banner17

Müslümanların bilim tarihine katkıları

Ömer Hayyam, Sultan Melikşah’ın talebi üzerine dünyanın ilk hassas takvimini bulmuştur. Yine Uluğ Bey astronomide, El Cezerî sibernetik alanında inanılmaz işler başarır. Cezeri, ilk pompayı ve ilk çalar saati bulan kişidir. Ahmet Serin’in etkinlik haberi.

Müslümanların bilim tarihine katkıları

Bir medeniyeti hem inşa etmenin hem de inşa edilen medeniyetin kalıcılığını sağlamanın en önemli ayaklarından biri, bilimdir bilindiği gibi. Bilim, özgür düşünceyle birleştiğinde toplumların itici gücü olur, toplumların kalkınması için gerekli zemini oluşturur.  Bilim olmadığında ne kalkınma olur ne de medeniyet ortaya çıkar.

Ne kadar üstü örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, bir evladı olduğumuz İslam ümmeti, son yüz yıl hariç tutulduğunda, dünyaya örnek olacak aydınlık bir medeniyeti bağrından çıkarabilmiştir. Bir medeniyetin kolay kurulmayacağı bilgisine sahip olanlar bunun hakkını verirken özellikle de insaftan nasibini almamış Batılılar, uzun sürmüş bir medeniyeti kuran Müslümanları bilime yabancı, topluma yabancı, insana yabancı birer tuhaf varlıkmış gibi sunmanın peşinde koşmaktadır. Bunda hepten başarısız oldukları söylenemese bile, güneş balçıkla sıvanmayacak, tarih, yerler ve gökler gerçeği haykıracaktır bir gün.

Aslında üzerinde konuşulan konu, tarihi gerçeklerle ve bilimsel verilerle kanıtlanabileceği için tartışılmaması gereken bir konu. Tartışılmaması gerekir çünkü belge ve bilgiler ortada. Ama niyetler bozuk olunca ameller de bozuk oluyor ister istemez.

Bir dertli Müslüman adam

Prof. Dr. Talip Alp, Müslümanların bilimle ilişkilerine kafa yorup bunu dünyaya anlatmayı kendine dert edinen bir bilim adamımız. Halen Medipol Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışan Prof. Talip Alp, “İslam Medeniyetinde Bilim ve Teknoloji” konulu bir sohbette buluştu Bursa Birlik Vakfı müdavimleriyle 9 Kasım Cuma gecesi.

Talip Alp, bir Müslüman’a yakışır hakkaniyetle insanlık tarihinin bilim serüvenini aktardı dinleyicilere. Ailesinin hayır duasını alarak öğrenim için gittiği İngiltere’de birçok hayırlı işe de imza atan Talip Alp, bu konuya ilgi duymasını “Manchester Üniversitesinde eğitim alırken bir gün kitapçıda bir küçük kitap gördüm. Hacimce fazla büyük olmasa da, içerik olarak hayatımı derinden etkileyen bir kitaptı bu. Kitap, Müslümanların bilim dünyasına katkılarını anlatıyordu. Doğrusu, o zamana kadar böyle bir konu aklıma bile gelmemişti. Bu kitabı alıp okuyunca Müslümanların bilim dünyasına katkılarının ne olduğunu öğrenip bu konuda Müslümanların sesini dünyaya duyurmayı düşündüm. Birlikte bilimsel çalışmalar yaptığımız akademisyen dostum Selim El Hüseyni de bu fikri benimsedi ve onunla birlikte uzun bir bilimsel yolculuğa ilk adımlarımızı attık.” sözleriyle anlattı.

Bilimin kaynağı Eski Yunan mıdır?

