banner17

Müslümanca Uyanış Konferansında ne oldu?

İyi bir niyetle Tahran'da organize edilmiş olan Müslümanca Uyanış Gençlik Konferansına katıldım.

Müslümanca Uyanış Konferansında ne oldu?

 

Müslümanca Uyanış, 2010’un Aralık ayında Tunus’ta başlayan ayaklanmaların Mısır, Yemen, Cezayir ve Ürdün’e de yayılması sonucunda Müslüman Ülkelerin artık diktayla değil Müslümanca yönetilmesi gerektiği sonucundan çıkmış bir kavram.

İran’ın Müslümanca Uyanış (İslamic Awakening) adı altında Müslümanları bir araya getirmeye vahdet çizgisine çağırmaya yanaşması güzel bir davranış olarak gördüm ve programa katıldım. Müslümanca Uyanış Gençlik Konferansı’nın sadece bir konferanstan ibaret olmaması gerektiğini düşünen yetkililer Müslümanca bir devlet yönetimi nasıl olmalıdır, Müslüman gençleri yönlendiren alim ve bilginlerin fikirleri üzerine makaleler ve önerileri değerlendirmiş ve katılanların fikir olarak az çok bir alt yapıyla gelmelerini sağlamışlar.Müslümanca Uyanış Gençlik Konferansı

Müslümanlar birlik olmalı ama nasıl?

Programa giderken aklımda beliren, İran’ın muhtemel bir Şialık propagandası yapacağı fikriydi. Ancak program içeriğinde ve konuştuğumuz katılımcıların tavırlarında Şii-Sünni ayrımından ziyade birlik olmanın öneminden dem vurulması, mezhep çatışmalarının Siyonistlerin Müslümanları bölmek için bir oyun olduğunun ısrarla vurgulanması bu fikri yok etti. Neyse fazla uzatmadan programa geçeyim. 28 Ocak günü Tahran’a indiğimizde özel misafir olarak karşılanıp Tahran’ın gözde otellerinden Azadi Otel’e geçtik. 6-7 saat kadar rötarlı geldiğimiz için gün içerisinde yalnızca Press Tv’yi gezdik ve oteldeki arkadaşlarla tanıştık.

Pazar günü programın açılışında konuşan Ahmedinejad Müslümanların birlik olması gerektiğini ve Müslümanların bir bütün olamamasının en çok Siyonistlere yaradığını vurguladı. Farklı Müslüman ülke ve mezheplerden katılan katılımcılar da aynı noktada birleşiyorlardı. Ertesi gün sabah konuşan Hamaney de konuşmasında Müslüman halkların birliği için İran’ın elinden geleni yaptığını ve yapacağını söylüyordu.

Müslümanca Uyanış Gençlik Konferansı

İran, Müslüman ülkelere önderlik yolunda

75 ülkeden 1500 Müslüman gencin bir araya getirilmesi ve bunun herhangi bir mezhep ayrımı yapılmadan yapılmaya çalışılması gerçekten takdire şayan bir olay. Tarihte baktığımızda İslâm ümmetine önderlikte üç millet öne çıkıyor. Osmanlı, İran ve Mısır. Mısır’ın şu anki durumundan ötürü geri planda kaldığını göz önüne alırsak elde Türkiye ve İran kalıyor. Türkiye’nin son on yılda Uluslar arası arenada parmakla gösterilen bir konum alması, Müslüman halkların sıkıntılarını dile getirmesi İran’ı da harekete ittiğini düşündürüyor bana. Arap Baharı’nda ayaklanan ülkelere ‘Biz devrimi 79'da yaptık ve 30 küsur yılda çok yol kat ettik. Bu konuda size abilik yapabiliriz.’ iddiasıyla yola çıkmaları da gayet mantıklı. Ancak siz de takdir edersiniz ki bu iş öyle kolay bir iş değil. Bu haberi yazmak için yaklaşık bir hafta beklememin sebebi de kendimce bir değerlendirme yapmak istememdi.

Müslüman ülkelere önderlik yapma amacını güden, Filistin için İsrail ve ABD’ye kafa tutan İran’ın masumiyet karinesi bence Suriye’nin şu anki durumuna bulundukları taraftır. Ve içim acıyarak görüyorum ki her yerde İran İslam Cumhuriyetinin, Beşer Esed’den yana tavır aldığı ifade ediliyor. Humus kentinde yapılan katliama Türkiye’deki İranla irtibatlı olduğu ifade edilen haber sitelerinin Esed’i savunur açıklamalar yaptığı belirtiliyor.

Elbette Suriye'deki olanların faturasını tamamen İran'a çıkarmaya, yıkmaya çalışmak da sağlıklı bir tepki değil. Burada başka bir işlerin döndüğünü biraz itidal sahibi herkes anlayabilir. Yeni bir kargaşanın kurgulandığını, Esed'e kabartılan öfkenin -hazır bir öfke kabartılmışken İran'a da yönlendirilmeye çalışılması gibi basit bir oyuna gelmeye elbette gerek yok. Keşke İran Müslümanları da, Türkiye Müslümanları da Müslümanların birlik ve beraberliği hususunda programlardaki kadar ciddi olabilsek!

Müslümanların uyanışı elbet gerçekleşecektir. Bakalım bu uyanış İranlı mı olacak İransız mı?

 

Burak Gültekin eş-şa'ab yurid iskat el nizam diyerek yazdı.

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2012, 04:02
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
MUHAMMED
MUHAMMED - 7 yıl Önce

Burak kardeşimizin belirtmiş olduğu konferasta en güzel değerlendirmelerden birinide sayın İbrahim Caferi yapmıştır... O diyordu ki: "Bir devrimden bahsediyorsk devrimin öncüsü olmalı." evet cok önemli bir tespittir bu bizim arap kardeşlerimizin uyanmış olmaları cok hoş elbette ama kim uyandırdı hangi alim yada hadi bir vesile uyandırıldık peki bizi kim çekiştirip cevirecek yolu kim gösterecek kim cesaretlendirecek...

MUHAMMED
MUHAMMED - 7 yıl Önce

Mısırda devrimin galibi ihvan, eylemlere enson katılan ve acıktan desteğini en son açıklayan guruptu bu sürece fazla tepkisel yaklaşmak yerine sahiplenmeye(islamileştirmeye)çalışan İran'ın tutumu sanrım en makul tutumdur... kaldı ki? eger arap kardeşlerimiz model olarak türkiyeyi görürlerse iranın agabeyliği yerine muhtemelen her zaman içerde bir ergenekon korkusu bekletilecektir... fakat iran model alınırsa tek düşman abd ve siyonistler olacaktır.. karar arap kardeşlerimizin...

muzaffer
muzaffer - 7 yıl Önce

panfarsist ve mezhepçi siyaseti de olmasa suriyede de müslümanca tavır alsa keşke iranlı kardeşler...ırkçılığın mezhepciliğin çıkarcılığın canı cehenneme...

banner8

banner20