Ne mutlu kendisine 'ağabey' dediklerimize!

Mustafa Kutlu Sempozyumu'nun bildirilerinin kitap haline getirilmesi vesilesi ile Yenikapı Mevlevihanesi'nde yapılan tanıtım toplantısına katıldım.

Ne mutlu kendisine 'ağabey' dediklerimize!

 

Akşama doğrunun kırmızıya çalan rengi Yenikapı Mevlevihane’sinin kapısına dayanmıştı…. Beyazlar içerisindeki Yenikapı Mevlevihanesi gayet güzel görünüyordu. Öğrendiğime göre bu külliye 1598 yılında Yeniçeri Baş Halifesi Malkoç Mehmet Efendi tarafından yaptırılmış. İstanbul’un en büyük Mevlevi tekkesiymiş.

Kimleri ağırlamamış ki…

Itri’yi, Dede Efendi’yi, Şeyh Galib’i misafir eden bu mekânın daha sonra başından türlü türlü işler geçmiş. Zamanın yıpratması yetmiyormuş gibi iki tane de yangın atlatmış. Derken otların işgali altında geçirilen uzun yıllardan sonra 2005 yılında restore edilmeye başlanılmış. Bugün bu mekân göz doldurucu bir güzelliğe sahip… Mevlevilerin inceliği, zarafeti sanki bu binada mücessem hale gelmiş. Allah yapandan da, yaptırandan da, çürüyüp gitmesine göz yummayıp restore ettirenden de razı olsun.

Bir kitap tanıtımı için geldikMustafa Kutlu

Bu mekâna geliş sebebimiz ise şuydu: Küçükçekmece Belediyesi’nin katkıları ile 26- 27 Nisan tarihlerinde edebiyatçı yazar Mustafa Kutlu’nun sanatı, hayatı ve eserlerini konu alan bir sempozyum yapılmıştı. Bu toplantı ise bu sempozyumdaki bildirilerin kitap haline getirilmesi dolayısı ile düzenlenmişti. Doğrusu bu kitapların hediye edileceğini öğrenince ben de iştirak ettim.

Cevizlibağ tramvay durağına beş dakika mesafedeki Yenikapı Mevlevihanesi’ne ilk defa gelmiştim. Programdan bir arkadaşımız vasıtası ile haberim olmuştu. Girişte birkaç tanıdık sima ile sohbet ettikten sonra imza atarak kitaplarımızı teslim aldık. Sonra içeriye geçtik.

Şerif Aydemir güzel insandır

İçeriye girdiğimde Mehmet Nuri Yardım Bey’in işareti ile hemen arkasındaki sandalyeye oturdum. Oracıkta Mehmet Nuri Bey’den yeni programlarla ilgili bilgileri aldıktan sonra yanındaki Şerif Aydemir Ağabey ile de hoşbeş ettik. Kendisi ile pek fazla sohbet etmişliğimiz yoktur ama buraya bir not düşmek isterim ki Şerif Ağabey güzel insandır. Ben de kısa zamanda ESKADER’de onun çayını içenler kervanına katılmak isterim.

Fatih Andı ve Bahtiyar AslanMustafa Kutlu deyince "Anadolu"

Protokolün gelmesi ile program başladı. Program sunucusunun başarılı sunumu eşliğinde konuşmacılar sırasıyla konuşmalarını yaptılar. İlk konuşmayı Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Andı Hoca yaptı.

Konuşmasına emeği geçenlere teşekkür ile başlayan Fatih Andı Hoca, bu sempozyumun bildirilerinin kitap haline getirilmesinden dolayı memnuniyetini dile getirdi. Bu çalışmanın çok hayırlı bir iş olduğuna inandığını söyleyen Fatih Andı Hoca: “Mustafa Kutlu üzerinden günümüz edebiyatının, bilhassa öyküsünün macerasını, bu öykünün dile getirdiklerini, bu öykünün dünden bugüne yüklendiklerini ve geleceğe taşıdıklarını merak edenler için biz bu hizmeti yaptık” dedi.

