O kupürleri n'aptınız, kağıt hamuru mu?!

Orada neler neler vardı: 1950’li yılların gazetelerinden kesilmiş ve kartonlara yapıştırılmış kupürler, tomar hâlinde yazı dizileri, özel sayılar, fotoğraflar, el yazısı örnekleri, anma programı davetiyeleri..

O kupürleri n'aptınız, kağıt hamuru mu?!

 

Ankara Millî Kütüphane’de bir zamanlar kupür derlendiğini ve bunların zarflarda ve klasörlerde muhafaza edildiğini biliyor muydunuz? Bu zarflar ağırlıklı olarak gazete kupürlerinden oluşuyor ve bir kısım dergi yazıları da burada yer alıyordu.

Millî Kütüphane’de BYG KUP ZRF

İlgilenen herkes bilir ki, Millî Kütüphane’nin devasa katalogu ‘online’dır ve dolayısıyla internet üzerinden taranabilir. Evvelce Türkiye’de basılı hemen her şeyin girmiş olma ihtimali bulunan (kesinlikle girmiştir diyemiyorum) bu kütüphanenin online katalogunu tararken arada bir gözüme “BYG KUP … ZRF” (nokta noktalı kısımda bir rakam yer alır) kısaltmaları takılır, bu rumuzların yanında da genellikle bir yazar adı bulunurdu.Milli Kütüphane

İlk bakışta anlaşılmayan bu kısaltmalar üzerinde ilk kez Hece dergisi için hazırladığım Necip Fazıl Kısakürek Bibliyografyası vesilesiyle bir sondaj girişiminde bulundum; Millî Kütüphane’nin o klasik iki nüsha ve israf edilmeden doldurulması yönünde bir uyarısı bulunan fişlerini doldurdum ve Süreli Yayınlar gişesine verdim. Normalde yarım saat olan ve fakat 45 dakikaya kadar uzayabilen sürenin bitmesini bekledim ve ismime seslenildiğinde gişeye doğru heyecanla seyirttim. Vardığımda aldığım cevap, bu kupürlerin Süreli Yayın bölümünde bulunmadığı, görmek istiyorsam Atatürk Belgeliği bölümünü teşrif buyurmam gerektiği yönündeydi. Belgeliğin yeri de tarif edilince bir aktarma koridorundan Kütüphanenin idarî bölümüne geçtim ve Belgeliğin bulunduğu kata ulaştım. Konuyla ilgilenen görevlilerin şaşkın tavırları arasında fişi uzattım ve beklemeye başladım. Nitekim zaten pek uğrayanı olmayan bu Belgeliğin ilgilileri tarafından kısa bir süre sonra kupür zarf ve dosyaları önüme konuldu.

Açıl susam açıl!

Tanrım! Bu neydi böyle?! 1950’li yılların gazetelerinden kesilmiş (Online katalogda “1952’den günümüze gazete haber ve makalelerinde, Önemli Kişiler Hakkındaki yazılar” kaydı var) ve kartonlara yapıştırılmış kupürler, -bazen- tomar hâlinde yazı dizileri, özel sayılar, -yine bazen- fotoğraflar, el yazısı örnekleri, anma programı davetiyeleri, neler neler…

Hazırladığım Mehmet Âkif, Yahya Kemâl, Necip Fazıl, Tanpınar, Nazım Hikmet ve en son Kemal Tahir bibliyografyaları için bu kupürler, başka hiçbir yerde bulamayacağım görece zengin bir yazı birikimi sunmuştu. Elbette aradığınız her yazar için derleme zarf ve dosyaları yoktu; Cahit Zarifoğlu, Cemil Meriç ve Rasim Özdenören’e zarf ayırmamıştı Millî Kütüphanemiz meselâ. Fakat bulunanlar, araştırmacılara çok dikkat çekici malzemeler sunuyordu ya, buna da şükürdü tabii. Üstelik çoğunlukla ellili ve altmışlı yıllarla sınırlı bir derleme çalışmasıydı bu (Çok yeni ünlüler için de zarflar açıldığı vâki ise de). Ama zaten o yılların gazetelerine ulaşmak, hele sayfa sayfa gazete taramak çok zor ve zahmetli değil miydi? İşte bu kupürler o zahmetten kurtarıyordu insanı ve sınırlı bir zaman aralığı için de olsa heyecan verici malzemeyi önünüze seriyordu. Zaman aktıkça da bu kupürlerin kıymeti artacaktı.

