Onlar mı bizleşiyor biz mi onlarlaşıyoruz?

Egemen Bağış, Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret eden ilk ve tek başbakanın kim olduğunu açıkladı ve bu açıklama alkış aldı...

Onlar mı bizleşiyor biz mi onlarlaşıyoruz?

 

19 Mayıs Cumartesi günü Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi, Kızlarağası Medresesi’nde Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış Bey’i ağırladı. Bir İslam Birliği taraftarı olarak, Avrupa Birliği Bakanını dinlemek eğlenceli olabilirdi. En azından kafamızda kendi kendimize bazı şeyleri kurgulamaktansa, birinci elden bilgi sahibi olup bunun üzerine bir şeyleri yeniden düşünmek daha sağlıklı olacaktı.

Bakan Bey güzel bir şey yaptı; konuşmanın yarım saatlik bir kısmını kendisi kullandıktan sonra bir saatlik bir kısmını da dinleyenlerin sorularına ayırdı. Hiç öyle çok işi varmış da acele ediyormuş gibi durmadı. Hakkını teslim edeyim, çok anlayışlı ve hoşgörülü bir şekilde sorulara cevap verdi. Sürekli dinleyicilerin gözlerinin içine bakması ve sürekli espri yapması sayesinde konuşması sıkıcı olmadı.Egemen Bağış

Bir yandan demokrasimiz güçleniyor, bir yandan da…

Dinleyiciler çok rahat bir şekilde Bakan Bey’e sorularını yönelttiler ve karşılıklı bir şekilde konuştular. Peki, “konuşulanlar kafana yattı mı, Avrupa Birliği konusunda ikna oldun mu” diye soracak olursanız az çok Rasim Özdenören okuyan birisi olarak, öyle kolay ikna olmamızın mümkün olmadığını söyleyebilirim.

Bakan Bey’in şu cümlesi ile orada söylediklerini özetleyebiliriz: “Bir yandan demokrasimiz güçleniyor, bir yandan da kendi değerlerimizden kopmuyoruz, kendi değerlerimizle barışığız.” Esasında sıradan bir insan için pek kafa yorulması gereken bir cümle değildir bu ama serde biraz İslamcılığınız varsa öyle hemen ezberden kabul edemezsiniz bunu. Demokrasi dediğin şey nedir, değerler dediğin şey nedir; kurcalar durursunuz…

Bir Müslüman nasıl olur da İttihad-ı İslam’ı arzu etmez?

Bakan Bey Avrupa Birliği bakanı olduğu için konuşmasında haliyle Avrupa Birliği’nin güzelliklerini anlattı. Ancak bizim Avrupa’ya muhtaç olmadığımızı eklemeyi de ihmal etmedi. Zaten böyle bir bakanlığın olması bile Türkiye’nin bu konudaki vizyonunu göstermeye yetiyor. Sadece namazlarda değil, sosyal ve siyasi hayatta da Mekke’ye dönmemiz gerektiğini düşünenler bu durumdan memnun mudur derseniz, yorumu size bırakıyorum.

Bakan Bey konuşmasında Türkiye’de her ay anket yaptırdığını, geçtiğimiz senelerde halkımızın yüzde yetmişinin Avrupa Birliği’ne girmek istediğini ama bu oranın şu anda yüzde ellinin altına düştüğünü söyledi. Bakan Bey her konuda Avrupa Birliği’nin standartlarının üzerine çıkmak istediklerini ifade etti. Doğrusu bir Müslüman olarak bu ülkede bu kadar çok Avrupa Birliği taraftarının olduğunu bilmek insanı üzmüyor değil… Bir Müslüman nasıl olur da İttihad-ı İslam’ı arzu etmez, bunu da anlamış değilim. İttihad-ı İslam’ı savunmamanın bir vebali yok mudur? Yoksa Müslümanlık gerçekten de merhum Mehmed Akif’in dediği gibi göklerde midir?

Atatürk’ün doğduğu evi ilk ziyaret eden başbakan kim?

Bakan Bey, konuşmasının bir yerinde Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret eden ilk ve tek başbakanın kim olduğunu açıkladı. Şöyle dedi: “Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evi sayın Başbakanımızla birlikte ziyaret ettik. Orada bir ziyaret defteri açılmıştı. Sayın Başbakan oradaki yetkiliye; ‘Daha önce gelen başbakanların yazdıkları ziyaret defterleri duruyor mu?’ diye sordu. Oradaki yetkili; ‘Efendim buraya sizden önce bir başbakan gelmedi ki?’ dedi...”

Bakan Bey’in; “Atatürk’ün doğduğu eve ilk defa giren başbakan da Recep Tayyip Erdoğan oldu” cümlesi ise salondan alkış aldı. Bu alkış gösteriyor ki artık dünya globalleşmiş. Her şeyimiz yuvarlanmış. Artık Gazeteciler Cemiyeti’nde de Yazarlar Birliği’nde de benzer şeyler alkışlanıyor.

