banner17

Olcay Yazıcı kırılgan, titiz bir şairdi

Edebiyatı bir piyasa aracı olarak kullanmayan merhum şair yazar Osman Olcay Yazıcı Zeytinburnu’nda yad edildi.

Olcay Yazıcı kırılgan, titiz bir şairdi

 

Merhum şair yazar Osman Olcay Yazıcı ile en uzun sohbetim Eyüp Sultan’da, cennet ağaçlarından bir ağacın gölgesinde yarım saat kadar olmuştu. Ben dertlenmiştim de o da masum ve durgun bir ruh haliyle beni dinlemişti. Ondan önce de birkaç sefer şiirden, edebiyattan ve topluma dair meselelerden sohbet etmişliğimiz olmuştu. Her gördüğümde mutlaka yanına gider, büyük bir saygıyla halini hatırını sorardım.

Adımı biliyor muydu, bilmiyor muydu orasını hatırlamıyorum fakat herkese davrandığı gibi bana da samimi ve içten davranıyordu. Ben onun simasında çak az insanda olan bir güzellik yakalamış ve bu yüzden kendisine herkesten fazla hürmet ediyordum. Camiadaki birçok kişiye göstermediğim ilgiyi içimden gelerek bu mert bakışlı insana gösteriyordum.Olcay Yazıcı anma

Diğerleri gibi sanmayın

Onun diğerlerinden farklı bir tarafı vardı. Üç kuruş için kırk takla atan bir adam değildi, ya da işi düşünce arayanlardan değildi. Hakiki manada delikanlı, mert ve yiğit bir insandı. İslam ahlakının riyakâr bir pazarlamacısı değil, onu bütün benliği ile yaşayan birisiydi. Üç dört sene de olsa onun gibi bir insanı tanımak benim için büyük bir şerefti.

Duruşunda İslam’ın asaleti, bakışlarında imanın izzeti vardı. Harbiden bir mümindi. Hiçbir zaman maddenin esaretine girmeyi kabul etmemişti. Zincir kabul etmeyen hür bir yüreği vardı. Arıyla namusuyla pırıl pırıl tertemiz bir hayat sürdü ve yüz akıyla bu âlemden öteki âleme intikal etti.

Ahmet Yesevi’den bir nefesti

Maneviyatı çok yüksekti. Sanki nefes alırken Orta Asya’dan, Ahmet Yesevi toprağından gelen bir havayı içine çekiyor gibi bir hali vardı. Sanki içinde sürekli ağlayan, hiç susmayan bir insan vardı. Hüznün yoldaşı olmuş, şair gibi yaşamış, şair gibi ölmüştü.

İki sene önce vefat ettiğini duyduğumuzda, hem aramızdan ayrıldığı için üzülmüş hem de dünyanın ucuz işlerine bulaşmadan bu âlemden kurtulduğu için hüzün içre bir mutluluk hissetmiştim.

Olcay Yazıcı Zeytinburnu’nda anıldı

Geçtiğimiz günlerde vefatının ikinci yılı münasebetiyle Zeytinburnu Kültür Merkezi’nde bir anma toplantısı yapıldı. Programı Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinden gelen telefon vesilesi ile öğrendim. Sağ olsunlar nezaket gösterip, bizi de bu programa davet ettiler. Olcay Yazıcı ismini duyar duymaz akşam vakti programın yapıldığı salona doğru heyecanla gittim.

Salonda her zaman gördüğümüz, tanıdığımız sevdiğimiz ağabeylerimiz, kardeşlerimiz, bir de diğer izleyicilerle birlikte merhumun aile efradı vardı. Çok takdir ettiğim için söylemeden geçemeyeceğim; merhumun çarşaflı hanımı, İslam kıyafetlerindeki kızları ve Mücahit nuru taşıyan erkek evladı da oradaydı. Diğer akrabaları ile beraber bu aileyi gördüğüm zaman, Müslüman sadeliğini, temizliğini, asaletini onlarda hissettim. Ailesinin de merhumun kendisi gibi iyi ve Hak yoluna bağlı bir aile olduğu besbelliydi.

Olcay Yazıcı anmaİlk Mehmet Nuri Yardım konuştu

İlk olarak merhum Olcay Yazıcı’nın Türkiye gazetesindeki eski mesai arkadaşı yazar Mehmet Nuri Yardım merhumu anlattı. Konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye gazetesi Cağaloğlu’ndaydı. Kültür sanat servisini tam kapının dibine bir yere koymuşlardı. Diğer servisler, ekonomi, haber, spor daha muteber görülüyordu. Gazete ortamı olduğu için kapı sürekli açılıp kapanıyor, bunun için de hava akımı oluyordu. Bunun için Olcay Bey ile ben sürekli hasta oluyorduk. Sonra bizi küçük bir odaya aldılar çok şükür...”

