banner17

Ömer Tuğrul İnançer Miraç Kandili Namazını ve Hacc-ı Nebi'yi Anlattı

Ömer Tuğrul İnançer, geçtiğimiz günlerde bir sohbetinde Mevlid-i Şerif’in Miraç bahsinin şerhini gerçekleştirdi. Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin Sultan Birinci Ahmed’e yazdığı ve Mirac gecesine özel ibadetlerden bahsettiği mektup ve Hacc-ı Nebi ile ilgili bilgiler verdi. Yavuz Selim İşleyen bu sohbetten notlarını aktarıyor.

Ömer Tuğrul İnançer Miraç Kandili Namazını ve Hacc-ı Nebi'yi Anlattı

Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde düzenlenen çeşitli etkinlikler, kültür ve sanat hayatımıza ciddi katkılar sunmaya devam ediyor. Gönül dünyamızı, sanat dünyamızı, edebiyat dünyamızı aydınlatan birbirinden değerli konukları ağırlayan Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nin 6 Şubat 2017 tarihindeki konuğu, her ay İstanbul’un çeşitli mekânlarında “Tasavvuf Sohbetleri” programını sürdüren Ömer Tuğrul İnançer hocaydı. İstanbul’daki farklı kültür merkezlerinde düzenli olarak yaptığı sohbetlerde Mevlid-i Şerif şerhi yapan Ömer Tuğrul İnançer, Ali Emiri’deki bu konferansında da Mevlid-i Şerif’in Miraç bahsinin şerhini gerçekleştirdi.

Doğum, doğum yeri, doğum zamanı gibi manaları olan mevlîd kelimesi, ıstılahî olarak Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) dünyaya doğuşunu, miracını, mûcizelerini ve dünyadan irtihalini konu alan şiirler anlamına gelir. En çok okunanı Süleyman Çelebi Hazretleri’nin Vesiletü’n Necat ismindeki eseridir. Ömer Tuğrul İnançer hoca şerhe, mevlid okuyan manasına gelen mevlîdhanların Vesiletü’n Necat’ın Mirac bahsinde genelde ilk okudukları beyitten başladı: “Söyleşirken Cebrail ile kelam/ Geldi refref önüne verdi selam

Tuğrul İnançer aslında bu beyitin Mirac bahsinin ilk beyiti olmadığını, bu beyitin öncesinde Efendimiz (s.a.v.) ile Hz. Cebrail arasındaki söyleşmeleri anlatan 55 beyit bulunduğunu belirtti. Miraç hadisesiyle ilgili genel bilgiler de veren Ömer Tuğrul İnançer, Mirac gecesinin Recep ayının 27. gecesinde gerçekleştiğinin genel olarak Ümmet-i Muhammed tarafından kabul edildiğinin altını çizdi. Bununla birlikte Ömer Tuğrul İnançer, Resûl-i Kibriya Efendimiz’in (s.a.v) başka miraclarının da vâki olduğunu şu cümlelerle belirtti: “Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) Receb-i Şerif’in 27. gecesi yaşanan miracı, onun resmi miracıdır. Efendimiz Hazretleri (s.a.v)’nin 33 tane daha miracı vardır fakat onlar ruh-meal-ceset olarak gerçekleşmiş değildir, genellikle ruhanidir. Bundan ötürü Miraç gecesi olan resmi miraç, diğerleri hususi miraclarıdır.” Bu açıklaması ile Tuğrul İnançer, Receb-i Şerif’in 27. gecesi olan Efendimiz’in (s.a.v.) resmi miracının da ruh-meal-ceset olarak gerçekleştiğini de belirtmiş oldu.

Miraç namazı nedir?

