banner17

Mustafa Sabri Efendi ismi iade edilmeli!

Tokat’taki Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi Vakfı’nın adı 28 Şubat sürecinde binbir baskı iledeğiştirilmiş..

Mustafa Sabri Efendi ismi iade edilmeli!

 

İmparatorluğun son büyük şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi’yi yâd ettik bu hafta bir yaz kahvaltısında. “Evlatlarımız yıldızların da var olduğunu görsünler” diye her yaz ve mümkün olsa kış vardığımız memlekette, klasik Tokat mimarisine bire bir uygun yazlık evinin verandasında babacığımın, sofralar kurulur. Soframızda her konu konuşulur; vatan da kurtarılır icab ederse, adam da!

Mustafa Sabri Efendi’den bahsedilirken kendisinin Tokatlı oluşu zikredildi de, uzunca bir sohbet doğdu. Büyük bir âlim ve en mühimi imparatorluğun “son” büyük şeyhülislamı oluşundan, Türkiye Cumhuriyetine geçiş döneminde hükümete destek olmaması hasebiyle Kurtuluş Savaşı sonrası “yüzellilikler” listesine girmesinden, 1938’de çıkan af kanununa rağmen memlekete dönmeyişinden bahsedildi. Bibliyografya tarzında bir hayat hikâyesini google dedeye sorunca anlatıyor, bu işi kendisine bırakıyorum. Ayrıca Sabri Efendi’nin en önemli öğrencilerinden olan üstad Ali Ulvi Kurucu da, hatıratında hocasından çokça bahsetmiş, Sabri Efendi'nin yasaklı Mewqıf-ul Aql ve-l İlm kitabının kâtipliğini yaptığını ifade etmiştir.

‘İhanet Vakfı’ dendi ve adı değiştirilmek zorunda kalındıMustafa Sabri Efendi

Sabri Efendi, “yüzellilikler” listesine girip de sürgün edilince, önce Romanya’ya oradan Yunanistan’a kaçmış, bir dönem Yarın isimli gazeteyi çıkarıp oradaki Müslümanları toparlamak niyetinde olduysa da, bölge insanından yeterince destek alamayınca Mısır yollarına düşmüş. Mısır’a geçirdiği dönemde memleketinde görmediği itibarı görmüş, dönemin önemli münevverleri, Sabri Efendi’nin Mısır’a gelişini kastederek “Akdeniz’den üzerimize bir güneş doğdu” iltifatıyla karşılamışlar mübareği. Sonrasında da el-Ezher Üniversitesi’nde derslere başlamış, bir daha da memleketine dönmemiştir.

Sohbetin devamında mübareğin adına Tokat’ta bir de vakıf kurulduğu, bu vakfın fakir-fukaraya yardım işlerine baktığı konuşuldu. Hem sevindim, hem heyecanlandım, gidip görmek istedim yerlerini. Zira bugün bir vakfı fiilen işletmek ve üzerinden dua almak hayli külfetli ve zor bir iş. Bu vesileyle vardım gittim Sulu Han’a; o han ki 16. yy eserlerinden, 500 yıllık bir tarihi var. Vakfın güler yüzlü müdürü Hasan Uckun açtı hanın devasa, el işçiliği sacdan yapılmış kapısını. Han, İpek Yolu'nun Tokat ayağını Pazar ilçesindeki dev Mahpeyker Hatun Kervansarayı’na bağlıyor, Yemen illerine yollanan yiğitler buradan uğurlanıp, ardlarından su dökülüyor.

Vakfın girişinde bir yazı göremeyince sordum sebebini ve Hasan Bey anlattı tabelanın indirilmesinin garip hikâyesini. Vakıf, son büyük şeyhülislamın memleketi Tokat’ta adına “Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi Vakfı” denerek 1994’de kurulmuş. Vakıf senedinde kuruluş amacı açık ve seçik olarak; insanlığa hizmet, sosyal dayanışma, yardımlaşma, milli ve manevi değerlere sahip çıkma olarak belirtilmiş ve de aralıksız bu yolda çalışmalar sürdürülmüş. 2003 yılında vakfın adından rahatsız olan bir vatandaşın mahkemeye başvurmasına kadar problemsiz çalışmışlar. “Bir sabah haber geldi, vakfımızla ilgili bir gazetede ‘ihanet vakfı’ başlığıyla haber yapılmış” diyerek Hasan Uckunanlatmaya devam etti Hasan Bey, o gün bugün çok uğraşmışlar kendilerini ifade etmek için, hizmetlerini aksatmadan sürdürmek için.

