Onu Yahya Kemal'den ayırd etmesi zor!

Cağaloğlu'nun meşhur Enderun Kitabevi gibi Selman Eczanesi de Üsküdar'da bir akademi gibi. Memduh Cumhur da o eczanede bal akıtıyor

Onu Yahya Kemal'den ayırd etmesi zor!

ESKADER'in Altunizade Kültür Merkezi'ndeki USTALARA SAYGI programının bu ayki misafiri şair Memduh Cumhur'du. Mehmet Nuri Yardım, Bestami Yazgan ve Yusuf Dursun'un sunuculuğunu yaptığı program çok renkli, neşeli ve farklı geçti.

Memduh Bey daha hece ölçüsünün bile doğru-düzgün kullanılamadığı bu fetret devrinde aruz vezni ile birbirinden güzel rubailer, gazeller yazıyor. Şiir kitabı yayınlanmadığı için meşhur olmayan bir şair. Zaten meşhur olmak gibi bir derdi de yok. Onun şairliği şöhretinde değil, bizzat yazdığı şiirlerde gizli. Yazdığı şiirlerin Yahya Kemal'in şiirlerinden ayırt edebilmek için şiirden çok iyi anlamak gerekiyor. Çünkü Memduh Cumhur, Yahya Kemal üslûbunda şiirler yazıyor. “Ak tolgalı beylerbeyi”ni rüyasında Memduh Bey de görüyor.  Şiirlerinde Belgrat, Budin, Uvyar'ı anlatıyor. Eski fetihlerden, ecdadımızdan dem vuruyor…

Uğur Derman'ın eczacılıkta talebesi olan Memduh Bey, eşi Selman Cumhur hanım ile Selman Eczanesi'ni işletmekte. Cağaloğlu'nun meşhur Enderun Kitabevi gibi Selman Eczanesi de Üsküdar'da bir akademi gibi. Edebiyatçılar, tarihçiler, profesörler, meşhur yazarlar buraya akın ediyor. Edebiyat, sanat, tarih,  sohbetlerinden her gelen istifade ediyor.

Cemil Meriç, Münevver Ayaşlı, Cinuçen Tanrıkorur, Niyazi Sayın, Ahmet Yüksel Özemre… gibi birçok zata uzun yıllar yârenlik etmiş Memduh Bey...  Aynı zamanda musikişinas olan şairin, Cinuçen Tanrıkorur tarafından bestelenen şiirleri de bulunmakta.

Gelelim Perşembe günü yapılan programa.

Program, Memduh Bey'in şiir üzerine genel düşünceleri ile başladı. Sonra “her şiirin bir sebeb-i vürûdu vardır” diyerek Orhan Şaik Gökyay'ın meşhur şiirinin hikâyesini anlattı:

“Orhan Şaik Gökyayla çay içerken sordum. “efendim, bu vatan kimin şiirini nasıl yazdınız?” O da anlattı. Bir gün sokak aralarında yürürken dalgalanan kocaman bir bayrak görmüş. Duygulanmış. Akşam eve gitmiş. Yemek yedikten biraz sonra yatmış. Gece yatakta bir sağa, bir sola dönüp duruyormuş. Hanımı sormuş: “Ne yapıyorsun yahu?” “Hanım, şiir yazıyorum” demiş. Sabah olunca kağıt-kalemi almış ve “Bu vatan toprağın kara bağrında…” yazmaya başlamış…”

Kendi şiirlerinin bir kısmının hikâyesini anlattı. Mesela, yeni evlendiği sıralarda Selman Hanım'la Eczacılar Birliği'nin verdiği yemeğe gitmişler. Masada hanımı ile arasında büyükçe bir mum yanmaktaymış. Gelen-geçenin oluşturduğu rüzgâr mumu titretiyor ve o titrek mumun ışıkları arasından hanımını görüyormuş. Bunun üzerine şu kıt'ayı yazmış:

Dallardaki yaprak gibi bir rüzgâr umarken

Günler geceler gizledi sevdâyı derinde

Aşkın görürüm sırrını bir lâhza bakınca;

Bir mum ışığından süzülen gölgelerinde

Sonra şiirlerini okudu. Hikâyelerini anlattı. Şiirlerinin çoğunu ezbere biliyordu. Sohbette ölüm konusuna çok değinildi. Annesinin ölümünü anlattıktan sonra yazdığı kıt'ayı okudu:

Her şey dönermiş aslına âlemde neyleyim,

Hak sırrı her nefesdeki yâ Hak'da gizlidir.

Artık cihanda rahmet olan anne şefkati;

Bir servi gölgesindeki toprakda gizlidir.

Programda fıkraların, anekdotların ardı-arkası kesilmedi.

Neyzen Niyazi Sayın çok güzel yemek yaparmış. Hele yaptığı yemekleri ballandıra ballandıra anlatmayı daha çok severmiş. Bir gün Niyazi Sayın, Abdülaziz devrinde yapılan çok özel bir bulgur pilavının tarifini öğrenir. Bunu Memduh beylere de söyler. Bu sefer pilavın peşine düşülür. “Niyazi pilav, Niyazi bulgur…” derken günler sonra Niyazi Sayın bu pilavı yapar ve aziz dostuna ikram eder. Memduh Bey de bu pilavı ölümsüzleştirir, Rûhi'nin “sanman bizi kim şîre-i engûr ile mestiz” diye başlayan terkîb-i bendine nazîre yazar.

