O, Kur'an'ı meydanlara, gökdelenlere taşıdı

İstanbul’da İslamî çalışmalarını sürdüren Kur’an Nesli Kültür Merkezi, 'İslamî Bilinçlenme Sürecinde Ercümend Özkan’ın Rolü' başlıklı bir panelin organizatörlüğünü yaptı. Panel, Bayrampaşa Belediyesi Kültür Salonu’nda gerçekleştirildi. Fatih Pala yazdı.

O, Kur'an'ı meydanlara, gökdelenlere taşıdı

 

 

Kimi insanlar vardır, yaşadıkları zamana damgalarını vururlar. Beraber aynı havayı soludukları halde, insanlardan daha farklı yürüyüş sergilerler. Doğru bildikleri ilkeler üzerinde asla taviz vermeden hayat sürerler. Onlar için tek ve en önemli olan şey, değerleridir; o değerleri uğrunda mücadele vermektir ve inandıklarının davasını dönmemecesine gütmektir.

Yaşadığı müddetçe hep tevhid akidesine vurgu yapan ve şirkin amansız düşmanı olan rahmetli Ercümend Özkan, bu özelliklere sahip bir mümindi. O vefat ettiğinde ben, henüz on üç yaşımın günlerini sayıyordum. O günlerimi, pek çok şeyden olduğu gibi, Müslümanca anlayış ve yaşayıştan da habersiz olarak geçirdiğimden, daha sonra tanıyacaktım Ercümend Özkan’ı ve daha nice dava adamlarını. 23 Ocak 1938’de gözlerini ve tüm hücrelerini açtığı dünyaya, 24 Ocak 1995’te verdiği son nefesiyle veda etmiş ve hakikî yurduna selam vermişti Ercümend Özkan. İstanbul’da İslamî çalışmalarını sürdüren Kur’an Nesli Kültür Merkezi, 25 Ocak 2014 Cumartesi günü, “İslamî Bilinçlenme Sürecinde Ercümend Özkan’ın Rolü” başlıklı bir panelin organizatörlüğünü yaptı. Panel, Bayrampaşa Belediyesi Kültür Salonu’nda gerçekleştirildi.

İktibas Dergisi onun için dönüm noktasıydı

Panel’in yöneticiliğini yazar Şükrü Hüseyinoğlu yaparken, panel sunumları ise Ercümend Özkan’ın en küçük oğlu olan Tarık Özkan’a ve “Haberlerin Ağında Mehdi”, “Kur’an’a Göre Şefaat” ve “Abant Konsili” kitaplarının yazarı Mehmed Durmuş’a tevdi edildi. Tarık Özkan, genel olarak rahmetli dava adamının hayat tecrübelerini paylaştı dinleyicilerle. Mehmed Durmuş da, siyasî ve usulî konulardaki düşünceleri üzerinde durdu. Her iki panelist de sunumlarının hakkını verdi ve dinleyici kardeşlerine verimli dakikalar yaşattı. Sunumlar öncesinde, Ercümend Özkan’ın hayatını ve mücadelesini özet olarak yansıtan bir vtr (video) izletildi. Bu vtr’de tevhidî bilince ermesinden, o bilinci dava edinmesinden, bu uğurda yaşadığı meşakkatlerden, bin bir zorlukla da olsa, her ay düzenli olarak çıkardığı İktibas Dergisi’nden, dergide yazdıklarından ve kitaplarından pasajlar verildi.

Şükrü Hüseyinoğlu, kısaca neden böyle bir panelin gerçekleştirdiklerini ve tercihlerinde neden Ercümend Özkan’ın olduğunun gerekçelerini izah ettikten sonra, sözü panelistlere bıraktı. İlk sözü alan Tarık Özkan, babasının çok zor şartlar altında gençlik dönemini geçirdikten sonra üniversite tahsilini yaptığını, muazzam bir okuma sevdalısı olduğunu, sistem karşıtı görüşlerinden ötürü yıllarca zindanları arşınladığını, İktibas Dergisi’nin onun için dönüm noktası anlamına geldiğini, faaliyetlerinin yoğunluğundan çoğu zaman evdeki çocuklarını ancak uyurlarken görebildiğini, ağır sağlık sorunları olduğu halde Müslümanlığının verdiği sorumluluklar gereğince sohbetler yapmaktan, konferanslar, paneller vermekten hiçbir zaman geri durmadığını belirtti.

Babasının “İslam Partisi” kurma serüveninden bahis açan Tarık Özkan, şunları ifade etti: “İslam Partisi, seçimlere girmek kastıyla oluşturulmamıştı. Tamamıyla içeriği ve tüzüğü Kur’an’a, vahye, Allah’ın Rasulü Muhammed aleyhisselam’ın örnekliğine dayanan ve bu haliyle de mevcut rejimin hiçbir kurumundan onay alması, resmiyet kazanması mümkün olmayan bir girişimdi İslam Partisi. Aynı zamanda, kendilerini İslamî olarak gören partilere de bir ders vermeyi ve tevhidin, Hakk’ın, adaletin yanında olup şirkin, batılın ve zulmün karşısında yer alanların, İslamî söylemlerinin ancak böyle olabileceğini göstermeyi amaçlamıştı. Tabi bu girişimini icra etmesine fırsat verilmedi.”