Mustafa Kutlu’nun hem yazan, hem yetiştiren yaşayan büyük bir hikâyecimiz olduğunu söyleyen Fatih Andı Hoca, Mustafa Kutlu denilince “Bir büyük medeniyet mirası, bir büyük edebiyat geleneği aklımıza geliyor” dedi.Fatih Andı

Ne mutlu kendine “Ağabey” dedirtebilenlere

Fatih Andı Hoca’nın konuşmasında beğendiğim ve beni düşündürten bir bölüm oldu. Hoca dedi ki: “Sayın Mustafa Kutlu demek içimden gelmiyor. O bizim Mustafa Ağabeyimizdir. Buradaki ağabeylik vasfı onu ne kadar benimsediğimizin, ne kadar içimizden birisi olarak kabul ettiğimizin tipik bir göstergesidir. Ağabeydir çünkü bizi anlattı, bizi konuştu… Bizim sustuğumuz zaman da bizi anlattı, bizim kendimizi anlatamayıp tıkandığımız noktalarda da bizi konuştu.”

Ağabey ya da abla olamamak, herhalde insanın ait olduğu toplumdan kendisini soyutlaması, belki bir fildişi kule fantezisine kendisini kaptırması demekti. Bir insan hangi mevkide olursa olsun bir kişinin bile içten bir “ağabey” ya da “abla” hitabına muhatap olamıyorsa bu onun ruhsuz ve donuk ruh halinin bir göstergesi olsa gerektir. Etrafınızda çevrenizde size “bey- efendi” ya da “falan hanım” diyenlerden ziyade “ağabey” ya da “abla” diyenler varsa, bu da herhalde kalbinizin ölmediğine işarettir.

Musa DumanMustafa Kutlu’yu ziyaret etmişler

Fatih Andı Hoca’nın yaptığı kısa konuşmadan sonra akşam vakti olduğu için bir sonraki konuşmacı olan Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Duman Bey kısa bir konuşma yaptı.

Sempozyumdan sonra Mustafa Kutlu’yu Dergâh Yayınları’ndaki odasında ziyaret ettiğini söyleyen Rektör Bey, kendisinin sempozyuma katılamadığı için üzüntülerini bildirdiğini ancak sempozyumun yankılarından memnun olduğunu ifade ettiğini söyledi. Sonrasını ise Rektör Bey şöyle anlattı: “Bu sohbetten biraz cesaret alarak onu şu an yapmakta olduğumuz bu toplantıya davet ettik. Yani kitabın tanıtım toplantısına kendisini mutlaka beklediğimizi söyledik. Heyecanlandı; ‘Kusura bakmayın gelemem’ dedi. Epeyce konuştuktan sonra biz beklemiştik ki: ‘Tabi gelirim memnuniyetle’ diyecek… Biz tabi her gün buradan tramvayla geçtiği için neden gelemez diye düşünüyorduk. Dedi ki: ‘Ben size söz verirsem o güne kadar uyuyamam.’ Daha sonra onun bu cevabını kendisini tanıyan bir dostuna söyledim. ‘O’ dedi; ‘Gelmek istemez böyle yerlere… Gitmeyeceği yerlere bu bahaneyi uyduruyor.’ Bunu da sizlere hoş bir anı olarak anlatmak istedim.”

Bu sözlerin üzerinde salondakilerde tatlı bir tebessüm meydana geldi. Zaten salondakilerin çoğu Mustafa Kutlu’yu tanıyan ve onun böyle kalabalık ortamlara girmeyi sevmeyen birisi olduğunu biliyorlardı.

Aziz YeniayBelediye yılda bin kültür programı organize ediyormuş

Rektör Bey’in konuşmasından sonra Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay Bey bir konuşma yaptı. Çok değerli bir edebiyatçımızı ve mütefekkirimizi bundan sonraki nesillere tanıtabilmek amacıyla bu eseri hazırlattıklarını söyleyen Aziz Yeniay Bey, bu sempozyumun kitaplaşmasının tarihe not düşmek anlamına geldiğini söyledi.

