banner17

Onların da bayramını kutlamalı

Zeki Bulduk sıradışı bir bayram yazısı yazdı. İlgiyle okuyacaksınız.

Onların da bayramını kutlamalı

Bayram geliyor.

Bayram kapımızın önünden mahzun bir yabancı gibi geçiyor artık.

Bayram, eski bir dost gibi üzeri toprak kokusuyla, koltuğunun altında lokum kutularıyla pek gelmiyor artık.

Bayram gelince bizler bir yerlere gitmiş  oluyoruz ya da bizi bizde bulamıyor Bayram.

Kurbanlık fiyatları İran ve Türkiye’de astronomik fiyatlara ulaşıyormuş…Kurbanda yine şehirler kan gölü oluyormuş… Kurban kesmenin psikolojik zararları…Hülya Avşar Manieistlerin sözlerini daha itibarlı buluyormuş… Kurbanlık boğa kaçtı, trafik felç oldu… Çocuklar kurbanın boynuna saplanan bıçağı…Oysa Bayram geldi ve bizim ona hoşgeldin dememizi bekliyor mahcup bir misafir gibi. Bıçakları öyle bir tutmalı ki ne kurban ne de Bayram görsün çeliğin ışıltısını! Hak yoluna kesilen kurban mıdır, bayram mıdır bilmek ne güzel İbrahimleyin, İsmail aşkına!

Sahi, bayramda nerelere gideceksiniz. Yani, Bayram’ı bir kenarda bırakıp da nereye gidiyorsunuz, demiyorum. Zira, Bayram insanlara helalleşmeyi, bayramlaşmayı, sıla-yı rahim yapmayı tavsiye ederken…

Kurban Var; Çeşit Çeşit…

Şair dostum-ağabeyim Mehmet Sait Okur anlatmıştı:

Ankara’da bir Derviş Dayı. Rızkını inşaattan kazanan hal ehli bir adem. Az konuşan heybetli bir Müslüman. Düşmanları dahi şahitlik ederlermiş harama göz ucuyla dahi bakmadığına. Bir bayram namazı sonrası, yârenine fısıldıyor: ”Eve gitme. Seninle bir yere gideceğiz!” diyor. Bunun üzerine yâreni: ”Şeyh Efendi'nin yanına mı gideceğiz?” diyor heyecanla. “Yok!” diyor Derviş Dayı,”Çok başka bir yere gideceğiz!” Yâreni, ağzından alamıyor gidilecek yerin adresini ama Derviş Dayı’nın peşine düşüyor. Öyle ya, ‘dost, gidelim dedi mi peşi sıra gitmekten öte yol yoktur yârenlikte.’  Onlar yola devam etsinler,  sizlere iki ulu kapıdan iki utandıran haber vereyim:

MevlanaMevlana Celaleddin Rumi umumhanenin olduğu sokak civarından  geçerken, erkeklerin o necis evi taşladıklarını,kadınların ise çaresiz feryad figan içinde ağlaştıklarını görür. Dayanamaz, yolu hiçbir vakit kapısına çıkmayan evin önüne gelir. Azgın kalabalıkla umumhanenin tam ortasında durur: “Sizler ne güzel insanlarsınız! İnsanların kirlerinini alırsınız da yine de size kirli derler, ahlaksız muamelesi yaparlar !–oysa ahlaksız olanlar kirlerini size boşaltanlardır!-“ der ve atılan taşlardan daha ağır sözleri o meydanda kalakalır.

Kazancakis’e göre, Maria Magdelena Hz İsa’nın dayı kızıdır. Ve İsa Efendimiz'e aşıktır. Bu aşkın sonu olmadığını anladığında kendini avutmak için günaha tevessül eder…Öyle ki bizim Hz İsa’ya atfen öğrendiğimiz, “İlk taşı günahsız olanınız atsın!” sözü “kötü kadın” olan Maria magdelena’yı hahamlar taşa tuttuğu vakit söylenmiş ve İsa Efendimiz saldırganlarla kadın arasında bir set gibi durmuştur.

Bayram Her Eve Uğrar Mı?

Gelelim bizim Ankaralı Derviş  Dayıyla  yârenine… Samanpazarı’ndan iki  kutu lokum alırlar ve Derviş Dayı önde yareni ardında devam ederler yola. Yâren, dervişin kararlı adımlarla, koltuğunun altında lokumlarla Bentderesi’ne doğru ilerlediğini farkedince işkillenir. “Hacı ne yapıyorsun? Yaptığın sana yakışır mı? Bu halinle, ehl-i imansın; hem de bayram günü  böyle bir yere gelinir mi?!” dediyse de Derviş Dayı’ya laf anlatamaz. Umumhanenin kapı bekçisi iki sakallı adamı  kapıda görünce: ”Ne o hacılar; bayramlaşmaya mı  geldiniz?” diye alay eder. Ama Derviş Dayı hiç yüksünmeden:”Evet, bayramlaşmaya geldik!” der ve devam eder içeri doğru. Bekçi, sakallı adamların ardından bakıp, muhtemelen; ‘iyice azıtmış bunlar’ demiştir.

Derviş Dayı, bir kapının önüne varıp güm güm kapıyı vurduğu vakit, içeriden şuh sesler gelir. Yâreni, zararın neresinden dönersek kârdır, dercesine Derviş’i sürüklese de olan olmuştur. Kapı açılır ve içeriye girerler... İçeride utanç duvarını yıkmış görüntülerle karşılaşan yâren, gözlerini yere indirir ar damarına basılmışcasına kızarır... Kadınlar, gülmeye, alay etmeye, sakalınızdan utanın demelere başlamışlardır. O sırada yaşlı gözlerle içeridekilere bakan Derviş Dayı ağzını açar ve gür bir solukla sözler dökülür o kirletilmiş mekana: “Gelin kızlarım, gelin kuzularım, gelin evlatlarım! Sizin bayramınız da mübarek olsun. Allah sizleri affetsin sahipsizlerim!” dediğinde, o alay eden kadınlar edep yerlerini örtüp kaçışmaya başlarlar. Öyle ki Derviş Dayı ve yâreni o evde kaldıkları süre içerisinde evden ağıt sesleri eksik olmaz. Misafirler giderken kızlar Derviş Dayı’nın boynuna sarılıp ağlamaya devam ederler. Sokak çıkışına kadar peşini bırakmazlar. “Gene gel baba. Bizleri unutma!” derler…

Bayram geliyor... Tüm sahipsizlerin bayramı; yetimiyle, öksüzüyle,fakiriyle, vatansızıyla, mahkumuyla, “kötü yola düşmüşüyle” Allah'a inanan tüm insanların bayramı geliyor…Mübarek olsun!

Derviş kadar cesur olmadığımı biliyorum.

 

Zeki Bulduk, bir bayram havası değildir şimdi.

Güncelleme Tarihi: 01 Aralık 2009, 15:10
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kahraman Suat
Kahraman Suat - 9 yıl Önce

Güzel bir konu seçilmiş.Rabbim hepimize hakiki Bayramlar yaşamayı nasip etsin.

Muzaffer AYDIN-Uşak
Muzaffer AYDIN-Uşak - 9 yıl Önce

Her zamanki gibi süper bir yazı olmuş.Ağzına kalemine yüreğine sağlık zeki hocam.

banner19

banner13

banner20