Onu dinleyince yazar olmak hırsını bıraktım!

Geçen hafta bir söyleşi vesilesi ile tanıdığım konuşmacı bende okur olmanın yazar olmaktan daha lezzetli olduğu hissini uyandırdı. İşte okur olma şevkine geçişimin hikayesi..

Onu dinleyince yazar olmak hırsını bıraktım!

 

Tanıdığım çok kişinin 'yazar' olmanın derdine düştüğü bir dünyada çok 'yazar'ı cebinden çıkaracak kadar büyük bir 'okur'la tanıştım geçtiğimiz hafta. Başkalarından devşirdiği, intihallerle semizleştirdiği, mübalağalarla köpürttüğü, alımlı çalımlı reklamlarla yedi iklime adını duyurduğu kitapların yazarı olmaktansa, yazarların karşısında saygıyla sükût ettiği, edeple dinlediği ‘okur’ olmayı tercih eden bir ‘derviş’le ya da bir deli/dahi güzel insanla tanıştım.

Ruhumun ucuz kahramanlardan bunaldığı bir demde çölde su bulmuş bir susuz yolcu gibi güzel abim Asım Gültekin’den böyle bir ‘okur’un varlığını duyunca ne kadar sevindim bilemezsiniz. Kitabı olmadığı için kitabını satma/sattırma derdi olmayan, bir unvana sahip olmadığı için muhatabını kasmayan mütevazı bir okur Sami Gül. Geçtiğimiz hafta Maltepe Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün “Cevher Konuşmaları” kapsamında bir söyleşi düzenledik. Toplam iki buçuk saat akıp giden, sorularla koyulaşan, daldan dala ama bir meyveye hizmet eden doyumsuz bir sohbet.

Cevher Konuşmaları’nın güzel tarafı sayı çokluğunu değil keyfiyeti esas alması. Muhataplarını seçmesi. Kimseye yalvarmaması. Bindirilmiş kıtalarla salonları lebalep doldurmaması. Kırk yüreğin, kılı kırk yararcasına yaptığı tahlil ve sonuç muhteşem. Öğrenciler kaçmak istemiyor, gitmek istemiyor, yerinde duramıyor, soru sormak için yarışıyor, isyanını, teessürünü, derdini, tasasını paylaşıyor, not alıyor, susuzluğunu gidermek için bardakla iktifa etmiyor ve ağzını musluğa dayayıp su içer gibi dinliyor konuşmacıyı. İlk defa zorla öğrenen değil, talep eden oluyor öğrencilerimiz. Daha doğrusu artık talebelerimiz. Ve bizler de ‘t’ sesiyle iyice sertleşen öğretmen olmaktan çıkıyoruz. Belki biracık 'hoca' olmanın tadını alıyoruz.

Bu ülkede yazar olmak isteyen herkesle Sami Gül Bey’i tanıştırmak isterdim

O söyleşide neler mi konuştuk? Cemil Meriç’in duygu ve düşünce dünyasından Muhammed Hamidullah’ın eserlerine, emperyalizme zemin hazırlayan müsteşriklerden düşünce geleneğimize yaptığı değerli katkılarla bildiğimiz Babanzâde Ahmet Naim’e, üstad Sezai Karakoç’tan Mustafa Sabri Efendi’ye, Bediüzzaman’ın gençlik rehberinden Cahit Zarifoğlu’nun hikayelerine, Batılı romandan Doğulu kıssaya, Nurettin Topçu’nun Hareket dergisinden Mavera dergisinin yedi güzel insanına, Yunan felsefesinden İslam tefekkürüne, Müslümanca düşünmeden mankurtlaşmış bir beyinle düşünmeye, çeviri faaliyetlerinden klasik medreselere, Edward Said’in oryantalizm eleştirisinden İslam medeniyetinin köklerine, İslam mimarisinden Dücane Cündioğlu’nun son zamanlarda gündeme gelen eleştirilerine, kilise mimarisinden İslam mimarisine, İmam Hatip Okullarının misyon ve geleceğinden yeniden yapılandırılmasına kadar daha neler neler…

İki buçuk saatte elli-altmıştan fazla kitap adı geçti söyleşimizde. Tüm kitaplar okunmuş, süzülmüş, anlaşılmış… Süt kıvamında… Yani hazmedilmiş. Kursaktaki kay gibi değil yani. Lise öğrencisinin çok çok üzerinde bir sohbet, ama sıkmayan, usandırmayan bir tatlılıkla akıp gidiyor.

Bu ülkede yazar olmak isteyen herkesle Sami Gül Bey’i tanıştırmak isterdim. Akademik hiçbir unvanı olmayan, kendini bir takım titrlerin dar alanına hapsetmemiş, tez tez topladıklarıyla tez yazmamış ve çok görünsün diye olur olmaz düşülmüş dipnotlarıyla yazılmış bir tezi olmayan ama hakkında tez yazılması gereken bir ‘okur’ balcı Sami Gül Beyefendi. O gün bir kez daha iş, kariyer, makam, mevki ve titrin temelde gaye olmaması gerektiğini anladım. Bu unvanların ancak gayeye hizmet eden birer araç olduğunu yeniden hissettim. Sami Gül Bey için iş sadece karnını doyurmak ve izzetli yaşamak için bir araç.

Yirmi yıldır yazar olmak için çalışıyorum. Ama dün zihnimde uzun süredir tahlilini yaptığım bir konuda kesin kararımı verdim. Artık ‘yazar’ olmak değil ‘okur’ olmak istiyorum. Bu ülkenin başta Sami Gül olmak üzere tüm ‘okur’larına yürekten hürmetlerimi ve saygılarımı sunuyorum.

 

Ömer Hatunoğlu haber verdi

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2013, 09:44
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13