Milli KütüphaneZarfların sunduğu bâkir malzeme

Örnek mi istiyorsunuz? Efendim bendeniz, Mehmet Âkif’in oğlu Emin ile Tercüman gazetesinde yapılmış bir röportajı burada, Mehmet Âkif zarflarında buldum ve bu röportajdan çok önemli bir ayrıntıya ulaştım: Millet gazetesinde babasıyla ilgili hâtıralarını yayınlayan Emin Âkif, bu röportajda hâtıralarını bir deftere kaydettiğini ve bunlara “Orta Çiftlik” adını verdiğini söylüyor ve gazeteci Kenan Akın da Emin’i bu defterden bir bölüm okurken görüntülüyordu! Netekim bu metin Emin Âkif’in hâtıraları kitaplaşırken, son bölümde iktibas edildi (Babam Mehmet Âkif, Emin Âkif Ersoy, Kurtuba Kitap Y., 2. b., İstanbul 2011, s. 109-111). Yoksa nereden gelsin aklımıza Tercüman’da böyle bir malzemenin bulunduğu…

‘Bu yetmez, başka bir örnek daha ver!’ mi diyorsunuz? Efendime söyleyeyim, Asaf Hâlet Çelebi’ye tahsis edilmiş tek zarfta şairle yapılmış bir kurgu-röportaj buldum ve Yapı Kredi Yayınları’nca derlenen Bütün Yazıları’nda ve Hece’nin Âsaf Hâlet Kitabı’nda yer almayan bu röportajı bir girişle birlikte yayına hazırlayıp Tûtî edebiyat dergisine verdim. Gerçi vaat ettikleri zaman dilimi geçtiği hâlde hâlâ yayınlanmadı ama sonuçta Âsaf Hâlet’le yapılmış –birisi Rumca bir gazeteden olmak üzere– çeşitli süreli yayınlardaki röportajlardan derlenmiş bu ‘bir nevi kurgu’ röportajı yayına hazırlamış oldum.

Kupürler bibliyografik taramalara destek

Bibliyografik taramalarda insanı en çok zorlayan süreli yayın türü gazetedir. Zorlar, çünkü sayfa alanı geniştir ve göz, bu geniş sayfa alanı üzerinde daha zor gezinebilir; daha uzun bir süre harcar. Yani gazete sayfaları, küçücük dergi sayfalarına oranla çok daha fazla yorucudur. Bu sebeple -özellikle bizim ülkemizde- gazete taramaları genellikle es geçilir (Kim uğraşacak..). Bu duruma Millî Kütüphane’nin bizzat kendi yayınladığı bibliyografyalar öncelikle âdil birer şahittir (Söz konusu bibliyografyalar sadece dergi yazıları barındırır). Söylemek zait kaçar ama söyleyelim; kupür derleme merkezi tarafından zamanında derlenmiş gazete yazıları araştırmacılar için büyük kolaylık sağlar. Millî Kütüphane bu işlemi kurulduğu yıllardan itibaren düzenli bir biçimde yapabilseydi okuyucular için öyle zengin bir birikim kazandırırdı ki kültür dünyamıza, paha biçilemezdi. Ama ne yazık ki sadece ellili ve altmışlı yıllarda yoğunlaşan bir çalışma olmuştur bu. Buna rağmen büyük bir önemi haiz idi bu kupürler.

