banner17

Müslüman zahmet değil rahmet olan insandır

Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, İstanbul Tasarım Merkezi’ndeki seminerlerine devam ediyor. Geçen haftaki konuşmasının başlığı ise 'Modern Dünyada Güncel İslam Meseleleri ve İslam Ahlakı'ydı. Hatice Sarı yazdı.

Müslüman zahmet değil rahmet olan insandır

 

 

Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, İstanbul Tasarım Merkezi’ndeki seminerlerine devam ediyor. “Modern Dünyada Güncel İslam Meseleleri ve İslam Ahlakı” başlıklı konuşmasını yapan Mustafa Çağrıcı sözlerine şöyle başladı:

“Dünya üzerindeki büyük etkisi dolayısıyla Batı dünyasına baktığımızda güncel konular, ortaya çıkan sorunlar ve bu sorunlar üzerine yapılan tartışmaların, genellikle görünürde farklı gibi olsa da, onların birer ahlak meseleleri olduğunu görüyoruz. İster siyasi konularda, ister ekonomik, ister insanlar arası konuşmaların sorunlarının temelinde ahlak meseleleri yattığını görüyoruz. İslam dünyasına baktığımızda çok ciddi sorunlar görüyoruz. Ekonomik sorunlar, insanlar arasındaki kutuplaşmalar, mezhepleşmeler vs. bütün bunlar özünde ahlaki problemler vardır. Bütün bu sorunların arkasında yatan sebep bazı komplekleridir. Bunlar kişisel çıkarlar, menfaatler, başkalarını kendi egemenliği altına alma hevesleri, hırsları… Dünyaya baktığımızda da aynı şeyi görüyoruz, insanın iç zaaflarının daha küreselleşmiş halini görüyoruz.”

Mustafa Çağrıcı, "modern dünya deyince içinde yaşadığımız çağı anlıyoruz ama daha çok da modern kelimesinin çağrışımı ve de bütün dünyayı etkilemesi dolayısıyla modern Batı’nın ürettiği ahlak meseleleri, buna bağlı olarak İslam ahlak meseleleri nelerdir", "İslamiyet bu ahlak meseleleri konusunda ne diyor" sorularına bu sohbet vesilesi ile cevap verdi.

Asıl mesele, insan fıtratının bozulmasıdır

Günümüzde çok ciddi ahlak meseleleri ile karşı karşıyayız. İslam dünyasında ve kendi ülkemizde yaşanan olayların arkasında yatan asıl neden, insan fıtratının bozulması, dejenere olmasıdır. Toplumda hiçbir zaman melekler topluluğu şeklinde insan topluluğu olmamıştır. Tarihin her döneminde, her medeniyette ahlaki problemler olmuştur fakat Mustafa Çağrıcı’nın deyimiyle, tarihin hiçbir döneminde bu zamanki kadar çok ahlaki sorunlar yaşanmamıştır:

“Herkes gücü ölçüsünde etrafındaki mazlumlar halkasını zenginleştirir. Sıradan bir insan etrafındaki küçük çevrede ahlaki tahribatı yapar, daha büyük, daha silahlanmış topluluklar ise, daha büyük ve küresel bir çevrede ahlaki tahribatlar oluşturur. Dinin amacı da, insanoğlunu kendi nefsiyle baş başa bırakmamak, nefsine mağlub olmasını engellemektir. Hz. Peygamber, 'Ben ahlak özelliklerini tamamlamak için gönderildim' buyurur. Buradan da dinin amacının ahlakı güzelleştirmek olduğunu anlarız.

Hadis-i şeriflerde komşularımızın bizden emin olmasına atıfta bulunur. Kur’ân-ı Kerîm’de 'Komşuna zarar verme!' der ve hadis-i şerifte de 'Komşuna zarar veriyorsan, sen gerçek manada iman etmiş olmazsın!' buyrulur. Şimdi iletişim küreselleştiği için ve dünyanın öteki ucundaki insana rahatlıkla ulaşabildiğimiz için, tüm dünya bizim komşumuz sayılıyor bu çağda. Dolayısıyla dünyadaki hiçbir insana zarar vermemek bu ayet-i kerime ve hadis-i şerifin gereğini yapmak anlamına geliyor.”

Tüm ilahi kitaplarda haramların kati suretle belirlendiği ve bu haramların birbirine benzer şeyler olduğunu söyleyen Çağrıcı, “İlahi kitapların evrensel ahlak mesajları vardır. Anne-babaya saygı göstermek, insanları öldürmemek, cana kıymamak, insanların mallarını çalmamak ki bu çalmak meselesini ülkelerin sömürge faaliyetleri kapsamında da düşünebiliriz; sömürgecilik de çalmaktır, bunun gibi maddeler hem Kur’ân’da, hem İncil’de hem de Tevrat’ta bulunur. Diğer tüm batıl dinlerde de bu kaideler vardır” diye konuştu.