Merhum Olcay Yazıcı’nın iyi bir şair olmasının yanı sıra iyi bir insan da olduğunu söyleyen Mehmet Nuri Yardım, Olcay Bey’in yaşlı başlı yazarlara yaptıkları ziyaretlerde mutlaka yanlarında olduğunu ifade etti. Merhumun yeri geldiği zaman öfkelendiğini fakat onda sevgi ve vefa duygusunun daha ağır bastığını söyleyen Mehmet Nuri Yardım; “İnancımız gereği öncelik sevgi ve vefanındır. Birbirini sevmeyen insanlar iyi sanat da yapsalar bence muteber değildir” dedi.

Yüzüne söyler, arkadan konuşmazdı

Mehmet Nuri Yardım’dan sonra konuşan şair Bestami Yazgan, merhum ile Eskader’in kuruluş yıllarında yakın münasebetleri olduğunu ifade etti. Merhumun çok dikkat çeken bir vasfını şu cümlelerle ifade etti: “Benim merhum Olcay Yazıcı ile ilgili tespitim şudur: Gördüğü yanlışı, o yanlışlığı yapanın yüzüne söyleyecek kadar sert, ama arkasından konuşmayacak kadar mert birisiydi.” Hakikaten de Bestami Yazgan’ın bu tespiti, hedefi tam on ikiden vuran bir tespittir. Gerçekten de merhumda kulis olayı yoktur, bu yönüyle nadide bir insandır.

Ateşi Uyandıran Şiirler’i bastık

Bestami Yazgan’ın konuşmasının ardından merhumun bazı kitaplarını yayınlayan Boğaziçi Yayınları’nın yöneticisi Gazi Altun bir konuşma yaptı. Merhumun Sürmene’de duramayan, daha büyük bir yere gitmeliyim diye düşünen ve İstanbul’a gelen bir şair olduğunu söyleyen Gazi Altun şunları söyledi: “Merhumu Türk Edebiyatı Dergisi’nde yazı işleri müdürlüğü yaptığı sıralardan beri tanıyorum. Vefatından bir ay önce bana Boğaziçi Yayınları’nın sahibi merhum Ergun Göze’ye bir kitap emanetinin olduğunu, artık o emaneti bana yüklediğini söylemişti. Biz de bu kitabı vefatından sonra basabildik. Ateşi Uyandıran Şiirler adı ile çıktı. Sonra merhumun akrabaları Bulut Çocuk adı altında bir dosya daha bana ulaştırdılar, biz onu da çıkarttık.”Olcay Yazıcı anma

Özcan Ünlü Bey dersine çalışmış

Gazi Altun’dan sonra Özcan Ünlü bir konuşma yaptı. Merhumun şiir anlayışı ve karakteri üzerinde ciddi tespitler yapan Özcan Ünlü, merhum ile tanışıklığının 1987 yılına dayandığını, Mehmet Nuri Yardım ve Olcay Abi ile birlikte Türkiye gazetesinde çalıştığını, onunla uzun yıllar şiir festivallerine beraber gittiğini ve son olarak Kültür Dünyası dergisini beraber çıkarttıklarını söyledi.

Aynı zamanda onun iyi bir çocuk şairi olduğunu hatırlatan Özcan Ünlü, merhum Ahmet Kabaklı’nın Olcay Bey’i geleneğe bağlı çağdaş Türk şiirinin öncülerinden biri olarak gördüğünü ve bu tespitinin de çok önemli bir tespit olduğunu söyledi.

Serbest şiire karşıydı

Erguvan Uğultusu kitabının başucu kitaplarından birisi olduğunu söyleyen Özcan Ünlü onun şiiri ile ilgili olarak şunları söyledi: “Bu kitap onun ilk şiir kitabı olmasına rağmen bu kitapta poetikasını yazmış ender şairlerden biridir Olcay Yazıcı… Aynı zamanda şiirleri hakkında en çok yazı yazılan şairlerden biridir. İlk şiiri 20 yaşındayken yayınlanmıştır. Olcay Yazıcı serbest şiire karşıdır. Türk şiir geleneğinde serbest şiirin olmayacağını, şiirin ‘disipline edilmiş söz’ demek olduğunu düşünmektedir. Onun şiirlerinin sosyal mistik bir öfkenin entelektüel tezahürü olduğunu söyleyebiliriz. Ve onun bir özelliği de şiirlerinde düşünceye ve fikre çok önem vermesidir. Şiirlerinde hiçbir zaman hamasi bir ögeye rastlayamazsınız.”

