Onlar hep 'Genç' kalacak

Türkiye Dergi Fuarı takip ettiğiniz derginin yazarlarıyla tanışmak için büyük bir fırsattı..

Onlar hep 'Genç' kalacak

Hemen hemen herkes takip ettiği derginin editörünü, yazarlarını, dergi kadrosunu görmek, tanımak ister. Bu fırsat da her zaman herkesin eline geçmez. Bazıları uzaktan sevmeye alışmıştır, bazıları ise “Yazdıkları kadarlar mı yoksa daha ötede başka kimlikleri var mı?” sorusuna cevap aramak için, onları tanımak için ısrar ederler. Takip ettiği derginin eski sayılarına ulaşmak isteyenler, zaman zaman yaptığı kampanyalardan yararlanmak isteyenler ve dergiden tam anlamıyla haberdar olmak isteyenler oluyor.Lütfi Arslan

Türkiye’de bir ilk

İşte bu istekleri geri çevirmeyen, dergilerin okurlarıyla, severleriyle buluşmasını sağlayan ve Türkiye’de ilk defa gerçekleşen bir fuar açıldı TÜRDEB tarafından. 20-24 Ekim tarihleri arasında açık olan fuar 40’ı aşkın dergiye ev sahipliği yaptı. Çeşitli dergilerin editörleri konuşmalar yaparak konuklara aslında dergilerin hayatımızda ne kadar önemli yere sahip olduklarını ve dergiciliğin sadece dergi çıkarmakla olmadığını anlattılar.

Ali Ural, Ali Bulaç, Sibel Eraslan, Metin Karabaşoğlu, Mustafa Armağan, Ebubekir Sifil, Ahmet Örs gibi önemli isimlerin konuşmacı olarak yer aldığı fuarda 23 Ekim Cumartesi günü Genç dergisi editörü M. Lütfi Arslan konferans verdi. Ekim ayında 5 yaşına giren Genç Dergisinin derdinden, amacından ve dergiciliğin öneminden bahseden Lütfi Arslan’ın konferansından kısa notlar aldık:

En büyük düşmanınız kim?

Bir keresinde “En büyük düşmanınız nedir?” diye sormuştum dinleyenlere. Herkesten “Nefsim, şeytan, Amerika, İsrail...” gibi farklı cevaplar geldi. Ben ise en büyük düşmanımın popüler kültür olduğunu söyledim. Popüler kültür hayatımızın vazgeçilmez bir parçası aslında. Film izlemek, müzik dinlemek, kitap okumak, eğlenmek vs. bunların hepsi hayatımızın bir parçası. Önemli olan bu kültürü nasıl yaşadığımız ve yansıttığımızdır.

Lütfi Arslan, Türkiye Dergi Fuarı 2010

Dergi, kendi okurunu doğurur

Sadece dergi çıkartarak dergici olunmuyor. Kime hitap ettiğinin bilincinde olmalı dergici. Özellikle belli bir kitleye hitap ediyorsa, alan dergiciliği yapıyorsa sahaya inmek zorunda. Tribünlerden izleyerek ne okuyucusuna hitap eder, ne okuyucu onun anlatmak istediğini anlar. Sahaya inecek; faulleri, penaltıları ve kırmızı kartları görecek. Ancak o zaman kendi okuyucusunu doğurur.

Genç DergiBen ‘deneme’ yazılarına karşıyım. Bana denemelerinizle gelmeyin derim her zaman. Bir yazı hayata dokunuyorsa, soyut değilse ve bu yazıda pratik eylem varsa her zaman efdaldir.

“Söz”ü yeniden üretmeli

Sanal aleme, popüler kültüre ulaşmak istiyorsanız; sözü yeniden üretmeniz gerekiyor. “Nasıl söyleyeceğiz?” sorusu uslûbu farklılaştırır. İşte bu yüzden ne söylediğimize değil nasıl söyleyeceğimize bakalım.

Biz bir sohbet toplumundan geliyoruz. Görerek değil işiterek, konuşarak sohbet ediyoruz. Göz medeniyetiyle savaşıyoruz. Olayları konuşarak, işiterek kalbe indiriyoruz.

Genç’ler durmuyor

Bugüne kadar derdimizi anlatmak için Anadolu’nun çeşitli illerine gittik, şölenler yaptık, sosyal sorumluluk projelerimiz devam ediyor. Bunlar bizim yan faaliyetlerimizdir ama bunlar her daim ana minberimizde durur.

Nazarımızı düzeltmenin tek yolu güzel insanlara bakmaktan geçer.

 

 

Feyzanur Öztürk fuar için emeği geçenlere teşekkür etti

Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2010, 00:34
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26