Zannetme dilâ neşve-i engûr ile mestiz

Himmetle bezenmiş nice bir sûr ile mestiz.

Geçtik bu cihânın bütün âsudeliğinden,

Ten nen ni te nen nâ'dan  olan şûr ile mestiz.

Zâhidlere terkeyledik âlâm-ı fenâyı;

Bişnev'le tutuşmuş ezelî nûr ile mestiz.

Dünyâ malı dünyâda kalır,meşhûr meseldir;

Lâkin yine bir ni'met-i meshûr ile mestiz.

Cumhûr niyaz etti,kabûl etti Niyâzî;

Velhâsılı bir tencere bulgur ile mestiz.

Sohbetin sonunda usta araştırmacı Beşir Ayvazoğlu, Memduh Cumhur hakkında şunları söyledi: “Memduh bey benim çok eski dostumdur. Masasının başında şiirini gizlice yazar. Bilgisayarına geçirir. Onu hakkıyla saklayacak olanlara verir. Müthiş bir heccavdır. Allah diline düşürmesin. Memduh bey'in müthiş fıkra repertuarı vardır. Binlerce fıkra bilir. Fıkra anlatmak da bir kabiliyettir. Mesela ben hiç fıkra anlatamam. Ne zaman anlatmaya kalksam, elime-yüzüme bulaştırmışımdır… Aziz dostum Memduh Bey'e bundan sonraki hayatında başarılar dilerim.”

Hem Beşir Ayvazoğlu'nun, hem de Mehmet Nuri Yardım'ın, O'nun hakkındaki tavsîfinin aynı olması dikkat çekiciydi: “Memduh Cumhur gizli bir hazinedir.”

Memduh Bey'in Cinuçen Tanrıkorur tarafından bestelenen bir parçasını programın sonunda Murat Tokaç, arkadaşıyla beraber seslendirdi. İkinci parçaya Memduh Bey de eşlik etti. Hatıra fotoğrafı çekilerek program sona erdi.

Programın dinleyici olarak katılan isimler de dikkat çekiciydi. Konuşma yapan  Beşir Ayvazoğlu'nun yanı sıra Dursun Gürlek, Üsküdar eski belediye başkanı Mehmet Çakır, Münevver Ayaşlı'ya 33 sene hizmet etmiş olan gelini Fatma Ayaşlı…

Memduh Cumhur'un programda okuduğu 2 şiirini de yayınlıyoruz:

BUDİN RUBAİLERİ

Mağrur Tuna nehrinde denizler görünür,

Her an güle sevdâlı azizler görünür.

Üç yüz sene sonra sende ey nazlı Budin,

Hasret gibi bizden kalan izler görünür…

Tuğlar yedi kat arşa yücelmek yerine,

Düşmüş sarılıp hüzn ile birbirlerine.

Bir nurlu seher bekler ufuklarda Budin;

Üç yüz senedir hasret ezan seslerine…

Dalmışken ufuklarda fetihler çağına,

Döndürdü kader, bahtı, hazan yaprağına.

Ben, nazlı Budin düştüğü günden beridir

Hasret yaşarım eski vatan toprağına…

SERHAT DUASI

Yetim şehirlerimiz Sofya Bosna nazlı Budin

Zafer sevinci yaşar her taşında kaç yiğidin.

Ağırlaşan sisin ardında eski günlerimiz

Akıncı cedleri şenlendiren düğünlerimiz

Meriç'de Tunca'da sevdâlı türküler akmış;

Bizim iken Tuna bir başka türlü berrakmış.

Şerefli hatıramız hür yaşardı Niğbolu'da

Bizimle hürdü,esen yel de hür,yağan dolu da

Bir uhrevî sesin âhengi ufku dolduruyor,

Mohaç'da can veren erler niyaz edip duruyor,

Şehidlerin ebedî uykusunda son emeli,

Bütün ufuklar ezan sesleriyle inlemeli.

Murâdımız bu ezanlardan âşikâr olsun

Bu beldeler yine Yârab bizim diyâr olsun.

Geçtiğimiz aylarda Sedat Umran, Bahattin Karakoç gibi şairleri misafir eden USTALARA SAYGI Programı'nın önümüzdeki ay misafiri Hüsrev Hatemi. Hüseyin Hatemi'nin de programa katılması bekleniyormuş.

Tarık Ablak bildirdi!

Yayın Tarihi: 18 Nisan 2009 Cumartesi 18:00 Güncelleme Tarihi: 20 Eylül 2012, 11:23
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
yasemin
yasemin - 12 yıl Önce

Çok ilgi çekici bir program. Gelecek ayın misafiri daha doğrusu sahibinin de belirtilmesi, davet ediliyormuşuz hissi veriyor. Bir de güzel olan, böyle hazinelerin onların da tabiriyle gizli, kendi halinde olması.

Bir kez daha teşekkür dünyabizim'e

M. Tarık Ablak
M. Tarık Ablak - 12 yıl Önce

Bu ayki program 21 Mayıs Perşembe akşamı Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi’nde olacak. Muhtemelen 20.00 da başlayacak. Ayrıntılı bilgi için:
http://www.sanatalemi.net/default.aspx?durum=haber_oku&id=544

banner26