banner17

Müslümanın Parayla İlişkisi Nasıl Olmalı?

Avni Günaydın, geçtiğimiz günlerde Bursa'da imam hatip öğrencilerine ''Müslüman’ın Parayla İlişkisi Nasıl Olmalı'' başlıklı bir konferans verdi. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor.

Müslümanın Parayla İlişkisi Nasıl Olmalı?

Bir zamanların akademik başarılarıyla göz kamaştıran, kültür-sanat faaliyetleriyle ses getiren, milletin umudu olan imam hatipler, 28 Şubat ahlaksız darbesiyle budanmalarının üzerinden yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra yeniden toparlanıp ayağa kalkmaya çalışıyor.

Ama şunu bilmeli ki bu kolay değil. Kolay olmadığı da bilinmiyor ne yazık ki. Zorluğu şundan: O zalim süreçte sadece o okullara değil, o okulların yeşereceği ortama, o okulları besleyen iklime, o okullara sakalık yapan gönül ehli insanlara da darbe vuruldu çünkü. Tüm bu unsurların hepsi, o kurumların yeşermesi, yetişmesi, gövermesi için şarttı. Onlar da yavaş yavaş yekinip toparlanmaya çalışıyorlar. Ve bu zaman alacak.

İşin zorluklarından birisi de şu: Halin böyle olduğu birçoklarınca bilinmiyor ya da durumun bu kadar ciddi olduğu fark edilmiyor veya inanılmak istenmiyor. Durumun bu merkezde olduğunu kabul ederek yola çıkmak gerek aslında ve bunu topluma da anlatmak gerek. Çünkü sade vatandaş çocuğunu büyük bir umutla imam hatiplere yazdırıyor ve çok şey bekliyor. Oysa o çok şeyi gerçekleştirecek bileşenler de hırpalandı zaman içinde. İmam hatipler, kanadı kırık bir kuş gibi şimdi. Kendilerini toparlamaya çalışıyorlar. Bu toparlama işinde de önce anne babaların durumu anlayıp sürece çok ciddi destek vermeleri, bir kuşağın yetişmesi için canla başla yardım etmeleri gerekiyor okullara. Bu desteği vermezlerse imam hatip kuşağının yetişeceği bir iklim ortaya çıkmayacak çünkü.

Ekrana bakan bir kuşak var artık

Unutmamalı; çocuklar artık bir insan yüzünden çok bir telefonun soğuk ekranına bakıyorlar. İlk işimiz, o çocukları tekrar insan yüzüne bakan kuşaklar haline getirmek olmalı. Bu durum, sandığımızdan daha da önemli. Önemi, Türkiye’nin dünya çapındaki psikiyatristlerinden ve aynı zamanda gönül ehli olan insanlarından Prof. Dr. Kemal Sayar’ın, “İnsanda sevgi gibi, merhamet gibi bazı duyguların açığa çıkması, muhatapla doğrudan temas kurmakla, onun yüzüne bakmakla mümkün. Diğer hallerde o duygularımız da sanal kalıyor.” tespitinde yatıyor.  

Faizsiz banka mı olur?

Bursa’daki Mihraplı Abdulkadir Can Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerine 14 Aralık Çarşamba günü “Müslüman’ın Parayla İlişkisi Nasıl Olmalı” konulu bir konferans veren Albaraka Türk Katılım Bankası Bursa/Nilüfer Şubesi müdürü Avni Günaydın’a bir öğrencinin yönelttiği, “Faizsiz bankacılık da mı var? Ama bankalar zaten faiz kurumları değil mi?” sorusu düşündürttü bana bunları. Öğrencinin bunu bilmemesine şaşırdığımı ifade ettiğim Avni Günaydın’ın, “Sadece öğrenciler değil bunu bilmeyen, bilmesi gerektiği halde bilmeyen bir sürü insan var. Öğrenciler, bilmeyenlerin en masumları.” cümleleri de ayrı bir şaşırma konusuydu benim için. Sanırım, Müslümanlıktan uzaklaşılan bir muhafazakârlık yaşıyoruz toplum olarak. Türk toplumunun sosyal yapısını en iyi bilenlerden Prof. Dr. Bedri Gencer’in, “1970’li yıllarda bir sünnetin terk edilmesinin bile toplumda onulmaz yaralar açacağı fikrinden, bir farzın terk edilmesinin bile umursanmadığı bir topluma döndük” mealindeki sözleri de buna işaret ediyor olsa gerek. Çünkü yaşamak için önce bilmek gerek ve korkarım ki bizim önce bilmek gibi yaşamsal bir konuda eksiklerimiz çok fazla.

