banner17

Muteber bir molla olmasını istemiş annesi

Birlik Vakfı Bursa Şubesi, Cuma meclisinde M. Akif Ersoy anlatıldı. Akif'i Murat Yurtsever anlattı.

Muteber bir molla olmasını istemiş annesi

 

Henüz yeni bitirdiğimiz ay -Aralık ayı- iki önemli insanın, iki gönül dostunun anıldığı bir aydı. Bunlardan biri, artık tüm dünyanın tanıdığı bir ulu kişiydi, Mevlana’ydı. Diğeri de, yine bir gönül dostu olan M. Akif Ersoy’du.

Birlik Vakfı Bursa Şubesi, bu milletin manevi mimarlarına sahip çıkıp onları anma konusundaki hassasiyetini yine gösterdi ve M. Akif Ersoy’u andı.

UÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Murat Yurtsever, bir insan, bir mümin ve bir sanatkar olarak Mehmet Akif’i anlattı Vakfın Cuma Meclisinde. Geceden notlar şöyle:

Kimlerin yanında, nasıl bir çocukluk?

1873 yılında İstanbul’un Fatih ilçesinde doğan Akif’in annesi Emine Şerife Hanım, aslen Buharalı ve ehl-i tarik biri. Derin, efkarlı, ameli ve itikadı sağlam bir mutasavvıf. Sadece ailesine değil, çevresine de örnek olabilecek biri.

Akif’in babası ise, Temiz Tahir –tahir, temiz anlamına gelir- diye anılacak kadar düzenli, temiz, titiz biri. Köken olarak Arnavut.

Küçük Akif, daha 5-6 yaşlarındayken ilk ilmini babasından almaya başlar. Akif,  babası için “O benim hem babamdı hem de hocamdı.” der. Babasının Akif’in hayatında etkisi bu kadar büyüktür.

Akif’in mesleği ne olsun?

Akif’in ilerde ne olması gerektiği konusu, evde tartışma konusudur. Mutasavvıf anne, Akif’in medrese eğitimi görüp “Muteber bir molla” olmasını isterken babası da “Ben evde ona medrese eğitimi veririm, o, fen bilimleri okusun.” der. Böylelikle Akif, ilk okul, orta okul ve lise eğitiminden sonra Baytar Mektebine yazılır.

Akif, eğitimi sırasında ve eğitiminden sonraki kendini yetiştirip geliştirme evresinde, İstanbul’da bilinen ne kadar alim kişi varsa hepsini tanımış, onların kah sohbetlerinden kah da derslerinden yararlanmıştır.

Akif’in dil tutkusu

Dört dili çok iyi bilen Akif, tam bir dil sevdalısıdır. Arapçaya o kadar hakim olmuştur ki, Kur’an’ın tercümesi görevi kendisine verildiğinde, Süleyman Nazif bunu büyük bir coşkuyla karşılar ve Akif’i övme sadedinde şöyle der: “Kur’an Türkçe indirilecek olsaydı, Cebrail (as) Akif olurdu.”

Akif’in evliliği

Akif, hali vakti yerinde olan eşraftan Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlenir. İsmet Hanım, edep ve görgü sahibi, kültürlü bir hanımefendidir.  İsmet Hanımla evliliği boyunca Akif mutludur.

Önceleri Akif’in sekiz odalı evinde otururlar ama İstanbul’un o büyük yangınlarından birinde Akif’in bu evi yanar. Yerine yenisi dört odalı olarak yapılır ama Akif bu yeni evi benimseyemez. Bir süre sonra da kiraya çıkar. O kadar çok ev değiştirir ki “İstanbul’da oturmadığım semt kalmadı.” der sonraları.

Akif sosyal miydi yoksa cemaat insanı mı?

Bir cemiyet adamı olarak bildiğimiz Akif, her yere girip çıkan biri değildi. Onun cemiyet adamı oluşu, sosyal ilişkileriyle değil, yazdıklarıyladır. Yoksa Akif’in az sayıda ama çok sık görüştüğü dostları vardı. Bu anlamda Akif, çok da sosyal biri sayılmaz, zorunlu olmadıkça bir yerlere gitmezdi.