“Bilimde, keşiflerde ve icatlarda Müslümanlar görmezden gelinir. Batılılar bilimi, Eski Yunan’dan başlatırlar. Bilindiği gibi, Eski Yunan denilen dönem, MÖ 520’li yıllarda başlayıp Roma İmparatoru Jüstinyen’in Yunan düşüncesini yasaklayışına kadar devam eden dönemdir. Bu dönemden sonra Batı, 1500’lü yıllara kadar uyur. Ama uyuyan sadece Batı’dır ve onlar bu uyuma dönemlerine Orta Çağ adını verip bu dönemi karanlık bir dönem olarak isimlendirirler.” sözleriyle Batı uygarlığının bilime ve tarihe kendi gözlerinden nasıl baktıklarını resmetti Talip Alp.

Talip Alp, Batılılar için karanlık çağ olan bu dönemde Müslümanların birçok aydınlık iş yaptığını söyledikten sonra dünya bilim tarihinin önemli dönemeçlerini anlatmaya başladı.

Talip Alp, “Batı dünyası 1840’lı yıllara kadar bilim dünyasında Eski Yunan kaynaklı olmayan tüm çalışmaları görmezden gelir. Bu yıllarda bir Alman arkeolog, Mezopotamya bölgesinde çalışmaya başlar. Arkeolog, kil tabletler bulur burada. Sümerlilere ait olan bu tabletlerle birlikte dünya bilim tarihinin de gündemi değişir. O zamana kadar Eski Yunan’la başladığı tüm dünyaya dayatılan bilim, bu killer aracılığıyla Sümerlere kadar götürülür. Bu tabletlerle Sümerlerin hem bir dil geliştirdiği hem bilimden söz ettikleri hem de yazıyı buldukları kanıtlanır.” sözleriyle hem bir efsanenin bitişini hem de Batılıların çıkarları için gerçekleri nasıl çarpıtacaklarını anlattı aslında.

Sümerlerden Babillilere uzanan bir medeni dünya

Belgelerle ulaşılabilen en eski bilimsel kayıtların Sümerlere ait olduğunu belirtip bizleri bilimin kronolojik tarihinde bir yolculuğa çıkartan Talip Alp, konuya dair “Sümerler bilimden spora, hukuktan sanata kadar her dalı kapsayan bir medeniyet kurmuşlardır. Daha sonra Babilliler, Sümerlerden daha büyük bir medeniyet kurar. Babilliler, ‘pi’ sayısını bulan medeniyettir. Bunu daha sonra Batı’ya yamamak tarihi çarpıtmaktır, doğru değildir. Babilliler, zamanı doğruya yakın denebilecek seviyede ölçen bir medeniyettir. Babilliler o kadar büyük bir medeniyet kurmuştur ki bu medeniyet Mısır, Hint ve Yunanlıları etkisi altına almıştır. Daha sonra Babillilerin kurduğu bu medeniyeti Yunanlılar daha da geliştirmişlerdir. Yani dünyada bir Yunan medeniyeti aslında vardır ama bu bilimi başlatan bir medeniyet değil, olanın üstüne bir şey koyan bir medeniyettir. Yunan bilimine de Eflatun ve Aristo damgasını vurmuştur.” sözlerini söyleyerek Yunan medeniyetinin çerçevesini net bir şekilde belirtti.

Beş yüzlü yıllarda Roma İmparatoru Jüstinyen’in Yunan düşüncesini yasaklamasıyla bu düşüncenin yok olduğunu söyleyen Prof. Talip Alp, Müslümanların bilimle ilişkisine getirdi sözü. Bu konuda “Müslümanlar 700’lü yıllarda Yunan bilimini keşfeder ve onların eserlerini çevirirler. Müslümanlar, çeviriler yoluyla elde ettikleri bu bilgileri uzun uzadıya tartışır ve kendilerini bu bilgilerle geliştirir. Bu dönemde özellikle Abbasi Sultanı Ebu Mansur ve oğulları bilime sahip çıkar. Müslümanların ilk örgütlü üniversitesi kabul edilen Beytul Hikme, bu dönemde kurulur. Artık bilim Müslümanlar eliyle gelişmektedir. Cebirin temellerini atan El Harezmî, burada eğitim verenlerden biridir. Harezmî, sıfırı hesaplamalara dâhil eden Müslüman bilim adamıdır. Tarihi kayıtlar bu dönemde Batı’nın hesap yapmayı bilmediğini söyler.” sözleriyle tarihe not düşen Prof. Talip Alp, Müslümanların bilime diğer katkılarını anlatarak sözlerine devam etti. 

