banner17

Müslümana ibadet yasaklansın!

Avrupa'nın her konuda söz sahibi tek kuvvetli ülkesi şimdi ise "İslam Düşmanlığı"na soyunuyor..

Müslümana ibadet yasaklansın!

Angela Merkel1990 sonrası siyaseti tam manasıyla Türkiye’deki sol siyasete indirgenen Almanya’da sonunda yabancı düşmanlığının yanı sıra din düşmanlığı da peydah oldu.

Almanya başbakanı Angela Merkel “Biz bir hata yaptık gurbetçi işçileri işleri bitince buradan gidecekler sandık fakat gitmediler” demesi muhakkak ki ortamı yumuşatmak ve ülkedeki multikültürel yapıyı kabullenmek adına bir hareketti.

Fakat yine de olan oldu. Alman Sosyademokrat Partisi (SPD)’ne yakınlığı ile bilinen Friedrich Ebert Araştırma Vakfı bir anket yayınladı.

Friedrich Ebert Araştırma VakfıÇağımızın “Zombie”leri: Irkçılar

Geçtiğimiz aylarda Alman basınını takip edenler mutlaka: gerek yüksek bürokratların gerek gazete yazarlarının gerekse politikacı veya TV yapımcılarının birkaç defa herhangi bir şekilde göçmenleri hedef aldığına tanıklık etmiştir.

Almanya’da yükselen yabancı düşmanlığı 1990 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması ile aslında küllerinden yeniden doğmuştu. Lakin doğu Almanların hayata tutunabilmeleri, ülkede ani bir şekilde fuhuş patlaması olması, bir Doğu Alman Markı’nın 1 Batı Alman Markı’nın yerine geçmesi gibi problemlerin ve benzerlerinin zincirleme etkisiyle ancak 2010 yılında bu azılı düşmanlık baş gösterdi.

Solingen'de yakılarak öldürülen Türklerin cenazesi

“Solingen’i unutmadık” diyeceksiniz belki de. Benzeri olaylar hep oldu. Hep oluyordu. Aşırı Alman Milliyetçileri varlıklarını şiddet olaylarıyla bir şekilde hep belli ediyorlardı. Bu sefer durum farklı. Çok farklı.

Neden Böyle oldun Almanya?

Merkel’in en büyük özelliği dobra dobra konuşmasıdır. Aslında Almanya’nın gerek siyasette gerekse sanayide en fazla söz sahibi olan Bavyera Eyaletinde bu çok olağan bir özelliktir “dobra olmak”. Hamburg’lu Merkel çok kuzeyden de olsa aynı özellikleri taşıyan bir şehrin siyasetçisi olarak deyim yerindeyse baştan aşağıya Almanya’yı etkilemekte.

Alman MüslümanBu dobralık sonuç itibariyle “öyle başa böyle tarak” deyimi yerince demagojiye de yöneldi. İslam kültürüne yabancı olan ve 11 Eylül psikolojisi içinde bulunan Avrupa’nın Merkezi tutarlı Almanya da tutarsız bir kuzey ülkesi olma yolunda ilerliyor.

Friedrich Ebert Vakfı'nın yaptığı "Krizin ortasında" adlı kamuoyu araştırmasına göre; Alman halkının yüzde 34.3'ü "Yabancılar bizim sosyal sistemimizi kullanmak, istismar etmek için geliyor", yüzde 35.5'i "Fazla yabancı yoluyla Almanya tehlikeli ölçüde yabancılaşıyor" inancına sahip.

Müslümanlar ibadet etmesin!

İslam düşmanlığı ise çok daha büyük oranda artmış. Anket araştırmasına katılanların yüzde 58,4 gibi büyük bir oranı, "Almanya'da Müslümanlar için dini uygulamalar çok büyük oranda sınırlanmalı" görüşünde. Bu oran doğu eyaletlerinde ise yüzde 75’e varıyor.

Doğu eyaletlerinde bu oranın yüksek olması ise doğudaki işsizlerin batıda daha yoğun olan istihdam kaynaklarından daha çok Türklerin faydalanıyor olmasını çekememeleri düşünülebilir. Bir başka deyişle: Alman hükümetinin birleşen ülkenin iki yarısı arasındaki sanayi dengesini kuramaması İslam düşmanlığını tetikliyor.

20595

Ucuz siyasette bizim eski kafalı politikacılarımızı taklit ediyorlar

2010 Ağustos’unda Thilo Sarrazin'in (SPD) yaktığı Müslüman karşıtı ateş, Yeşiller Partisi ve Sol Parti haricindeki bütün siyasi partileri sarmış görünüyor. Metnin başında da belirttiğim gibi Türkiye’deki “Cumhuriyet elden gidiyor”, “Din elden gidiyor”, “Türkiye’yi parçalayacaklar” veya “Kıbrıs’ı satacaklar” söylemleri kadar prim yapan bir söyleme / siyasi malzemeye sahip oldu almanlar. İslam ve Müslüman göçmen karşıtı slogan ve fikirler politikacılar için en geçerli oy avlama silahı şekline büründü.

Thilo Sarrazin

Asalım! Keselim! Yakalım!

Friedrich Ebert Vakfı objektif (!) davranarak ankete katılanların %25’inin ırkçı söylemleri desteklediğini de vurguluyor. Henüz iki yıl önce bile bu oran %20 civarında imiş. Böylesi bir sunum şekli Almanya’da Müslümanları bekleyen tehlikelerin ne kadar “normal” olduğunu göstermekte.Merve Şerbini - Almanya'da mahkeme binasında bıçaklanarak öldürülmüştü

Yine aynı araştırmaya göre her dört Alman’dan biri ülkenin bir lidere (Führer’e) ihtiyaç duyduğuna inanların oranı yüzde 25. Sert bir hükümet partisi isteyenlerin oranı ise yüzde 10 civarında.

Bu araştırma sonucuna göre ise Alman uzmanların deyişiyle ülkede sağcı populistlerin politik kazanç elde etmeleri kaçınılmaz imiş.

Bir avuç Alman’ın fikri tüm Almanya’nın mı oldu?

Şimdi sıkı durun, anket yaşları 14 ila 90 arasında değişen 2.500 kişi üzerinde yapılmış. 90’lardan önceki Almanya böylesi bir anketi ciddiye almaz, basına taşımaz hatta Deutsche Welle gibi bir ajans bunu dünyaya bile duyurmazdı.

Şimdi ise ucuzlayan dünya siyaseti ve ucuzlayan Müslüman hayatının Avrupadaki baş aktörü olmak yolunda çakma Avrupalı, islam ve tesettür düşmanı, yahudi Sarkozy’i sollamış vaziyette ilerliyorlar.

 

Kerem Abadi “yavrum döşlant n’oldu sana?” diyor

Güncelleme Tarihi: 22 Ekim 2010, 17:15
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20