1250 kayıtlı hanenin yiyecek ve giyecek ihtiyacını karşılıyorlar

Vakfın o zamanlar ismi verilen bu büyük zatın devlet düşmanı olduğu iddiasıyla sürmüş gitmiş mahkeme, siyasi izzetli duruşunu beğenmeyenler olmuş Sabri Efendi'nin. Mahkeme devam ederken, 28 Şubat süreci de işin içine girmiş, memleketi Tokat’ta son büyük Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin adına vakıf kurulmasına tahammül gösterilememiş, yöneticiler de çözümü vakfın adını değiştirmekte bulmuşlar. Eski ismi “Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi Vakfı” olan şimdiki “Tokat Aşevi ve Yardım Vakfı”, bugün isminin ne olduğuyla ilgilenmeden günde altı bin kişiye yemek dağıtmakta, 1250 kayıtlı hanenin yiyecek ve giyecek ihtiyacını çok kolay bir prosedürle karşılamakta.Mustafa Sabri Efendi Vakfı

Hasan Bey’in ifadesiyle, bölgenin zengin etnik ve dinî yapısına uygun ve İslamî ahlakın da gerektirdiği şekilde halkın, din, dil, ırk hiçbir ayrım yapılmadan faydalandığı aşevi, mahkeme sonrası isim değişikliğiyle huzura ermiş. Vakfa ait araçların üzerindeki “Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi Vakfı” yazıları da ikinci bir şikâyetle silinerek, yeni isimler yazdırılmış. Böyleyken böyle diyerek girişinde “aşevi” yazan Sulu Han’ı gezdik; hayır çarşısını, kilerini, mutfağını gördük.

Hasan Bey daha anlatırken yorulduk, yapıp ettiklerini tahayyül edince ürktük sorumluluklarının büyüklüğünden. Nice dualar aldıklarını bilmenin keyfiyle hiç yorulmadan, usanmadan çalıştıklarına şahit olduk. Ziyaretimiz esnasında gelip erzak bırakanları, giyecek yardımı için başvuranları gördük, yüreğimiz de koltuklarımız da kabardı. Güzel karşılandık, güzel uğurlandık handan, tıpkı kabı kacağıyla kapıya dayananlara muamele edildiği gibi.

Siyasi fikirleri ne olursa olsun, döneminin büyük bir âlimi olan bu zat aslında bir vakıf aracılığıyla da olsa yâd edilmeyi, dua toplamayı hak etmekte fikrimizce. Böyle düşünmeyenler var olsa da bizim kalbimizde vakfın adı aynen muhafaza olmakta, hayır dualarımız da bu muhterem Osmanlı âliminden tarafa gitmekte. Ne mutlu, kapısına geleni siyasi fikrine, dinine, diline, ırkına göre sınıflandırmayan, İslam ahlakının samimi tezahürü olan yöneticilere, çalışanlara…

 

Büşra Tosun Durmuş şaşırarak yazdı

Güncelleme Tarihi: 01 Eylül 2012, 04:05
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ŞŞEKER
ŞŞEKER - 6 yıl Önce

Yazı okundu istifade edildi. Lakin bir hususu ifade etmekte fayda var: Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi değil, Tarsûsîzâde Mehmed Nuri Medenî Efendi'dir.(1859-1927) dunyabizim.com'un tavzihi: haberimizde son büyük şeyhülislam olarak geçmesini istedik, habercimizle de bu şekilde düzelteceğimizi yazıştık lakin düzelti esnasında bu gözden kaçmış. Mehmet Nuri Efendi'ye de bu vesile rahmet diliyoruz..)

banner8

banner19

banner20