Kupürlerin başına gelenlerMilli Kütüphane

Kupürlerden söz ederken baştan beri hep geçmiş zaman kipi kullanmam dikkatinizi çekmiştir sanırım. Bunun bir sebebi var:

Efendim, Belgelikteki bu kupürlerden en son Hece’nin “Kemal Tahir Özel Sayısı”nı tararken yararlanabilmiştik. Millî Kütüphane’ye bu amaçla gittiğimizde Atatürk Belgeliği bölümünden; “Kupürlerin artık kendilerinden çıktığı ve nerede olduğunu da bilemedikleri” cevabını alınca ufak çaplı bir şok yaşadık önce. Acaba nereye giderdi bu kupürler? Yer yarılıp da yerin dibine geçecek değildi ya… O yetkili senin bu yetkili benim dolaşırken, insaf sahibi bir görevli bizi ‘oraya’ götürdü. Aynı katta ufacık bir odaya hiçbir tasnif esası gözetilmeden istif edilmiş boynu bükük zarflar karşımızdaydı. İçlerinden Kemal Tahir zarflarını bulduk bulmasına ama, iğneyle kuyu kazar gibi bir çalışmadan sonra… O görevli de olmasa gözümüz yılacak ve bulamadan çıkacaktık sanırım odadan.

Geçenlerde de hazırlamakta olduğumuz Namık Kemal Bibliyografyası için oradaydık. Efendim beterin beteri varmış: bu kez kupürler gerçekten yer yarılıp yerin dibine geçmiş durumdaydı. Kesin böyleydi; çünkü bu kez kupürleri ucundan bile olsa görmemiz mümkün olmadı. Neymiş efendim; ‘bu kupürlerdeki yazılar, çoktan kitaplara girmiş’, ‘artık bunlara ihtiyaç kalmamış’, herkesin bildiği şeylermiş bunlar. Ama başta da belirttiğimiz gibi bu zarflar ağırlıklı olarak kupür barındırıyorsa da bunun dışında bir kısım mektup, resim-fotoğraf, el yazısı örnekleri vs. de barındırıyordu. E hiç değilse bunlar ayıklansaydı…

Online katalogda kupür kayıtları gizlendi mi?

Şu an Millî Kütüphane’nin online katalogunda BYG KUP ZRF kaydı yazarın adıyla birlikte çıkmamaktadır; bir nevi ‘gizlenmiş’ durumdadır. Arama motoruna “Namık Kemal BYG KUP ZRF” yazdığımızda önce hiçbir şey gözükmedi ve bu durumda Millî Kütüphane zarflarında Namık Kemal kupürleri bulunmadığı kanaatine vardık hâliyle. Hâl şu ki daha önce hep böyle arardık ve aradığımızı da bulurduk. Fakat biraz ısrarla deşeleyince katalogu, bir yerlerden çıkıverdi kayıtlar: meğer iki adet Namık Kemal Zarfı varmış Millî Kütüphane’de. Ama eskiden olduğu gibi okuyucunun bu kayıtlara ilk tıklayışta ulaşabilmesi mümkün değil. Bulsanız bile neye yarar ki, bizim gibi eliniz boş ve kös kös döneceğiniz kesin.

Şu an elimizde zamanında bu kupür zarflarından fotokopilerini aldığımız malzemeyle kalakalmış durumdayız. Böyle bir gelişme olacağını bilsek, birçoğunu alırdık elbette. Nazm: “Elimde kaldı yazık; çiçeklerimle mendil…”

Millî Kütüphane’ye Çağrı

Sayın yetkililer, n’olur bu kupürlere kıymayın. Onları kâğıt hamuru olmaya göndermeyin (eskiden Seka’ya denirdi, şimdi nereye gönderiliyor bilmiyorum). Bunların içinde kupür dışında da kıymetli malzeme var; bari bunları atmayın. Kupürlerin hiç değilse derlenmiş olanlarını -belki kendi içinde bölümlere ayırarak- tıpkıbasım yoluyla kitaplaştırın. Bu hususta İsmail Kara ve Fulya İbanoğlu’nun birlikte hazırladıkları Sessiz Yaşadım: Matbuatta Mehmet Âkif 1936-1940 (Zeytinburnu Belediyesi, İstanbul 2011, 797 s.) künyeli çalışma örnek teşkil edebilir.

Elinizdeki hazinenin kıymetini bilin; bu çalışmalardan istifade edebilecek vatan evlâtları bulunduğunu göz ardı etmeyin lütfen. Veyahut bunları gönüllü olarak alabilecek bir müesseseye devredin de vebalden bir miktar da olsa kurtulun…

 

Yusuf Turan Günaydın dikkat çekti

Milli Kütüphane

Güncelleme Tarihi: 26 Mart 2012, 08:49
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13