktur. O yüzyılların musiki nazariyat kitaplarında musiki makamlarının insan psikolojisi ve temayülleriyle ilgisi üzerine başlıklar ayrıldığı bir gerçektir. II. Bayezid zamanına kadar musikide teorik zemin çok ince ayrıntılara kadar işlenmiş, hatta bir anlamda tekrara dönüşmeye başlamışken, pratik boyutta alınan mesafenin de yetersiz olmadığı görülüyor.”

“Müziğin dindeki yeri” konulu tartışmalar

Geçmişten günümüze dinin müziğe bakışı hep tartışılmıştır. Bu tartışma Osmanlının en parlak dönemlerinde de yapılmıştır. Mermutlu, bu tartışmalara dair şu notu düştü tebliğinde: “II. Bayezid zamanından başlamak üzere 16. ve 17. yüzyıllar artık musikide nazariyat eserlerinin yerini, genel olarak musikinin, özel olarak da dinî musikinin cevazının tartışıldığı eserler almaya başlayacaktır. Bu eserleri kaleme alanlar ise artık doğal olarak musiki adamları değil, fıkıh uzmanları ve mutasavvıflar olacaktır. Fıkıhçılar daha çok musikinin aleyhinde yazılar yazarken mutasavvıflar musikinin yanında yer almaya devam etmişlerdir.”

Osmanlı Sarayı örnek miydi?

Osmanlı sultanlarının, dönemlerinde yaşanan hiçbir gelişmeye kayıtsız kalmadıkları, bilim ve askeriye yanında kültür sanat faaliyetleri konusuyla da her zaman yakından ilgili oldukları bilinen bir gerçektir. Mermutlu, bu dönemde de musikinin dinen caiz olup olmadığı tartışmaları sürdüğünü ama bununla birlikte Saray’ın kültür sanat faaliyetlerine açık bir destek verdiğini belirterek konuyla ilgili sözlerine son verdi.

 

Ahmet Serin

 

Yayın Tarihi: 13 Nisan 2017 Perşembe 14:59 Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2017, 12:09
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26