N.Fazıl'a da İstiklal Marşı yazdırılmış

Necip Fazıl Kısakürek, Ayasofya Camii ile ilgili konuşmasında 'Bekleyin gençler! Biraz daha yağmur yağsın. Sel yakındır' der.

N.Fazıl'a da İstiklal Marşı yazdırılmış

 

Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde Sami Seyhani Derneği tarafından düzenlenen Üstad Necip Fazıl Kısakürek panelinde dinleyicilerin çoğunluğunun gençlerden oluşması Üstad’ın Büyük Doğu davasının sahiplenildiğini gösteriyordu.

Paneli Prof. Dr. Mustafa Uzun yönetti. Konuşmacılar ise Mehmed Niyazi, Mustafa Miyasoğlu ve Muzaffer Doğan idi. Mustafa Uzun, panelistlerin konuşma aralarında Necip Fazıl’ın eserlerini Türk-İslam edebiyatı açısından değerlendirdi. İlk konuşmacı Mustafa Miyasoğlu, üstadın pek değinilmeyen tiyatro yazarlığı yönünü anlattı.

Büyük Doğucular ancak bir minibüsü doldururNecip Fazıl

Miyasoğlu’nu bir gazeteci arayıp Üstad’a ilginin neden bu kadar arttığını sormuş. Mustafa Bey şu cevabı vermiş: “Necip Fazıl’ın Büyük Doğu dergisi ve davası ile özetlediği bir ideali vardı. O ideal artık Türkiye’nin gündemine biraz daha yerleşiyor ve o yüzden ona ilgi artıyor.”

Üstad’ın konferanslarının benzeri az görünen bir şölen olduğunu söyleyen Miyasoğlu, “Eğer Üstad olsaydı bu salonun üç misli kalabalık olurdu. Üstad 3 saat konuşurdu. Ayaktakiler bile yılgınlık göstermezdi.” dedi. Ayrıca zaman zaman Üstad’ın konferanslarında binlerce kişiye hitaben, “Bu nasıl iştir? Benim bu şehirde dergim 50 tane satılmıyor. Benim jestime, mimiğime bakmak için mi geliyorsunuz? Nasıl insanlarsınız!” diye serzenişte bulunduğunu; devamında da “Bu kadar kalabalık olduğumuza bakmayın, biz Büyük Doğucular en fazla bir minibüsü doldururuz.” dediğinde salondaki herkesin alkışladığını söyledi.

Üstadın 15 piyesinden beş tanesinin her zaman oynanabilecek eserler olduğunu, bu eserlerin metnine hiç dokunmadan dünyanın her sahnesinde oynanabileceğine değindi Miyasoğlu. Bize bizi bulduran, insanı düşünmeye sevk eden bu beş eser: Bir Adam Yaratmak, Para, Parmaksız Salih, Reis Bey, Püf Noktası.

İlk şiirlerinde bile mistik özellikler vardı

Prof. Dr. Mustafa Uzun, Üstad’ın şiirlerinin önceleri melâhî olduğunu, sonraları ise ilahi olduğunu vurguladıktan sonra şunları söyledi: “İlk şiirleri her ne kadar lirik olsa da onlarda bile mistik özellikleri vardı. Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanıştıktan sonra, kendisinde var olan mistik düşünce daha tasavvufî, daha mistik duygulara dönüştü. Allah demenin yasak olduğu 1930-40’lı yıllarda nesiller Üstad’ın şiirleri ve yazılarıyla dinî havayı soludular. Dinî heyecanların farkına vardılar. Gençken Üstadın sözlerini ve şiirlerini defterlerimize kaydeder, ezberler, yeri geldiğinde muhatabımızı susturmak için kullanırdık.”

Bir bakarsınız Ayasofya açılıverir

Diğer panelist Muzaffer Doğan, Necip Fazıl’ın Ayasofya Camii ile ilgili bir konuşmasında, “Bekleyin gençler; biraz daha yağmur yağsın, sel yakındır” dediğini aktardıktan sonra, “Belki de bir bakarsınız şu günlerde Ayasofya açılıverir.” dedi.

Doğan’ın anlattığına göre Büyük Doğu’nun kapakları da ayrı bir güzellikmiş. Derginin içeriği kadar kapağı da merakla beklenirmiş. Bir kapakta Başbakan Günaltay’ın gözlüklü bir resminin yanına, gözlüklü maymun resmi konuyor ve altına da “Başbakan ve benzeri” yazıyormuş mesela. Muzaffer Doğan, Üstad ile ilgili bazı anekdotlara da yer verdi konuşmasında… İşte onlardan bazıları:

Necip FazılNeden Büyük Doğu?

