banner17

Müstear kullanmak için önce adın olmalı

Ali Ural'ın düzenlediği Yazarlığın Saklı Bahçesi programında Nisan ayı konusu Edebiyatta Usta-Çırak İlişkisi'ydi. Ali Agah Çelen, etkinlikten notlarını aktarıyor..

Müstear kullanmak için önce adın olmalı

İBB Kültür Etkinlikleri kapsamında şair-yazar Ali Ural tarafından TYB İstanbul Şubesi'nde ayda bir yapılan Yazarlığın Saklı Bahçesi derslerinde bu ay konu “Edebiyatta Usta-Çırak İlişkisi”ydi. Edebiyatta tarih boyunca yazarlar arasında usta çırak ilişkisi olduğunu belirten Ali Ural, Ezra Pound ve hocası örneğini vererek konuşmasına başladı. “Pound’a hocası sıfatları çok kullanmanın yanlış olduğunu öğretmiştir.” diyen Ural, diğer usta-çırak ilişkilerinden bahsetmeye devam etti.

Bazı öğrenciler de hocalarını hiç görmemişlerdir. Onlarla hiç karşılaşmamışlardır. Hocaları onlardan önce ölmüştür” diyerek farklı bir ilişkiyi belirtmesinin ardından, “Bazen de edebiyat dostluğu karşılıklı hocalığa dönüşür” diye devam etti. Edebiyat dostluğunun karşılıklı hocalığa/öğreticiliğe dönüşmesine ise Goethe ve Schiller’in ilişkisini örnek veren Ural şöyle devam etti: “Bu iki yazar eserlerini yayınlamadan önce birbirlerine okutmuşlardır. Schiller 46 yaşında, Goethe’nin ölümünden çok daha önce ölmüştür. Schiller’in ölümü de Goethe’ye çok şey öğretmiştir; hayatının sonuna kadar inzivaya çekilmesine neden olmuştur. Goethe en büyük eserlerini de bu döneminde vermiştir.”

Bizim yakın dönem edebiyatımıza gelindiğinde ise Yahya Kemal Beyatlı – Ahmet Hamdi Tanpınar ilişkisini örnek veren Ural, Ziya Osman Saba ve Cahit Sıtkı Tarancı arasındakiilişkisiyi de bunun devamında zikretti. Saba ve Tarancı'nın birbirlerinden çok farklı insanlar olduğunu söyleyen Ural sözlerine şöyle devam etti: “Ama edebiyat dostluğu onları bir araya getirir. Birbirleriyle mektuplaşarak birbirlerini geliştirmişlerdir. Yazılarını yayınlamadan önce birbirlerine nasihat vermişlerdir: 'Şurayı şöyle yapsan', 'burayı böyle yapsan daha güzel olur' gibi…”

Bazen kaderin insanların karşısına birilerini çıkardığını ve hayatlarını değiştirdiğini söyleyen Ural, Reşat Nuri Güntekin’le ilgili şu hatırayı anlattı: “Bir gün Reşat Nuri’nin karşısına bir veli çıkmıştır. Bir süre edebiyat üzerine sohbet ettikten sonra Reşat Nuri veliye sorar: 'Yazılarımda nam-ı müstear kullanabilir miyim?' Veli ise 'Nam-ı müstear kullanmak için önce kendi adın olmalıdır. Senin adın zaten müsteardır. Yazmaya başla, tutarsa senin adın olur ve devam eder' diye cevaplar.”

Edebiyatta etkilenmek meziyettir, herkes etkilenemez

Edebiyatta usta-çırak ilişkisinde birilerinden etkilenmenin ne kadar önemli olduğunu belirtmek için ise kendi başından geçen bir olayı anlattı konuşmacı. Bir gün Ali Ural’a bir kişi şiir getirir. Ali Ural şiiri beğenmez, 'Hangi şairleri okuyorsun?' diye sorar, 'Hiçbirini. Çünkü etkilenmek istemiyorum' diye ‘facia’ olarak nitelediği cevabı alır. Bunları anlattıktan sonra Ural ekliyor: “Edebiyatta etkilenmek meziyettir, herkes etkilenemez. Ama ayıp olan taklit etmektir.”

Etkilenmenin önemine bir başka örnek olarak Kafka’yı örnek veren Ural, “Kafka da Goethe’nin birçok şeyini örnek almıştır. Bu Kafka’yı küçültmüş müdür? Hayır, yüceltmiştir.” diye belirtti.

Ural daha sonrasında Sait Faik Abasıyanık’la ilgili küçük bir anekdot anlattı: “İstanbul Erkek Lisesi’nde okuyan Abasıyanık, şaka yapmak için Arapça öğretmeninin sandalyesine raptiye koymuştur. Ceza olarak bütün sınıf disipline gitmiştir, kimse Sait Faik’i ele vermemiştir. Okul suçluyu bulamadığı için bütün sınıfı Türkiye’nin farklı şehirlerindeki okullara göndermiştir. Abasıyanık Bursa’da bir okula düşmüştür. Oradaki Edebiyat öğretmeni tüm sınıfa öykü yazma ödevi vermiştir. Sait Faik’in de yazdığı öyküyü çok beğenmiştir ve bütün sınıfa okutmuştur. Ondan sonra Sait Faik’i daha fazla öyküler yazmaya teşvik etmiştir. Böylece Sait Faik’in edebiyat hayatı başlamıştır. Yani hocadan hocaya her şey değişebiliyor.”

Sait Faik’in hikâyesinden de hem kaderin hem usta/hoca farklılığının hayatı ne kadar etkilediğini belirten Ural, Orhan Kemal’le ilgili şu küçük ayrıntıyı da ekledi: “Orhan Kemal hikâyelerini nasıl yazdığı sorulduğunda ‘Gezerken, otururken, tavla oynarken yazarım’ der… ‘Sabah olduğunda da kâğıda geçiririm.’”

Kendisinin de verdiği yazarlık derslerine ilişkin “Yazarlık öğretilir mi hiç…” gibi eleştirilere cevap olarak “Öğretilir” diyor Ural, “Bugüne kadar hep öğretildi, bundan sonra da öğretilecek” diye bitiriyor Nisan ayının programını.

Ural, Mayıs’taki son programın başlığının “İkinci Yeni Ne Kadar Yeni?” olacağını belirtti. Sondan bir önceki program da böylece bitti.

 

Ali Agah Çelen haber verdi

Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2014, 13:13
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20