Sempozyumun kitaplaşmasını çok önemsediğini ifade eden Aziz Yeniay Bey, Küçükçekmece Belediyesi olarak kültür sanat konusunda yılda bin civarında organizasyon yaptıklarını söyledi.

“İlk defa bir iş yaptınız başkanım…”

Sempozyumla ilgili haberler medyada yer almaya başladıktan sonra enteresan dönüşler olduğunu ifade eden Yeniay, ne kadar önemli bir iş yaptıklarını sempozyumdan sonra gelen geri dönüşlere bakarak daha iyi anladıklarını ifade etti. Bu geri dönüşlerden birisini de esprili bir şekilde ifade eden Yeniay, bir vatandaşımızın kendisine “Sayın Başkan çok teşekkür ediyoruz, ilk defa bir iş yaptınız”Bahtiyar Aslan dediğini söyledi.

Fatih Andı Hoca’nın, Mustafa Kutlu’nun “Kalbin sesi” adlı yazısını okumasının ardından son olarak edebiyatçı akademisyen Bahtiyar Aslan Bey söz aldı. Sempozyum fikrinin Küçükçekmece Belediyesi kültür müdürü Ersan Ulusan Bey ile bir sohbeti esnasında doğduğunu söyleyen Bahtiyar Aslan Bey, bu fikirlerini Mustafa Kutlu’ya açınca mahviyet psikolojisi ile ‘Ben böyle bir şey istemiyorum, buna benden daha fazla layık isimler var, siz onlara yapın’ dediğini söyledi. Bundan sonrasını ise şöyle anlattı: “Ne anlattıksa Mustafa Kutlu buna razı olmadı. Bunun üzerine kendisine; ‘Siz yazarsınız, biz akademisyeniz; siz hikâyenizi yazarsınız, biz de onun sempozyumunu yaparız veya yapmayız. Biz size usulen soruyoruz. Hayır deseniz bile yapacağız’ dedim. Üstat ‘O zaman iş başka’ dedi… Daha sonra da bize kimleri çağırmamız gerektiği konusunda yardımcı oldu.”

Mustafa Kutlu Sempozyumu kitabı tanıtım toplantısıAyakta yenilip içilen kokteyller bize uyar mı?

Konuşma faslından sonra külliyenin ortasında kalan ferah bahçeye geçildi. Orada daha önce televizyonda gördüğüm, adına kokteyl denilen bir ikram yapılmakta idi. Daha önce böyle bir kokteyle katılmamış biri olarak omuzumdaki bilgisayarım, bir elimde çantam, diğer elimde de Şırnak’tan gelen misafirimin getirdiği bir poşet ceviz ile birlikte su hariç hiçbir şey yiyip içmeden ilk kokteylimi yapmış oldum. Bu arada kendime de güzel bir haber konusu bulmuş oldum: “Ayakta yenilip içilen kokteyller bize uyar mı?”

İsmail Kara da beğenmiş dunyabizim.com'daki haberimizi

Bahtiyar Aslan, İsmail Kara ve Ahmet Turan Alkan ile görüşme imkânı bulduğum kokteylde İsmail Kara Hoca’nın “Şifa-i Şerif şerhi” ile ilgili haberimizi okuduğunu öğrenince çok memnun oldum.

Biraz sonra Itri’nin segah peşrevi eşliğindeki sema gösterisine geçildi. Bense ona katılmadan küçük mescidin yanından geçerek tramvay durağına doğru yol aldım.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 20 Haziran 2012, 02:22
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
şevket şimşek
şevket şimşek - 7 yıl Önce

aydın başar kardeşimiz ne zaman kitap yazacak..?

sami
sami - 7 yıl Önce

bu kadar mudakkik gözle mevlevihaneyi inceleyen müellif, acaba mezkur yerin FSM Vakıf Üniversitesi'nin enstitüsü olduğunu ve dahi çokça medhettiği programın icracılarından birisinin de FSM Vakıf Üniversitesi olduğunnu farketmemiş mi acaba? Farketmedi ise hatırlatmak da bize düşsün o halde.

banner19

banner13