Neden o ifadeler 'sorun'la birlikte anılıyor?

İLEM'in düzenlediği Muhalefet Seminerleri’nin ilki Besim Dellaloğlu’nun 'Kavramsal Anlamda Muhalefet' serlevhalı konuşmasıyla başladı. Eyüp Sami Yavaş notlarını aktarıyor..

Neden o ifadeler 'sorun'la birlikte anılıyor?

İlmi Etüdler Derneği’nde (İLEM) başlamış olan Muhalefet Seminerleri’nin ilki Prof. Dr. Besim Dellaloğlu’nun “Kavramsal Anlamda Muhalefet” serlevhalı konuşmasıyla başladı. Dellaloğlu, muhalefet kavramının iktidardan çok daha önemli olduğunu, çünkü iktidarın Adem ile Havva’dan beri varolduğunu yalnız muhalefetin daha sonraları oluştuğunu söyledi. Henüz 1960’lı yıllarda ‘ileri demokrasi’ Amerika Birleşik Devletleri’nde zencilerin üniversiteye gidemediğinden bahseden Dellaloğlu, otobüslerin yalnızca arka kısmına oturabildiklerini, lokantada beyazların oturabileceği yerlereyse oturamadıklarını belirtti. Bu ABD’de bile muhalefetin ne denli tanınmadığını göstermesi açısından güzel bir örnekti gerçekten de.

Türkiye halkının temsil oranının da sorunlarına değinerek, ülke nüfusunda kadınların oranının %51 olmasına rağmen meclisteki temsillerinin yalnızca %3 olduğunu, bunun yanı sıra işsiz, Kürt, Alevi, işçi, başörtülü vd. grupların da oranları nispetince temsil edilmeleri gerektiğini, bunun yalnız pratikte kimi zorluklar getireceğini de konuşmasına ekledi. Tüm bu gruplar potansiyel muhalefet odaklarıdır ve insanları kendisi gibi yaşamayan insanların temsil etmeleri de pek tabii beklenemez.

İdeolojilerin bir vücuda girmesi partilerin üzerinden oluyor yalnız partinin seçmenlerinin her birinin ideolojileri birbirlerinden gayet farklı olabiliyor. Her seçmen ayrı bir düşünce ile partisine oy atmış olabiliyor. Yine aynı şekilde devletin 75 milyon farklı düşüncenin arasında çok iyi bir orta yolu, vasatı bulması gerekmekte. Anayasa ve yasalar da bir başka sorundur, 12 Eylül Anayasası, öyle olmamasına rağmen demokratik, tam katılımlı bir referandumla oluşturulmuş olsa dahi, bu; ona evethayır diyenleri bağlayacak bir durum olduğunu belirtti Dellaloğlu. O günden sonra dünyaya gelmiş bireyler bu yasa değiştirilinceye kadar buna uymakla mükelleftir ama hiçbirinin onayı veya reddi sorulmamıştır. Atalarının vaktiyle, o devrin şartları içerisinde verdikleri oyun neticesi ile yönetilmektedirler. Oysa devlet, içinde yaşayan bireylerin bir araya gelerek kurdukları, altlarına imzalarını attıkları bir yapıdır. Böylesi bir durumda ortada sözleşme görülmemekte, yalnız eski onaylanma halen daha sürdürülmektedir. Yine bu karşılıklı ahitleşmede bireylerin geri çekilme haklarının da bulunması gerekir zira ortada bir sözleşme varsa bir de sözleşmeden geri çekilme de olmalıdır. Bu konuda Çekoslavakya örneğini veren Besim Hoca, iki tarafın anlaşmaya vararak Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ayrılabildiğini ama aynı durumun ABD’de tam tersi şekilde işlediğini söyledi. Ekonomik durumu kötü olan güney eyaletleri ayrılma talebinde bulunduktan sonra kuzeyin buna müsaade etmeyip saldırıya geçmesi ve savaştan galip ayrılması neticesinde bugün ABD’nin oluştuğunu, yine aynı durumun İspanya ve Türkiye’de de benzer olduğunu dile getirdi.

Demokrasi de bir paradoksa sahip

İktidarın muhalefete bakışı asimilasyon, entegrasyon ve tanınma şeklinde olmuştur. Dünya bugün tanınma çağını yaşamaktadır. Somut örnek olarak da Türkiye’de yaşayan Kürtlerin durumu örnek olarak gösterilebilir. Devlet artık Kürtleri tanımıştır. Yalnızca Kürtler de değil, başörtülüler, Aleviler vesair. Bu terimler ile birlikte bir sorun kelimesinin ilavesi de eleştirilmelidir diyen Dellaoğlu, burda bir algı yanıltması durumu olduğunu söyledi. Çünkü Kürt, Alevi ve başörtüsü sorunları iktidar tarafından bir tanımlamadır. Kürt için Kürtlük, Alevi için Alevilik, tesettürlü içinse başörtüsü bir sorun asla değildir. Sorun iktidarın bakışındadır.

Kemalist iktidarın bitişinden sonra çevredekilerin merkeze yerleştiğini, 20-30 yıl önce muhalefette olanların artık iktidarda olduğunu da belirten Besim Hoca, demokrasinin de bir paradoksa sahip olduğunu ekledi. Bugün Almanya’da ırkçı partilerin kurulmasının yasak olduğunu, oysa bu görüşe sahip olan insanların da kendilerini temsil etme haklarının bulunduğunu belirtti. Şayet bir siyasi parti, iktidara geldiğinde demokrasiyi askıya alıp tüm partileri kapatacağını söylese dahi bu yine demokratik yollarla olup bu kesimin düşünceleri dikkate mi alınmalı (anti-demokrat olsalar dahi) yoksa demokrasiyi korumak adına bunlara yasak mı getirilmeli? Bu ikilemin batıda tartışıldığını ve iki taraftan da ciddi savunmaların geldiğini ekledi. Öğrencilerin kimi sorularının akabinde seminer nihayete erdi.

 

Eyüp Sami Yavaş haber verdi

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2014, 12:22
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26