Örgütlü ve hakkını savunan kişiler olmalıyız

İsmail Kılıçarslan, konuk olduğu İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde dünya gündemi ve bu dünya gündemi içerisinde Türkiye’nin rolü, konumu üzerinde durdu. Seher Cömertoğlu notlarını aktarıyor..

Örgütlü ve hakkını savunan kişiler olmalıyız

Şair ve Yeni Şafak gazetesinin yazarlarından İsmail Kılıçarslan, geçtiğimiz günlerde İstanbul Ticaret Üniversitesi'ne konuk oldu. Kendini ‘Müslümanlığı bir kimlik haline getirmiş ya da getirmeye çalışan bir adam’ olarak tanımlayan Kılıçarslan, gerçekleştirdiği konferansta dünya gündemi ve bu dünya gündemi içerisinde Türkiye’nin rolü, konumu üzerinde durdu.

Geçtiğimiz haftalarda yaptığı kısa bir yurtdışı gezisinden örnekler vererek içinde bulunduğumuz durumu en iyi şekilde anlatan Kılıçarsan, en ilginç deneyimini Auschwitz toplama kampında yaşadığını dile getirdi: “Kapısında 'çalışmak özgürleştirir' yazan toplama kampında 1,8 milyon insan öldürülmüş. Bunun 1.6 milyonu Yahudi, geri kalanının farklı milletlerden oluştuğu söyleniyor. 2.500 km öteden yani Selanik’ten öldürmek üzere Auschwitz’e trenlerle insan getirmişler. Tabi Avrupa bunu her zaman olduğu gibi bir estetik mesele haline çevirdi. 'Bakın, burada Yahudiler öldürüldü ve bunda da bizim hiç suçumuz yoktu' diyorlar. Yahudileri öldürenin tek başına Adolf Hitler olduğunu ve bütün bunları yaparken Avrupa’nın ve geri kalanının bunda hiçbir suçu olmadığını söylüyorlar.”

Kılıçarslan, bu olayı bize turistik bir acı olarak paketleyip sattıklarını ifade etti. Ama 2001 yılının 11 Eylül'ünde bir grup insan Dünya Ticaret Merkezi'ni bombaladıklarında bu eylemi kimin yaptığına dair Amerika’nın ve Avrupa’nın aklında hiçbir soru işareti yoktu ve yapılan eylemin müslümanlar tarafından yapıldığına son derece emindiler. Auschwitz’te 1,8 milyon insanı öldürecek düzeneği kuran Hitler ve bir avuç arkadaşıydı ama Dünya Ticaret Merkezi'nde 2.960 insanı öldüren Müslümanlardı. Konuşmacı bunun batı düşüncesinde her zaman böyle olduğunu ifade etti.

Dünya beni bu şekilde kabul etmeyecekse o dünyanın zaten düşmanıyım

İsmail Kılıçarsan konuşmasında Avusturya İslam Cemaati başkanı Fuat Sanaç’ın söylediklerine de yer verdi. Fuat Sanaç, “modern Avrupa’da ve Amerika’da İslamofobi değil, bir İslam düşmanlığı yaşıyoruz. Antisemitizm nasıl bir suç kabul ediliyorsa Avrupa’da antiislamizm de öyle bir suç kabul edilmeli” diyor, ancak sözünü dinleyen yok. Kılıçarslan sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü aslında kodları 2001 yılından önce belirlenen ama 11 Eylül ile beraber dolaşıma sokulan medeniyetler çatışması zaten dünyanın gerçek ötekileri olan Müslümanları daha da ötekileştirmek üzerine kurulu, bununla kısaldığını zannettikleri ömürlerini uzatmaya çalışıyorlar. Mesela Macaristan’da kurban kesemiyorsunuz, kurbanınızı ancak Yahudilerin mezbahalarında gizli saklı ya da bahçeli bir evde kimse görmeksizin kesebiliyorsunuz. Almanya’da ise bu durum daha acıklı, orada banyonun küvetinde koyun kesen Türk vatandaşlar var. Başka türlüsü de var elbette. Gidip bir Hristiyan mezbahasında 15 tane danayı kesiyorsunuz, sonra da sahibi olduğunuz okulun bahçesinde barbekü-fest yapıyorsunuz ve siz bunu yapınca Avrupalılar size 'cici Müslüman' diyorlar. Cici Müslümanlar çok kullanışlı adamlar bütün dünyada. Medeniyetler çatışması dediğimiz şey de bizden bunu istiyor. Cami yap ama bu yaptığın caminin adını kültür merkezi koy, cami yap ama minare koyma, şehrin silüetini bozar. Zaten bizim cici Müslümanlar bunu önceden görmüşler, mescid yerine ibadet odası diyorlar.”

İsmail Kılıçarslan konu hakkında kendisinden örnekler vererek şunları ifade etti: “Ben Müslümanlığımı bir kimlik meselesi haline getiriyorum, kimsenin beni cici bulmasına gerek yok. Ben yabancı ülkelerde örgütleneceksem hafif bol pantolonumla ve sakallarımla örgütlenirim. Dünya beni bu şekilde kabul etmeyecekse o dünyanın zaten düşmanıyım.”

Örgütlenmek bugün dünyada hiçbir zaman olmadığı kadar önemli

Konuşmasının sonlarına doğru örgütlenmenin öneminden bahseden Kılıçarslan, bir araya gelip düşünmemiz, kararlar almamız ve onları uygulamamız gerektiğini söyledi. Sivil toplum kuruluşlarının önemini belirtirken bizim Müslüman olarak, Türkiye vatandaşı olarak dünyaya sesimizi ancak kendi bünyemizde oluşturduğumuz sivil toplum kuruluşları sayesinde duyurabileceğimizi ifade etti. Şu an halihazırda var olan sivil toplum kuruluşlarının da çalışmalarını örnek verdi ve bu çalışmaların başarıları üzerine konuştu. 2-3 kişinin bir araya gelip bir şeyler düşünüp yapmasının dahi ne denli büyük etkiler yaratabileceğinin örneklerini verdi ve biz gençlere de öğüdü bu doğrultuda oldu Kılıçarsan’ın:

Örgütlenmek bugün dünyada hiçbir zaman olmadığı kadar önemli. Konyalı iki genç Rabia sembolü diye bir 'photoshop' tasarımı gönderdiler ve bu Rabia sembolü bir haftada dünya medyasında büyük bir yer aldı. Yani örgütlenmek sizin gibi gençler için siyasetten çok daha önemli. Çünkü ancak önümüzdeki dönemde dünyada söz sahipleri sivil toplum kuruluşları olacak. Çalışılacak çok alan, konuşulacak bir sürü konu var. Dolayısıyla cici Müslümanlar olmak yerine dünyanın sizi kabul edeceği, kirinden pasından arınmış, örgütlü ve hakkını savunan, başkaları ile dayanışma kurabilen Müslümanlar olmamız gerekli.”

 

Seher Cömertoğlu haber verdi

Yayın Tarihi: 09 Mayıs 2014 Cuma 14:32 Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2014, 14:32
banner25
YORUM EKLE

banner26