‘Müslüman insan’ denilince akla, zahmet olan değil rahmet olan insan modeli gelecek. Kur’ân’da altı bin küsur ayet var. Tüm ayetleri topladığımızda âlimler bunların arkasındaki iki temel üzerinde dururlar. Allah’ın kullarına saygılı olmak ve Allah’ın yarattıklarını canlısıyla cansızıyla, siyahıyla beyazıyla, büyüğüyle küçüğüyle herkese rahmet olmak ve iyilik etmek. “Peki bu ayetlerle donatılan mümin insanın tanımı nedir?” diye soran Mustafa Çağrıcı şöyle yanıt verdi:

Kendileri gibi olmayan insanlar acı çekiyor ama Batı dünyasının umurunda değil

“Kur’ân’a ve hadislere bakarak toplamaya çalıştım. İlk olarak iman-ı kâmil olmalı insan. Bunun için kalbimizde ihsan olmalı, her türlü ibadetlerinde sanki Allah’ın bizi görüyormuşçasına davranmak. Biz Allah’ı görmüyorsak da Allah bizi görmektedir zira. Daha sonra iyi mümin amel-i salih sahibidir. Kur’ân-ı Kerîm’de, 'iman edenler ve salih amel işleyenler' buyrulur yüzlerce yerde. Böyle bir amel hayatımız olacak. Diğer bir özellik ahlak güzelliğidir. İyi bir müminin ahlakı güzeldir. Peygamberimiz, 'Sizin en hayırlınız ahlakı güzeli olanınızdır' buyuruyor. Ayrıca kalbi takvalı olmalıdır. Her davranışın hesabını vereceği korkusuyla yaşamaktır takva. Müslüman insan kalbi vicdanı dolu olan insandır. Acıma hissi olmayan Müslüman olamaz. 'Sizin çektiğiniz sıkıntılar O’na ağır gelir!' buyrulur, Hz. Peygamber gibi başkasının acısını kalbimizde hissedebiliyor muyuz? Çevremizin sorunlarını içimizde yaşayabiliyor muyuz? Bu Muhammedî ahlaktan gelir. Kendileri gibi olmayan insanlar acı çekiyor ama Batı dünyasının umurunda değil. Bu çok büyük bir ahlak problemidir.”

İslam’da ahlak sorunları için başkasının sızısını kalbimizde duymanın birinci şart olduğunu söyleyen Mustafa Çağrıcı, Hz. Ömer’in bu sızısını anlatan Akif’in şu beyitini hatırlattı: “Kenar-ı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu, Gelir de Adl-i İlahi sorar Ömer'den onu.”

“Nihilist anlayışı, yani her türlü geleneği reddedip her türlü kötülüğe kucak açan bakış açısını yasaklamıştır İslam. İslam’ın ahlakı biri acı çektiğinde yıkılabilme ahlakıdır” diyen Çağrıcı, bugünün temel sorunlarından da bahsetti:

“Modern Batı dünyasının, Cemil Meriç’in dediği gibi 'Bütün kötülüklerin kaynağı Avrupa’dır' sözünde konu edilen Batı dünyasının güncel ahlak meseleleri nedir peki? Neden Batı dünyası evrensel insanlık sorunları oluşturuyor? Dünyada acıya, kana finans sağlayanlara baktığımızda hep batı olduğunu görüyoruz. Eski Alman Sosyalist Parti lideri Helmut Schmidt, ‘Toplumumuzun dört bir yanında bugüne kadar görülmemiş ölçüde başkalarını hiçe sayan bir bencillik, kendisinden başkasını düşünmeme, açgözlülük yayılmaktadır’ diyor. Doğum oranlarının düşmesi, acının ve kanın artması hep ahlakın yoksunluğundan kaynaklanıyor. Batı ülkelerine baktığımızda nüfusun çok gerilediğini görüyoruz.”

Mustafa Çağrıcı İstanbul müftüsü iken Alman Baş Piskoposu Türkiye’ye geldiğinde bir sohbet esnasında Avrupa Birliği gibi konulardan konuşurken "Avrupa Birliği’ne girmemizi neden istemiyorsunuz?” diye sorunca, “Biz geleceğimizden korkuyoruz; çünkü böyle giderse Almanya’da Müslümanların nüfusu Hristiyan Almanların nüfusundan daha çok olacak, biz bundan korkuyoruz” diye cevap almış piskopostan.

Ahlak meselelerini masaya yatırıp gereğini yaptıktan sonra Müslümanların diğer dünya milletlerine yöneticilik, sanat, edebiyat, vb. her konuda korku salması çok da anormal değil aslında.

 

Hatice Sarı yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Nisan 2014, 17:06
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20