Bir model olarak Akif

Günümüzde her ne kadar ihmal edilse de, aslında Mehmet Akif özellikleri ve yaşantısıyla örnek alınması gereken bir şahsiyettir. Şu özelliklerine bakıldığında, bu hemen anlaşılır:

1.Akif öncelikle meslek sahibidir ve mesleğinde kendisini yetiştirmiştir. Akif, kişilerin başkalarına söz söylemek istiyorlarsa, mesleklerinde uzman olup bunu referans almalarını önerir. Ona göre, işini iyi yapana herkes itibar eder,

2. Seciye sahibidir: Akif’in verdiği bir sözde durmaması asla düşünülemez. Hatta Ferit Kam şöyle bir olay anlatır: Ben Cerrahpaşa’da oturuyordum, Akif ise karşıda. Sözleştiğimiz üzre ertesi gün Akif bize gelecekti ama ertesi gün fırtına yüzünden vapurlar çalışmadı. Akif’în gelmesi imkansızdı yani. Ama Akif ne yapıp edip gelmiş. Ben de o gelmez diye evde beklemedim. Evde olmadığımı öğrenince de küsmüş, benimle altı ay konuşmadı. Neden sonra kendiyle konuştuğumuzda ona:

- Bu havada gelebileceğine ölsem inanmazdım. O da:

- Gelmemem için ölmem lazımdı, dedi.

3. Münevver biridir: Unutulmamalıdır ki Akif, Sırat-ı Mustakim ve Sebilürreşad’ta yazıyordu. Bunun dışında sistemi eleştiren, çözüm yolları öneren biriydi,

4. Akif, parlamenterdir: 1. Meclis’in çatısı altında Burdur milletvekili olarak siyaset yapmıştır,

5. Vatanperverdir: Bu zaten üzerinde durulmaya gerek olmayan, herkesin hakkıyla bildiği bir özelliğidir. Ona “Vatan Şairi” denmesi bile bunu anlatmaya yeter.

6. Öğretim üyesidir: Darulfünunda öğretim üyesi olarak Türkçe ve kompozisyon dersleri vermiştir.

7. Sporcudur: Boğazı baştanbaşa geçecek kadar iyi bir yüzücüdür. Bunun dışında, elinde kıspet zembiliyle köy köy güreş kovalayan bir güreşçidir.

8. Aile reisidir: Üçü kız, üçü de erkek olmak üzere, altı evlat yetiştiren biridir Mehmet Akif,

9. Sanatkardır: Şair olan Akif’in Safahat’ı, hala başucu kitabı olma özelliğini korumaktadır,

10. Dindardır: Akif’in yaşadığı hayat, tam bir mümin hayatıdır ve bizlere örnektir.

Akif, ehl-i tarik mi?

Taceddin Dergahı’nın Akif’in mekanı olması dolayısıyla Akif’in ehl-i tarik olduğu düşünülmektedir.  Ama kayıtlara bakıldığında, Akif’in bir tarikatla irtibatına dair bir belge-bir bilgiye rastlanmamaktadır.

Taceddin Dergahı, Akif’e barınması için tahsis edilmiş bir mekandır sadece. Dergah adını taşıması, Akif’in bir tarikatla ilgisi olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.

Akif’in meali ne oldu?

Ekmeleddin İhsanoğlu, hem Akif’in mealinin aslını hem de babasının istinsah ettiği nüshasını, vasiyet gereği bizzat yaktığını açıklamıştır. Dolayısıyla ortada Akif’in hazırladığı meale dair bir şey kalmamıştır.Mehmet Akif'in cenazesi

Vefatı

Akif, 1936 yılında vefat ettiğinde cenazesi, ilk başta nerdeyse sahipsiz kalmıştır. Birkaç kişinin omuzlarında Beyazıt Camiine getirilen cenazeye, musalladaki cenazenin Akif’in olduğunun üniversite öğrencileri tarafından duyulmasıyla, öğrenciler tarafından sahip çıkılmış ve cenaze büyük bir katılımla defnedilmiştir.

 

Ahmet Serin, rahmet dileyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2012, 12:25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20