İkinci panelist Mehmed Durmuş’a sözü vermeden önce Ercümend Özkan’ın hadis-i şeriflere yaklaşımıyla ilgili insanların genel algısının yanlış olduğunun altını çizen Şükrü Hüseyinoğlu, şöyle devam etti: “Ercümend Özkan, ‘Namazı neye göre kılıyorsak, siyaseti de ona göre yapmalıyız!’ derdi. Namazımızı Allah Rasulü’nün örnekliğiyle/sünnetiyle kıldığımıza göre siyasetimizi de, mücadelemizi de o şekilde gerçekleştirmeliyiz, düşüncesindeydi. O sünnete çok önem veren ve bağlı olan birisiydi.”

O, Kur’an’ı meydanlara, bulvarlara, gökdelenlere, başkentlere, medyaya taşıdı

“Biz, burada Ercümend Özkan’ı anmıyoruz. Bu programda biz, onun düşüncelerini, fikrini, zikrini, siyasetini ve mücadelesini konuşuyoruz. Zaten hep bu yapılmalıdır böylesi etkinliklerde.” diyerek konuşmasına “Bismillah” diyen Mehmed Durmuş, vahiyle muhatap olanların kişilerle ilgilenmemesi gerektiğini, kişilerin ikinci-üçüncü planda olacağını, Ercümend Özkan’ın anlayışına ve çizgisine ihtiyacımızın olduğunu, ama bunun kesinlikle Ercümend Özkan’ı tekrar etmek şeklinde olmaması lazım geldiğini, tekrarı bırakın, bilakis yeni Ercümend Özkanların çıkması gerektiğinin önemine dikkat çekti.

Mehmed Durmuş, Ercümend Özkan’ın aynasından kendimize ve bugüne bakmamızın bizlere kazanç getireceğini söyledi ve ekledi: “Ercümend Özkan, Kur’an’ı asılı olan duvarlardan indirip tozunu-isini silkti onun bir anlamda. O, Kur’an’ı meydanlara, bulvarlara, gökdelenlere, başkentlere, medyaya taşıdı. İslam’ın yeniden Allah Rasulü zamanındaki gibi algılanması için çabaladı. Benim kanaatime göre, o bunu başarmıştı. O’nun yaptığı doğruları sahiplenmemiz, eğer varsa yanlışlarını terk etmemiz gerekir. Ve öyle ki, Ercümend Özkan’ı geçecek, geçmek isteyecek öncü nesiller çıkarabilmeliyiz günümüzde.”

Mehmed Durmuş’a göre Ercümend Özkan, İslam’ı doğru anlamış, Kur’an ve sünnete bakışı, İslam’ın geneliyle ilgili yaklaşımı, İslam’ın temel kavramlarına olan bakış açısı çok isabetliydi. O, mealciliğe karşıydı; hatta “Kur’an’ı anlamanın önündeki en yeni engellerden birisi, mealciliktir,” derdi. Durmuş, Müslümanların birbirlerini üzme ihtimalinden, Müslümanlar arasında fitne çıkar korkusundan ve birbirimize olan ihtiyacımızdan ötürü, konuşulmazsa olmayacak olan konuları konuşmamanın ve düzeltilmesi gereken yanlışları gündem edinmemenin yanlışlığından dem vurduktan sonra, sözlerinin devamını şu cümlelerle getirdi: “Evet, müminler olarak birbirimize gerçekten çok ihtiyacımız var. Ama şirk inancına ihtiyacımız yok. Batıl inançlara ihtiyacımız yok. Demokrasi, laiklik gibi unsurları ‘İslamdışılık’la tanımlayamıyorsak, daha çok yol kat etmemiz gerekiyor, demektir.”

Mehmed Durmuş’ta Ercümend Özkan’ın belirgin vasıfları, tavizsiz, uzlaşmasız ve dik duruş sahibi olması şeklinde anlam bulmuş. Peygamberlerin tevhid mücadelesinin günümüz sürdürücülerinden olarak, hayatını Rabbine ve davasına feda etmiş bir Müslüman aydın, düşünür, fikir adamı ve entelektüel olan Ercümend Özkan’ı yakınlarından dinlemek, tanımak ayrı bir lezzet vericiydi. Sağlığında edip eylediği iyiliklerden ve güzelliklerden dolayı Yüce Rabbimizin karşılığını, ona fazlasıyla vermesini niyaz ediyoruz.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 22 Şubat 2014, 15:35
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13