Batılılar hesap yapmayı bilmezdi

Batılıların ancak 1200’lü yıllarda Harezmî’nin kitaplarını okuduktan sonra hesap yapmaya başladıklarını söyleyen Prof. Talip Alp, sözlerine “Bildiğimiz anlamıyla kâğıt da 750 yılında Semerkant’ta bulunmuştur. Yine bu dönemde Bağdat, dünyanın ilim merkezidir. Bilim tarihinin belki de en önemli isimlerinden biri olan İbnül Heysem, optik ve görüntü bilimlerinin temellerini atar. İbnül Heysem, Batılıların en çok yararlandığı Müslüman bilim adamlarındandır.” bilgilerini vererek devam etti.

“11. yüzyılda Ömer Hayyam adında bir deha gelir bilim dünyasına. Hayyam, üçüncü dereceden denklemleri ilk çözen kişidir. Yine Hayyam, Sultan Melikşah’ın talebi üzerine dünyanın ilk hassas takvimini bulmuştur. Bu takvimin günümüzde kullandığımız takvimlerden daha hassas olduğunu söylersek Hayyam’ın büyüklüğü daha iyi anlaşılır. Bu dönemde yine Uluğ Bey astronomide, El Cezerî sibernetik alanında inanılmaz işler başarır. Cezeri, ilk pompayı ve ilk çalar saati bulan kişidir.” sözleriyle Müslümanların bilim dünyasına katkılarını anlatmayı sürdürdü Talip Alp.

Tüm çağların bilgini Müslüman bilim adamı

Talip Alp, Müslümanların bilim dünyasına katkılarını anlatmaya devam ederken sözü Birunî’ye getirdi. Alp, Birunî’den bahsederken bir başka coşkuluydu. Onunla ilgili olarak Talip Alp, “Tüm çağların en büyük bilginlerinden biri de yine Müslüman olan Birunî’dir. Birunî, hemen hemen tüm bilimlerde otorite seviyesinde olan biridir. “Tüm çağlar boyunca etkili olmuş on bilim adamı kimdir?” diye bir araştırma yapılsa bunlardan biri kesinlikler odur. Birunî sekant, kotanjant, kosekant fonksiyonlarını ilk tanımlayan kişidir. Birunî yerkürenin şeklini tespit ve yeryüzünü ölçme işlemlerini konu edinen bilim dalının da kurucusudur. Dünyanın döndüğünü Galileo’dan altı yüz sene önce tespit edip bunu söyleyen kişidir. Canlıları inceleyip güçlü olanların hayatta kalacaklarını kayda geçiren odur. Birunî, ışığın sesten hızlı olduğunu bulan kişidir. Batı, yüzlerce sene Birunî’den ve eserlerinden yararlanmıştır. Birunî, dünyanın büyüklüğünü hemen hemen kesine yakın bir şekilde hesaplamıştır.” sözlerini söyledi.

Sözlerini görsellerle de destekleyen Talip Alp, özellikle İbn Sina’nın tıp alanında yaptığı çalışmaların bir çığır açtığını ve onun açtığı çığırın Batı’yı yüzlerce sene etkilediğini söyledi. İbn Sina’nın tıp alanında o güne kadar bilinen birçok yanlış bilgiyi düzeltmesinin yanında, birçok hastalığın teşhis ve tedavisinde önemli bilgileri dünyaya hediye ettiğini söyleyen Talip Alp, sözlerini, hazırlanmasında kendisinin de büyük katkıları olduğunu söylediği İslam Dünyasından İnsanlığa Armağan: 1001 İcat kitabının mutlaka incelenmesini önererek sonlandırdı.

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2018, 09:45
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20