Edebiyat pazarlamacısı değildi

Merhum Olcay Yazıcı’nın üzerinde durulması gereken üç özelliğinin hassaslığı, kırılganlığı ve titizliği olduğunu söyleyen Özcan Ünlü, bu unsurların onun şiirine de yansıdığını ifade etti.

Zannımca toplantının en anlamlı tespitini de yine en doyurucu konuşmayı yapan Özcan Ünlü yaptı. Bir şair olarak Özcan Ünlü’nün merhumun pazarlamacı şairlerden olmadığını ifade etmesi bana göre son derece anlamlıydı. Merhum Olcay Yazıcı’nın; “Bir insanın hem iyi bir entelektüel hem iyi bir pazarlamacı olması mümkün değildir” sözünü nakleden Özcan Ünlü bu konuda şunları söyledi: “Merhum Olcay Yazıcı, edebiyat pazarlamacılığına sonuna kadar karşı çıkmış bir adamdır. Eğer öyle olmasaydı Olcay Yazıcı çok popüler, çok tanınan, çok satılan birisi olurdu. O, edebiyatı bir piyasa aracı olarak kullanmadı.”

Herkes ölür, biz de öleceğiz!

Özcan Ünlü’den sonra merhumun dostlarından Mahmut Bıyıklı bir konuşma yaptı. Merhumun konuşmalarına; “Herkes öldü, biz de öleceğiz, öyleyse şu yalan dünyada gıybet etmeye, yalan söylemeye, dik durmaktan vazgeçmeye gerek yok” diyerek başladığını ifade eden Mahmut Bıyıklı şunları söyledi: “Olcay Yazıcı’da namaz her zaman birinci önceliktir. Eğer Olcay Yazıcı bir mecliste durağan bir vaziyetteyken hareketlenme haline geçmişse namaz vaktinin girdiğini anlardınız. Bir meclise girdiğinde beş dakikada yeni tanıştığı insanlarla kaynaşırdı.”

Nidayi Sevimİçimden amin derdim

Ardından söz alan tarihî mezar taşlarımızın emekçisi araştırmacı yazar Nidayi Sevim de şunları söyledi: “Ben onu namaz kılarken arkasından seyrederdim. Hız çağında yaşamamıza rağmen o hiç acele etmezdi, namazdan sonra da oturur, dua ederdi. Ben de içimden amin derdim. Bir dönem maddi sıkıntılar çekti. Bir gün cebinde bir yüz lirası vardı, çocuğu olan bir arkadaşına o yüz lirayı zorla verdiğine şahidim.”

Benim ideolojim yok, senin de ağacın yok

Nidayi Bey’den sonra hikâyeci Şerif Aydemir mikrofonu aldı ve şu anısını paylaştı: “Onu kendi memleketim olan Elazığ’a götürmüştüm. Keban barajının etrafındaki arazilerin o kadar suya rağmen ağaçsız olduğunu görünce çok üzülmüştü. Bizim ilçenin ana caddesinde bekledi, gelip geçenleri durdurup; ‘Kaç ağacın var’ diye sormaya başladı. Bir genci buldu, ona bunu sordu. O da ne hissettiyse dedi ki; ‘Siz hangi ideolojinin adamısınız?’ Olcay Bey ona dedi ki: ‘Benim ideolojim yok senin de ağacın yok.’”

Program Zeytinburnu Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün konuşmacılara ve merhumun akrabalarına çiçek takdimi ile sona erdi. Bu vesile ile programa emeği geçen tüm herkese ve özellikle Zeytinburnu Belediyesi Kültür Müdürü Mustafa Aydın’a katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 31 Ekim 2012, 02:07
YORUM EKLE
YORUMLAR
Bestami Yazgan
Bestami Yazgan - 6 yıl Önce

Olcay kardeşimizi rahmetle, ona vefa gösterenleri de saygıyla anıyoruz.

Nidayi Sevim
Nidayi Sevim - 6 yıl Önce

Rahmetli Olcay ağabey için ne söylense, ne yapılsa azdır. Haberi yapanı, yayınlayanı, okuyanı tebrik ediyoruz. Eyüpsultan'dan selam ve dua ile...

alper ulusu
alper ulusu - 6 yıl Önce

vefanın en güzel örneklerinden biriydi. bu tür etkinlikler çoğalmalı bence,emeği geçenlere teşekkür ediyorum

banner8

banner19

banner20