Ömer Tuğrul İnançer, bu nevi özel geceleri bizlerin ihya edemeyeceğini ancak o gecelerin feyzinin bizleri ihya edebileceğinin altını çizdi. Bu minvalde Ömer Tuğrul İnançer bazı tavsiyelerde bulundu. Bu tavsiyeler içerisinde kişilerin bu geceye hürmeten 2 rekat fazla nafile namaz kılabileceğini belirtmekle birlikte ayrıca bu geceye özel yapılan ve büyükler tarafından feyzi kabul edilen ibadetlerin olduğunun da altını çizdi. Bu dahilde Ömer Tuğrul İnançer, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin Sultan Birinci Ahmed’e bir mektup yazdığını, bu mektupta Mirac gecesine özel ibadetlerden ve bu ibadetlerin sırlarının neler olduğundan bahsedildiğini aktardı. Aziz Mahmud Hüdai’nin mektubuna “Mirac-ı Muhammediyye’ye riayet edenler onun makamına nail olurlar.” cümlesiyle başladığını belirten Ömer Tuğrul İnançer, buradan hareketle “Doğru anlarsak nail olacağımız makam çok özel bir makam fakat doğru anlayamayıp ve özel bir ibadet yapmadı isek yanlıştayız demektir.” ikazında bulundular.

Ömer Tuğrul İnançer, Receb-i Şerif’in 27. gecesine özel olarak, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin 12 rekatlık bir Miraç Namazı tarif ettiğini belirtti. “O gece kılınacak olan 12 rekat namaz Miraç Gecesi’ne mahsustur. Bu 12 rekat, her 2 rekatta oturarak Ettehiyyatü’yü Salli-Barik dualarıyla beraber okuyarak ve selam vermeden kalkarak tek selamda 12’de tamamlanır. Kişi, bu namazı kılıp ardından 100 kere ‘Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illalahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim’ tesbihini çekse ve sonra 100 kere de ‘Estağfirullah’ tesbihini çekip salavatlarla ibadetini tamamlasa ve ertesi gün de oruçlu olsa Allah’tan ne muradı varsa kabul olur.”

Ömer Tuğrul İnançer, Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin Miraç gecesine mahsus buyurdukları Mirac namazının sırlarını yine Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin kendi kaleminden dinleyicilere şöyle aktardı: “Mirac, zât-ı ehâdiyyete vuslattır. Bu vuslat 12 daire ile olur. Bu sebeple Mirac gecesi namazı 12 rekattır ve sonunda tek selam verilir. Hakk’a vuslat eden kişi ‘Cem’ül Cem’ makamındadır ve burada makam vahdettir, kesret yoktur. Bu sebeple tek selam verilir. Ertesi günkü orucun sırrı ise bu makamdaki kişi zaten mâsivâya imsak etmiştir. Bu oruçla da bunu teyit etmiştir.”

Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri mektubun sonunda duanın niçin kabul olduğunu şöyle açıklamaktadır: “O makamdaki kişi Hakk’ın haremi haricinden ölüdür. Bu yüzden onun duası kabul olur.”

Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin Mirac Namazı tarifinin aktarıldığı mektubun yanı sıra Ömer Tuğrul İnançer, Abdülkâdir Geylânî Hazretleri’nin de “Bir kişi Mirac gününü oruçlu geçirirse Allah o kişiye 60 ay oruç tutmuş sevabı verir.” mealinde bir hadisin varlığını teyit ettiğini belirtti. Ayrıca “Reis’ül Tabiin” lakabına sahip olan Hasan-ı Basri Efendimiz’in Abdullah İbn Abbas’dan (r.a) rivayet ettiği şu olayı anlattı: “Abdullah İbn Abbas (r.a) Mirac günü mescidde itikafa girdi. Öğlene kadar namaz kıldı. Öğleden sonra mescidde biraz uzandı. Ardından her rekatta Fatiha Suresi’nden sonra Felak, Nas, 3 kere Kadr, 2 kere İhlas surelerini okuyarak 4 rekat namaz kılıyor. ‘Bunu niye yapıyorsun?’ diye sorduğumuzda ‘Peygamber Efendimiz (s.a.v) de böyle yapardı.’ dedi Abdullah İbn Abbas (r.a).”

Hacc-ı Nebî nedir?