İnsan niçin yaratıldı?

Avni Günaydın, sohbetine bu soruyu sorarak başladı. Aslında bu, kadim bir soru, felsefeyi doğuran bir soru. Bu sorunun yanıtının bir Müslüman için belli olduğunu, o yanıtın “Müslüman, Allah’a ibadet etmek için yaratılmıştır.” şeklinde olduğunu söyleyen Günaydın, “Nasıl kulluk yapacağımızı bize öğretense Kur’an-ı Kerim ve hadislerdir. Allah, Mülk suresi 67. ayette ‘Hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattım.’ diyor. Dolayısıyla insan için önemli olan güzel olup güzel davranmaktır. Güzel davranışın modeli ise Allah Resulüdür.” sözleriyle önce insanın varlık sebebine değindi.

Para, büyük yer tutuyor hayatımızda

Daha sonra Günaydın, insanoğlunun yaptığı şeylerin -kaba bir oranla- % 95’inin parayla ilgili olduğunu söyledi. Günaydın, hayatın merkezinde bu kadar yer tutan parayla ilişkinin nasıl olacağını ise şöyle açıkladı: “İslam insana parayı helal yoldan kazanmak şartıyla helal kılmıştır. Para, güçlü olmak için şarttır ve kuvvetli Müslüman da zayıf Müslüman’a yeğdir. Fakat bir Müslüman için para kazanmak kadar paranın nasıl kazanıldığı da önemlidir. İslam için para kazanma yolları çeşitlidir. Ticaret, miras, infak, emeğini bedel karşılığı satma gibi gelirler helaldir. Bunlar özellikle öğütlenir üstelik. Peygamberimiz bir tüccardı aynı zamanda. Ama Allah’ın ‘kendisine savaş açıldığını’ söylediği bir para kazanma yolu vardır ki bu asla caiz değildir. O da faizdir. Bir Müslüman, ancak Allah’a savaş açmayı göze alarak faize bulaşabilir. Faiz, toplumda adalet duygusunu yok eden, toplumu çürüten bir mikrop gibidir ve bu yüzden de kesin olarak yasaktır. Bir Müslüman, faize yanaşamaz.”

Ölçü ve tartı, aynı zamanda kendini ölçüp tartmandır

Günaydın, ikinci olarak da bir Müslüman’ın ölçü ve tartıda hile yaparak para kazanamayacağına dikkat çekti. Buradaki “ölçü ve tartıda hile yapmayı” çoğumuzun yanlış anladığını söyleyen Günaydın, konuyu şu sözlerle ete kemiğe büründürdü: “İnsanın her an’ı, her şeyi ölçüye tâbidir. İnsan, daima ölçü üzerine olmalıdır. Dolayısıyla ölçü ve tartıda hile yapmak dendiğinde sadece bir malı tartmada hile yapmak akla gelmemeli. İnsanın işyerindeki mesaisi de, başkasına sattığı işgücü de hep ölçüye tâbidir. Sadece bireyler olarak değil, toplum olarak da bir ölçü üzerine olmamız gerekiyor. Müslüman devletlerin zayıf düşmesinin sebeplerinden biri de, ölçüyü gözetmemeleridir.”

Kötü olan para değil, parayı kazanma yoludur

Müslüman’ın meşru yollardan zengin ve dolayısıyla güçlü olmak gibi bir mükellefiyetinin bulunduğunu söyleyen Günaydın, burada hassas noktanın ne olduğunu da şu sözlerle ifade ederek konuşmasını sonlandırdı: “Aslında kötü olan para değil, parayı kazanma yolu ve onu kullanma biçimidir. Müslüman zengin olmalıdır ki hacca gidebilsin, zekât verebilsin, malını infak edebilsin. Müslüman zengin olmalıdır ki Suriye’de akan kanı durdurabilsin, Irak’ın gözyaşlarını silebilsin, Arakan’daki açlıktan ölümleri engelleyebilsin… Tüm bunlar için para gerekli ama bir Müslüman ‘Para kazanayım da nasıl kazanırsam kazanayım!’ diyemez. Çünkü gayrimeşru yollardan kazanılan parayla hayır olmaz, başka insanlara yardım edilmez. Unutmayın ki İslam, bir kötülüğün defedilmesini bir hayrın yapılmasından daha öncelikli görür. Bu konuda günümüz Müslüman devletlerinde ciddi sıkıntılar olduğunu görüyor ve üzülüyoruz. Allah hepimizi hayırlarla iştigal eden kullarından eylesin.”

 

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 16 Aralık 2016, 12:29
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20