Bakan Bey bir de Atatürk’ü kullananlardan bahsetti. Dedi ki: “Her konuda Atatürk’ü öne sürerler ama Atatürk öldüğünde ilk işleri paradan resmini kaldırmak olmuştur. Atatürk’ün yazdırdığı anayasayı bile değiştiren onlardır.”

Egemen BağışBirbirimizi daha çok sevmeliyiz

Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış Bey yapmış olduğu konuşmasında bugün hoşgörü adına iyi bir yere geldiğimizi söyleyerek şunları ifade etti: “Bu ülkede insanlar birbirlerine şucu bucu diyerek farklı yaklaştılar. Ama o dönemler geride kaldı. Artık Türkiye’de herkes birbirini olduğu gibi kabul etmeyi, sevmeyi saymayı öğrenmeye başladı. 12 Eylül öncesinde kardeşin kardeşe düşman kesildiği dönemlerde, Türkiye’nin çok şey kaybettiğini görüyoruz.  Şimdi artık birbirimizi daha çok sevmemiz lazım. Zaten yaratılanları Yaradan’dan ötürü seven bir kültürden geliyoruz. Bizim kültür değerlerimizde bu tür şeyler olmasaydı bu kadar farklılıkların bir arada yaşayabilmesi mümkün olmazdı.”

Özal iyi şeyler yaptı

Ülkemizin dönüşümünde yapılan reformların çok önemli bir rolü olduğunu ifade eden Bakan Bey, ülkemizin iyiye gitmesi için yöneticiler olarak ellerinden geleni yaptıklarını ifade etti. İyi işler yapanların unutulmayacağını söyleyen Bakan Bey, sözlerine şöyle devam etti: “Rahmetli Özal’ın ölüm yıldönümünde 81 ilde mevlit okutuldu. Bazı camilerde insanlar yer bulamadı. Demek ki bu ülke kendine hizmet edeni unutmuyor. Onu hem gönlünde hem zihninde güzel bir yere yerleştiriyor. Zaten önemli olan da kubbede hoş bir seda bırakabilmek…”

Ak Parti kültür sanatta başarısız denildi

Bir soru üzerine 18 Mayıs Kırım soykırımının yıldönümü hakkında da konuşan Bakan Bey, böyle acıların bir daha yaşanmaması için yeni nesillere tarih bilincinin verilmesi gerektiğini söyledi ve konuşmasını şöyle sürdürdü: “Geçen yıl Bahçesaray’da Giray Hanlığından kalma bir mescitte Mustafa Cemiloğlu ile bir Cuma namazı kılarken çok duygulandım. Birleşmiş Milletlerin önünde yıllarca Kırım için özgürlük eylemlerine katılmış genç bir dernekçiyken o yıllarda Sayın Cemiloğlu hapisteydi. Otuz yıla yakın hapis yattı. Şimdi Ukrayna parlamentosunda milletvekili... Bizim şu anda TİKA olarak Kırım’da önemli çalışmalarımız var. O coğrafyayı asla ihmal etmiyoruz.”

Çok sayıda sorununun olduğu programda yazarların da katkıları oldu. Bir yazarımız Ak Parti hükümetinin kültür sanatta başarılı olmadığını söyledi ve bu konuda sivil toplum örgütleri ile devletin irtibatsız olduğunu ifade etti. Bir yazarımız da merhum Necip Fazıl ve merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun isimlerinin üniversitelere ad olarak verilmesi gerektiğini söyledi. Bakan Bey de böyle bir öneriyi can u gönülden destekleyeceğini ifade etti.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 22 Mayıs 2012, 08:21
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
derbeder
derbeder - 7 yıl Önce

çelişkilerle dolu bir "avrupa birliği bakanı"mız var! vaaahh vahh...

Abdullah Ertekin
Abdullah Ertekin - 7 yıl Önce

Bir türlü kendimiz olmayı başaramadık,yanar yüreğimiz buna yanar!Bizler kendiz olmayacak kadar aciz miyiz?Ülkenin nelere ihtiyacı var da bizler nelerle uğraşıyoruz?Bu bile Avrupalıların ekmeğine katık olmaya yetiyor zaten!

Serpico
Serpico - 7 yıl Önce

Yazık ediyoruz, çok yazık. Zaten çok karışık aldık bu mirası.Bizden sonraki nesle daha karışık bir zihin dünyası bırakacağız. An itibariyle zihin dünyamızda siyahla beyaz ayırt edilemiyor.

Osman Yaldız
Osman Yaldız - 7 yıl Önce

"Bu alkış gösteriyor ki artık dünya globalleşmiş. Her şeyimiz yuvarlanmış. Artık Gazeteciler Cemiyeti’nde de Yazarlar Birliği’nde de benzer şeyler alkışlanıyor."

Abdulkadir Kemali
Abdulkadir Kemali - 7 yıl Önce

Geçen gün Pakistan Parlamentosunda konuşan başbakanı (Erdoğan), Pakistanlı vekiller sıralara vurarak alkışladı. Keşke TYB İstanbul'daki hazırun da böyle bir usule başvursaydı, sempati göstermenin türkü usulleri var. TYB'nin bu kaçıncı tuhaflığı yahu?

banner19

banner13