Tuğrul İnançer, konuşmasına Sümbül Sinan-ı Veli Tekkesi zâkirbaşısı ünlü müzisyen Şikârîzâde Ahmed Efendi’nin Tayyibetü’l Ezkâr isimli kitabından bahsederek devam etti. Bu kitapta Şikârîzâde Ahmed Efendi, Hacc vakti Mekke ve Medine’de yaşadığı olayları, anılarını anlatmış.  Bu anıların çok önemli noktalar içerdiğini kaydeden Ömer Tuğrul İnançer, kitaptan Mirac zamanı Medine’nin tasvirini şu cümlelerle aktardı: “Receb-i Şerif’in 12. gecesi Uhud’da Hz. Hamza Efendimiz’in türbesinin civarında çadırlar kurulur. Yemekler yenir ve şenlikler yapılır. Bu hal Receb-i Şerif’in 23’üne kadar devam eder. 23 Receb’te Mekke’den ‘Recebeyn Kafilesi’ Efendimiz Hazretleri’nin (s.a.v) Mirac’ını kutlamak için Medine’ye gelir. Bu kafilede bölgenin her yerinden insanlar olur. 3 gün 3 gece Medine’de cemiyet olur. Medine, Hacc vaktinden daha kalabalık olur. ‘Esselâtu vesselâmu aleyke yâ Şefiel Müslimin yâ Resullallah el aman’ diyerek o geceye mahsus olarak salatlar okunur. 27. gece ise o kafile Harem-i Şerif’e yürür. Bu yürüyüş esnasında bir adamın kalbi taş gibi olsa yağ gibi erir. Harem-i Şerif önünde kasideler okunur. Mirac günü ikindi namazı ve akşam namazı arası mirac olayı anlatılır, naatlar okunur. Akşam namazından sonra yemek yenir. Yatsıdan sonra ise münferit ibadetler yapılır ve sabah namazından sonra herkes dağılır. Araplar bu hadiseye Hacc-ı Nebî der.”

Son olarak Ömer Tuğrul İnançer, Kur’an-ı Kerim’de yok diye bu geceleri inkâr etmenin doğru olmadığını ve bu ibadetlerin hadislerde özel ibadetler olarak yer aldığının altını çizdi: “Mirac Gecesi Rabb’ül Âlemin, Efendimiz Hazretleri’ni (s.a.v) Mescid-i Aksa’ya götürdü ve yaratılmışlığın sınırı olan Sidret’ül Münteha’yı geçti. Bu gece Kur’an-ı Kerim’de İsra gecesi olarak geçer. Dolayısıyla bu hadiseyi inkâr eden kâfir olur. Hadisleri inkâr eden insanlar da bu hadisede Mirac’ı inkâr ediyor ve Resûl-i Kibriya Efendimiz’in (s.a.v.) sadece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya gittiğini kabul ediyor. Bu ayrımı yapmak için akıl yeterlidir. Aklın bu noktada  ‘Göz açıp kapayıncaya kadar bir kulunu Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götüren Allah-u zül-Celâl, Mescid-i Aksa’dan semaya çıkaramaz mı?’ diye sorması lazım.”

Ömer Tuğrul İnançer, yüzyıllardır İslam topraklarında Mirac Gecesi’ne verilen değeri bu örneklerle anlattı ve konuşmasını Mevlid-i Şerif’in şu güzel dizleriyle sonlandırdı:

Sen ki mi'râc eyleyûb etdin niyâz

Ümmetin mîrâcını kıldın namâz"

 

Yavuz Selim İşleyen

Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2017, 14:43
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Musab
Musab - 2 yıl Önce

Gayet güzel bir yazı tebrikler ( İlk yorum benden :) )

Hasan Can ATEŞ
Hasan Can ATEŞ - 2 yıl Önce

Gerçekten üzüldüm.Rasulullah Efendimizin sünnet-i seniyyesi bize namazı en güzel bir şekilde öğretirken,ne Sahabe-i Güzin'in, ne dört imamımızın bilmediği namaz türlerini araştırmanın ne manaya geldiğini anlayamadım.Böyle bir namazı sünnete "uydurmak" için uğraşacağımıza,Sünnet-i Seniyye'deki nice mahrum olduğumuz ibadetlere, taatlere sarılsak keşke.Vera budur.

derya
derya - 2 yıl Önce

çok faydalı ve güzel bir yazı, teşekkür ederiz

banner8

banner19

banner20