Büyük Doğu adı şuradan geliyormuş: Falih Rıfkı Atay ve Atatürk’ün etrafındaki bir grup, İstiklal Marşı’nın devri ifade etmediğine Atatürk’ü ikna ederek yeni bir maaş yazması için Necip Fazıl’a müracaat ederler. Üstad, marşı yazar ama marş Atatürk’ün eline ulaşmaz. Marşın içindeki “Doğsun Büyük Doğu, benden doğarak!” mısraı dergi için isim olur.

Necip Fazıl, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde ve Robert Koleji’nde dersler veriyordur. Devrin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel derginin tam bir muhalefet olduğunu görünce Üstad’a, yayıncılık ve hocalık arasında bir tercihte bulunması gerektiğini söyler. Üstad ise, “50 kişilik üniversite amfisindense vatan çapında hocalığı tercih ederim.” diyerek hocalığı bırakır.

Gazeteci Avni Özgürel, bir gün Üstad’ın evine kadar gider ve evinde kitap görmez. Üstad’a, “Evinizde hiç kitap göremiyorum. Sizin için kitap okumaz derlerdi, demek ki doğru.” der. Üstad’ın cevabı şöyledir: “Çocuk! Hiç süt emen bir inek gördün mü?”

Üstad, Nazım Hikmet’i cezaevinde ziyaret ettiğinde neler yaşandı?

Mehmed Niyazi’nin konuşmasını ise salondakiler bazen tebessüm ederek bazen kahkahalarla dinlediler. Mehmed Niyazi'ye göre Allah Necip Fazıl’a torpil geçmiştir. Üstad hem nesir ustası hem şair hem hatiptir. Üçünün bir araya geldiği tarihte görülmemiştir.

Mehmed Niyazi Özdemir’in aktardığı anekdotlardan birkaç tanesi şöyle:

Üstad, Nazım Hikmet’i cezaevinde ziyaret gider. Nazım Hikmet Üstad’ı “Meleklerin hocası hoş geldin.” diye karşılar. (Meleklerin hocası şeytandır) Üstad lafın alında kalmaz, “Hoş bulduk Asiye’nin kocası (Firavun)” diye karşılık verir.

Devrin başbakanı Şükrü Saraçoğlu, CHP İstanbul İl Başkanını Necip Fazıl’a gönderir. “Bizim aleyhimize yazma, sana 100 bin lira veriyoruz” der. O zamanlar İstanbul’da en lüks daire fiyatı 30 bin liradır. Gelen kişiden bu vaadi için yazılı belge ister. Yazılı belge verilir. Bir sonraki Büyük Doğu’nun kapağı, “Satılık adam arıyorlar” diye çıkar. O yazılı belge de kapaktadır.Necip Fazıl Toptaşı Cezaevi

Üstad, Toptaşı Cezaevi’nden çıkacağı gün bir minibüs kiralanır. Şakır şakır yağmur yağıyordur. Üstad eşine döner ve “Neslihan, dua et ki böyle yağmur yağıyor, yoksa izdihamdan içeri girmek zorunda kalırdık.” der. Biliyordur kimsenin gelmeyeceğini. Acıyı çeken o, teselliyi veren de odur.

Üstad, Mehmed Niyazi’ye bir kitap söz verir. Arkadaşı ile birlikte gideceklerdir. Mehmed Niyazi trafikten dolayı biraz geç kalır. Arkadaşı Süleyman ondan önce gitmiştir. Gittiğinde Üstad sinirden köpürüyordur: “Allah size kahretsin, estetiğe bak (Süleyman’ı göstererek); ben seninle mi cihanla mı boğuşacağım” der. Özdemir’e dönerek: “Balkonda dikiliyordum, karşımda bir mantar peydahlandı. Eve doğru geliyordu.” diye anlatır. Süleyman’ın boyu kısadır ve başında kocaman bir Meksika şapkası vardır. Koşarak kapıdan çıkarlar; Mehmet Niyazi Bey geriye döner ve “Üstadım bir daha gelelim mi?” diye sorar. Üstad da sinirli bir şekilde, “On beş gün sonra gelin” der.

 

Meryem Uçar Büyük Doğu minibüsünde yer almak ümidiyle yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Mayıs 2012, 10:57
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
akif ayhan
akif ayhan - 7 yıl Önce

İstiklal Marşı'na kavmiyetçi diyenlerin dikkatini, Büyük Doğu Marşındaki"Oğuz"a çekmeli. İslam Milleti'nin tarihini, ideolojisini vb bir tohum gibi içinde barındıran İstiklal Marşı'na, Büyük Doğu Marşı gibi soy davası güden, faşist bir marş yazılmasının sebebi iyi araştırılmalı ve bilinmelidir.

banner19

banner13